Trabzonspor maçı olduğunda malum heyecan bir o kadar artıyor. Maçı merakla bekliyoruz.
Maçın ilk dakikalarında ilk atağımızda Sturidge’in mükemmel ara pasıyla buluşan Sörloth’la golü bulduk. Maç 1-0’a gelince, ‘rahat kazanırız’ diye düşündük. Trabzonspor maç 0-0 iken o kadar güzel futbol oynuyordu ki, hayretler içerisinde kaldım. Golü bulup daha iyi oynayacağımıza geriye yaslandık.
Geri yaslanınca haklı olarak golü de kalemizde gördük. Maça eşitlik geldi. Tam içimize bir korku düşmüştü ki Yusuf Sarı'nın ortasında doğru zamanda doğru yerde olan Nwakaeme Antalya'da skoru 1-2'ye getirdi.
Attığı gole rağmen maçın genelinde vasat bir oyun ortaya koyan Nwakaeme’nin eski günlerini arar olduk. Neden böyle anlayamadık. Varsa bir sorunu çözülmeli. Bu takımın kendisine ihtiyacı var.
Trabzonspor’un öne geçmesine rağmen içimizde hâlâ bir korku vardı.
Takım tekrar geri yaslanırsa yine golü yeriz diye düşünüyorduk ki Trabzonspor bu sefer rakip kaleye yüklendi, geri yaslanmadı. Bunun da meyvesini Yusuf Sarı'nın güzel golüyle aldı. Antalya’da skor 1-3 oldu. Trabzonspor eğer "Olacağız da" sloganını gerçekleştirmek istiyorsa bu tür maçları mutlaka kazanmalıdır.
İlk yarı 1-3 bitince...
Bunun üstüne "Kebap" yiyilir dedik. Valla öyle de yaptık, ikinci yarı başlayana kadar kebabı yedik.
İkinci yarıda ise Trabzonspor’dan çok, Antalyaspor baskısı vardı. Antalya yaptığı iki değişiklikle maçın üstünlüğünü ele aldı.
Dakikalar 59’u gösterirken, Sturidge - Ekuban değişikliği geldi. Sturridge gibi biz de şaşırdık. Neden bu kadar erken yapıldı bilmiyoruz! Takdiri kamuoyuna bırakıyoruz. Bu değişikliği biraz geciktirebilirdi.
Belki orta sahaya Hosseini takviye edilebilirdi. Ya da, Doğan Erdoğan girebilirdi.
Ama neyse ki bugünü kayıpsız atlatarak Antalya'dan üç puanla döndük.
Haftaya devamı gelir inşallah…