ucuz escort kumburgaz escort sefaköy escort başakşehir escort gaziosmanpaşa escort küçükçekmece escort bahçelievler escort silivri escort
Bostancı escort Ataşehir escort kadiköy escort ümraniye escort anadolu yakası escort Pendik escort Kurtköy escort pendik escort kurtköy escort maltepe escort kartal escort kartal escort kadikoy escort anadolu yakası escort anadolu yakası escort kadiköy escort
Ataşehir escort Kadıkoy escort Bostancı escort Bostancı escort ümraniye escort Kartal escort Kartal escort Kartal escort Maltepe escort Maltepe escort Maltepe escort Pendik escort Ataşehir escort Kadıkoy escort Pendik escort Antalya escort Antalya escort buca escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bahçeşehir escort
Bugun...


Müslüm KABADAYI

facebook-paylas
Dostluk Ölümü Aşar
Tarih: 16-01-2021 12:00:00 Güncelleme: 16-01-2021 12:00:00


Cemal Süreya, “Üstü Kalsın” şiirinde “Her ölüm erken ölümdür” der. Genç ölümlerine, evlat acılarına büyüklerin kaybının da göz ardı edilmemesi gerektiğini hissettiren bu dizenin ardından, on yıldır “Dostluk ölümsüz ömürdür” dizemi söyler dururum.

Korona günlerinde, acılar katlanarak yürekleri dağlıyor. Bir yandan da insanı güzelleştiren değerlerin ne olduğunu, vicdanı ve bilinci körelmemişlere derinden hissettiriyor. Bugün öne çıkan değerlerimizi “3D” ile formüle ediyorum: Direnç-Dayanışma-Dostluk… Bu üç değerle kişiliği ve bilinci perçinlenen insan, zorlukların üstesinden gelmek için mücadele ettiği gibi bunu dostluk ve dayanışmayla yaşam direncine dönüştürüyor. Böylece, kapitalizmin kirletme ve çürütme mekanizmalarının, kendi çevresinde yaygınlaşmasının önüne geçtiği gibi başka direnç noktalarının oluşmasına moral kaynağı olarak destek veriyor. Ne güzel insan onlar ki, dirençleri direncimiz olsun…

Türkiye’nin değişik kentlerinde ve başka ülkelerde yaşayan kadim ve “ölümsüz ömür”ün kaldıracı dostlarımız var. Dostluk ilişkisi bu minval üzere kuran ve sürdürenlere önce bin selam göndermek istiyorum. Peki, bu “minval” ne? Toplumsal ilişkilerdeki eşitsizliği ve baskıyı ortadan kaldırmak, kişisel ilişkilerde güveni ve dostluğu pekiştirmek... Bunun için kendi yetenekleri, olanakları doğrultusunda çaba gösterenler, gözümüzün ışığı, yüreğimizin ateşidir.

Böyle dostlarımdan ilkini dokuz yıl önce, ikisini de bir ay içinde yıldızlara uğurladık. Yıldız tozlarının devinim, bireşim ve dönüşümüyle oluşan bedenimizi, toprak emip dönüştürürken, yeni kuşaklara miras kalan bilincimizin yansımaları, yeniden üretilmeye devam eder. Varışlı’yı Diyarbakır’da trafik kazası, Yatkın’ı Samandağ’da ve Olcayto’yu İstanbul’da korona aramızdan aldı. “Erkenin de erkeni ölüm”ün yıldızlara götürdüğü bu üç dostumun bilinçlerinin yansımaları, bilincim(iz)de-yüreğim(iz)de yeniden üretilmeye devam ediyor ve edecek.

Bu dostlarımı da “3M” olarak kodluyorum: Mustafa Varışlı, Mustafa Yatkın, Mustafa Olcayto. Kısaca “Üç Mustafa”… Mustafa’ların ilki, Kışlak’ta öksüz ve yetim büyümesine karşın, insan sevgisiyle toplumcu bilincini birleştirmiş çocukluk arkadaşım ve gençlik dostumdu. Mustafa’ların ikincisi, Samandağ’da erken yaşta sosyalist mücadeleye katılmış, yüksek öğrenimini Ankara’da yaparken tanışıp yoldaş olduğumuz ve dostluğumuza halel getirmediğimiz özverili insandı. Mustafa’ların üçüncüsünü, Trabzon’da öğretmenlik yaptığımda tanıdım. Aramızda hep “Olcayto” olarak belleğimize kazıdığımız, sakin ama kararlı bir işçi sınıfı militanıydı. Karayolları’nda çalışan işçi önderlerindendi. Dostluk kurup yoldaşlık yapmaktan onur duyduğum Mustafa Olcayto’yla aralıklı görüşsek de güvenimiz hiç sarsılmadı.  

Evet, “Üç Mustafa”nın her birinin özgün yönleri vardı. Bizi “ölümsüz ömür”e yolculuk yaptıran ortaklığımız şuydu: Direnç-Dayanışma-Dostluk… Bu koşullarda sorumluluğumun daha çok arttığının farkındayım. “Üç Mustafa”yla onlarca yıl “3D”ye yürekten bağlı sürdürdüğümüz ilişkileri, çocuklarımız arasında kuramamanın burukluğunu daha derinden hissediyorum şimdi. Varışlı ve Yatkın Mustafa’larımızın çocuklarıyla bağımız hiç kopmadı. Olcayto Mustafa’nınkilerle tanıştığımızda küçüktüler. Kendisinin korona nedeniyle hastanede yattığı dönemde Bengisu’yla telefonlaşarak ve yazışarak diyalog kurabildik. Şimdi bunu daha çok geliştirmek durumundayız.

İrademiz dışında yaşam ve ilgi alanlarımızın farklılaştığı bir dönemde, yeni kuşakla ilişkileri sürdürmenin zorluğunu çocuklarımızdan biliyorum. Türkiye’nin en güzel ve uzun 1960’lı yıllarında biçimlenmiş çocukluğumuz ve 1970’li yıllarında politik olarak da gelişmiş gençliğimizle bizler, her koşulda birbirimizi bulup “3D”yle yaşama sarılmayı bir biçimde başarabildik. Şimdi, yeni kuşakların kendi dönemlerinin gerçekleri üzerinden insani ve toplumcu değerler için bu “3D”yi kendi yöntemleriyle geliştirmelerinin yolunu açmak gerekiyor. “Üç Mustafa”larımızın güzel çocukları ve bizim kızlarımızın bu yolu açacaklarına güveniyorum. Çünkü onlar, bizim kültür genlerimizi bir biçimde aldılar.

 “Üç Mustafa”ların bedenleri toprakta başka biçimlere dönüşürken, özlerindeki “3D”yi yeni kuşakların yeniden üretip geliştirmeleri için mücadele etmek sorumluluğu da bize düşüyor. Varışlı, Yatkın ve Olcayto Mustafa’larımızı sevgi ve özlemle anarken, yıldızlarla bize ışıldadıklarını düşünüyorum.



Bu yazı 543 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI