Bugun...


DEVA Partisi Kurucusu Günaydın üyelikten ve tüm görevlerinden istifa etti
Tarih: 27-06-2023 19:18:53 Güncelleme: 27-06-2023 19:30:53 + -


DEVA Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Prof.Dr. İhsan Günaydın, partideki kurucu üyeliğinden vetüm görevlerinden istifa ettiğini duyurdu. Yazılı bir açıklama yapan Günaydın, ortada bir başarısızlık olduğunu belirterek istifa gerekçelerini 12 maddede sıraladı.

facebook-paylas
Tarih: 27-06-2023 19:18

DEVA Partisi Kurucusu Günaydın üyelikten ve tüm görevlerinden istifa etti

Yazılı bir açıklama yapan Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Kurucusu Günaydın, “Aşağıdaki nedenlerden dolayı Demokrasi ve Atılım Partisi Kurucu Üyeliğinden ve tüm görevlerimden istifa ediyorum. “ dedi.

Başta ekonomi olmak üzere ülkede yaşanan sorunlara çözüm bulabilmek adına Deva Partisi kurucusu olma teklifini kabul ettiğini belirten Günaydın, “Öncelikle, ülkemizde ekonomi başta olmak üzere hemen her alanda yaşanan sorunlara çözüm bulabilmek, ülkemiz için yeni bir umut ve alternatif olabilmek için Demokrasi ve Atılım Partisi kurucusu olma teklifini kabul ederek kurucular arasında yer aldım.  Kuruluş aşamasında kapsayıcı büyüme, yerel ekonomik kalkınma, turizm, çevre ve eğitim alanlarındaki program yazım çalışmalarına ve parti kurulduktan sonra da ekonomi ve finans politikaları kurulunda ve teşkilat işleri başkan yardımcısı  olarak  her  şartta  görevimi  aksatmadan  yerine  getirmeye çalıştım.  Partinin kurulduğu  9  Mart  2020  tarihinden  sonra  akademisyen  sorumluluğu  ve eleştiriyi  kişinin  kendisine, övgüyü  ise  herkesin  huzurunda  ifade  etme  anlayışı  ile  partide yapılan yanlışları söylem ve  eylem tutarsızlıklarını Genel Başkanla,  ilki Temmuz 2020’de olmak üzere beş kez yüz yüze görüşerek ve bir kez de 11 sayfalık rapor yazarak dile getirdim.” dedi.

“ORTADA BİR BAŞARISIZLIK OLDUĞUNU İFADE ETTİM”

Seçim sonrası partisi tarafından yapılan değerlendirme toplantısına katıldığını ve ortada bir başarı değil başarısızlık olduğunu ifade ettiğini kaydeden Günaydın, “Seçim sonrası değerlendirme amaçlı davet  edildiğim  ve  2  Haziran  2023  Cuma  günü yapılan toplantıda da Genel Başkana, geldiğimiz noktada daha önce kendisine ifade ettiğim hususların  gerçekleştiğini,  parti  kimliği  altında  ülkemizin  sorunlarını  ortaya  koyup  çözüm önerilerimizi  halkımızla  paylaşmak  suretiyle  seçime  girmek  yerine  CHP  listelerinden girilmesinin ve siyasi rüşvet olarak ifade edilen 15 milletvekili alınmasının başarı değil,  büyük bir başarısızlık olduğunu ifade ettim. Aynı zamanda, partinin milli ve manevi değerlere aykırı  olan marjinal söylemlerin merkezi haline geldiğini, ekran yüzlerinin hep aynı kişiler olduğunu, bunların  yetersiz  kaldığını  ve  partinin  potansiyelini  yansıtamadığını,  alanı  ile  ilgili  olmayan Genel Merkez Başkanlık Kurulu(GMBK) üyelerinin değiştirilerek yeni yüzlerle hemen kongre kararı alınarak yeni bir yol haritasının belirlenmesi gerektiğini ifade ettim. Ancak, Genel Başkan ve etrafındaki dar kadro gelinen noktayı başarısızlık değil başarı gördüklerini, Genel Başkanın dar kadrosu yanında olmadan kurucu üyelerle bile görüşme yoluna gidemediğini ve bunları yanında bulundurarak partinin sahiplerinin bu kadro olduğu imajını verdiğini, Genel Başkanın, normal  zamanı  gelen  kongreye  gitse  bile  Genel  Merkez  Başkanlık Kurulu’nda değişiklik yapmayacağını ve etrafındaki  kadronun etki ve yönlendirmesinden çıkamayacağını tekraren gördüm. Nitekim, son yapılan görevlendirmelerle GMBK’da değişiklik yapmadığı gibi milli ve manevi  değerlere  uygun  olmayan  marjinal  görüşlerin  temsilcilerinin  bazılarını  aynı  görevde tutmuş,  bazılarını  ise  daha  etkin  konumlara  getirmiştir.” ifadelerine yer verdi.

“PARTİDE LİDER VE YÖNETİM ZAFİYETİ ARTARAK DEVAM EDİYOR”

Günaydın, istifa gerekçelerini ise şöyle sıraladı:

“Gördüğüm  lüzum  üzerine  gibi  klişe ifadelerle  geçiştirmek  yerine  akademisyen  sorumluluğuyla  teşkilatların  ve  kamuoyunun bilmesinde yarar gördüğüm ve tamamını  daha önce özelde ve genelde ilgili kişi/kişilere ifade ettiğim şu nedenlerle partiden ayrılmaya karar verdim:

1.Partide  lider  ve  yönetim  zafiyeti  artarak  devam  etmektedir.  Partinin  kurulduğu tarihten  beri  kararlar  dar  bir  grubun  etki  ve  yönlendirmesiyle alınmış  ve  alınmaya  devam etmektedir.  İlk  yıllardan  itibaren  partide  işlerin  iyi  gitmediğini  bizzat  Genel  Başkana  ifade ettim. Genel Başkan ise her seferinde dinlemekle yetinip stratejik suskunluğu tercih etmiş ve  tasarruflarını  pusu  kültürüne  uygun  olarak  gerçekleştirmiştir. Bir parti veya kurumda işlerin iyi gitmediğinin iki temel göstergesi vardır. Bunlarda ilki istifa edenlerin sayısıdır. Doksan kişi olan kurucular kurulundan şu ana kadar 28 kurucu üye istifa etmiştir. İstifa etmek isteyen bazı kurucu üyelerin istifası ise görev verileceği vaadi ile önlenmeye çalışılmıştır. İkincisi ise, zayıf moral ortamıdır. Partideki lider ve yönetim zafiyetinin getirdiği belirsizlik ve güvensizlik ise zayıf moral ortamını partide olağan hale getirmiştir. 

2.Demokrasi ve Oligarşinin Tunç Kanunu adlı teori partide gerçekleşmiş ve partide eski  milletvekili  olan  ve  yine  kendilerini  milletvekili  yaptıran  özellikle  dört  genel  başkan yardımcısından oluşan oligarşik bir yapı oluşmuştur. Partinin adındaki demokrasi sözde ve dış görünüş  olarak  kalmış,  atılım  ise  gerçekleşmemiştir.  Zira  ilk  kurulduğunda  araştırma şirketlerinin  yaptığı  çalışmalarda  partinin  oy  oranı  yaklaşık  yüzde 5’leri görmüşken seçime giderken yüzde 1’in altında ve seçimde ise başka bir parti listesinden girildiği için parti kimliği bütünüyle kaybolmuştur.

3.Partideki  oligarşik  yapı  teşkilatları  kendilerine  göre  oluşturmuş  ve  parti  içi  eğitim, seçim işleri ve teşkilatlanma konularında teşkilatlar kendi kaderlerine terk edilmiştir. 170 bin olan  üye  sayısı  seçim  sürecinde  alınan  kararlar  ve  seçim  mağlubiyeti  dolayısıyla  yaşanan istifalarla 100 binler düzeyine düşmüş ve düşüş devam etmektedir. 

4. Aday gösterilmedikleri için eski partilerine kin kusan milletvekilleri tekrar milletvekili seçilebilmek için her yol mübah anlayışı ile hareket ederek teşkilatları kendilerine göre dizayn etmişler,  partiden  ayrılanları  normal  gösteren  beyanlarda  bulunarak  Genel  Başkana yaranmaya çalışarak, olmayan yeteneklerine alternatif arayışlarına girmişler, yanlış ve yanıltıcı beyanlarla  Genel  Başkanı  etki  altına  alarak  o  yönde  hareket  etmesini  ve  karar  almasını sağlayarak çalışmadan tekrar başka bir partiden milletvekili seçilme başarısını göstermişlerdir. Bu durum ülke adına üzücü ve düşündürücüdür. Tekrar milletvekili yapılan dört genel başkan yardımcısı  ve  bunların  yanı  sıra  marjinal  görüşlerin  temsilcileri  partide  olduğu  sürece  veya etkin konumda ve yakın çalışma arkadaşı olarak tutulduğu sürece partiden istenen bir sonucun alınmasının  mümkün  olmayacağı  açık  bir  durumdur.  Zira  partiden ayrılan  arkadaşların tamamına yakını bu dört yardımcının biri veya hepsinin eylem ve söylemleri, genel başkanı yanlış yönlendirmeleri ve genel başkanın her seferinde bunlardan yana tavır takınmasından kaynaklanmıştır.  

5.Genel Başkan, partinin kuruluşunda yer alan ve yol arkadaşı olan kişilerin partiden ayrılmasından rahatsızlık duymamış olacak ki, hiçbirini arayıp neden ayrıldığını sorma gereği duymamış,  yanındaki  dar  kadronun  istifa  edenleri  itibarsızlaştırma ve her şeyi iyi göstermesinden memnun olmuş ve irade gösterip gerekli tedbirleri alma yoluna gitmemiştir. Halbuki, Genel  Başkan  daha  önceki  partisinin  Genel  Başkanını  parti  kurucularının  alınan karar  ve  uygulamalardan  rahatsızlık  duyarak  ayrıldığını,  yol  arkadaşlarının  yanında kalmadığını ve kuruculara vefa göstermediğini ifade ederek eleştirmektedir. 

6.Parti milli ve manevi değerlerle çelişen marjinal görüşlere hapsedilmiş, bu marjinal görüşlerin temsilcisi ve sözcüsü konumuna getirilmiş ve partinin imajı bu marjinal görüşlerle özdeşleştirilmiştir.(Bu  konudaki  rahatsızlığımı  çeşitli  defalar  Genel  Başkana  ifade  ettim)Ancak, bu görüş ve grupların temsilcilerinin, partideki konumları daha da güçlendirilmiştir. Bu durumdan rahatsızlık duyanlar ise görmezden gelinmiştir. Dolayısıyla parti, merkez parti yerine milli ve manevi görüşlere aykırı görüşlerin merkezi olmaya devam edeceği anlaşılmıştır.

7.Partide bilgiye dayalı değil, sorunlu eski alışkanlıklara dayalı bir siyaset anlayışı hakim olmuş ve yeni görevlendirmelerle bunun aynen devam edeceği anlaşılmıştır. CHP tarafından verildiği  söylenen kontenjanlara aday olarak neden daha önce milletvekili  ve  bakan olanların tercih edildiğini ve bu kişilerin,  neden milletvekili ve bakan oldukları illerinden değil de alakasız bölgelerden aday gösterildiklerini sorduğumda; genel başkan tarafından ‘AK  Parti  tabanından  oy  alsınlar diye”  cevabının  verilmesi  bilginin,  liyakatin  ve  ülkenin ihtiyacının değil eski alışkanlıkların devam ettirilmesi ve birilerini mutlaka milletvekili yapma iradesini ve siyasi okumanın ne kadar zayıf olduğunu göstermektedir.   Zira AK Parti seçmeni, kendi  partilerinde  karşılıkları  olmadığı  düşünüldüğünden  tekrar  aday  yapılmayan  bu  eski milletvekillerine neden oy versin? Partisinin aslı varken partisi seçime dahi girmemiş olan bu kişilere neden oy versin? Milli ve manevi değerlerine karşı söylemleri olan ve seçime dahi girme cesaretini gösteremeyip bir başka partinin listesinden giren kişilere  ve partiye neden oy versin? soruları belli ki hiç düşünülmemiştir. 

“PARTİNİN GELECEĞİNE DAİR UMUTLAR AZALMIŞTIR”

8. Partide söylem ve eylemler uyuşmamaktadır. Zira, parti tüzüğünün 3/2. maddesinde belirtilen “…….Partimiz tüm politika oluşturma, karar alma ve uygulamalarında; şeffaflık, hesap verebilirlik, dürüstlük, çoğulculuk, katılımcılık, kurumsallaşma, her alanda liyakatı esas alma, işi  ehline  verme,  istişareye  ve  ortak  akla  dayalı  yönetim,………..  ilkelerine  bağlı  kalacaktır.” hükmü kağıt üzerinde kalmıştır. GMYK, GMBK ve milletvekili adaylıklarında işe göre adam değil adama  göre  iş  şeklinde  davranılmış  ve  belirtilen  ilkeler  dikkate  alınmamıştır.  Politika başkanlıklarının çoğundaki görevlendirmelerde alanı olmayan ve o alanla ilgili daha önce bir makale bile okumayan kişiler seçilmiştir. Dolayısıyla politika üretmesi mümkün olmayan bu kişiler sadece bir görevle ödüllendirilmişlerdir.  Ehliyet yerine yabancı hayranlığının ön plana çıkması, dar bir kadronun ve çeşitli kesimlerin tavsiye ve yönlendirmeleri, ülke şartlarının ve hassasiyetlerinin  bilinmemesi  ve  dolayısıyla  bunlara  uygun  söylem  ve  politikalar  geliştirme yoluna gidilmemesi ve doğru siyasal okuma yapılmaması partinin geleceğine ilişkin umutları azaltmıştır.

9.  Partinin  kurulduğu  yıllarda,  diğer  partilerden  farklı  olarak  İlkeler  ve  Değerler Kurulunun  varlığı  sıkça  gündeme  getirilmiştir.  Ancak,  parti  tüzüğünün  11/a  maddesinde, “Genel  Merkez  Teşkilatı;  ………….,  İlkeler  ve  Değerler  Kurulu  ve…….  oluşur”  hükmü  de  kağıt üzerinde kalmış ve bu kurul henüz kurulmamıştır. Bu kurul olmayınca ilkeler ve değerler de sözde kalmıştır. 

10.Genel  Başkan  her  konuşmasında  güvenden  bahsetmiş  ve  güveni  oluşturmanın yolunu sekiz maddede özetlemiştir. Bu maddelerin ikincisi “söz verince tutacaksın” dır. Ancak, 27 Nisan 2022 tarihinde Genel Başkan “Demokrasi ve Atılım Partisi, önümüzdeki seçimlerde kendi  adıyla,  kendi  şanıyla,  kendi  logosuyla  seçime  girme  kararı  almıştır.  Ülkemiz  için, demokrasimiz için hayırlı olsun” açıklamasına rağmen 7 Nisan 2023 tarihinde parti kimliğini, bin 300’den fazla aday adayı müracaatını, kurucular başta olmak üzere teşkilatların üçbuçuk yıllık  emeğini  yok  sayarak  ve  partiyi  seçime  götürme  cesaretini  gösteremeyerek  CHP listelerinden seçime girileceği açıklaması yapmış ve bu şekilde seçime girilmiştir.

“TÜRKİYE DEVA PARTİSİ’Nİ KONUŞUYOR”

11. Ali  Babacan: “Seçimlerden sonra tüm  dünya  Türkiye’yi konuşacak. Tüm  dünya DEVA  partisini  konuşacak”(29  Nisan  2022)  demiştir.  Geldiğimiz  noktada  dünyayı  bilmem ama  Türkiye  gerçekten  DEVA  partisini  konuşuyor.  Bu  konuşmalar  maalesef  elde  edilen başarı ile ilgili değil, “oy almadan 15 milletvekili alan parti”, “ticaret böyle yapılır”, “seçime girmeye  cesaret  edemeyen  parti”,  “cumhurbaşkanlığı  adaylığına  karşı  siyasi  rüşvet  alan parti”, “milletvekillerimiz helaldir” ve daha da üzücü olanı “milli ve manevi değerlere aykırı marjinal görüşlerin temsilcisi olan parti” şeklinde konuşulmaya devam edilmektedir. 

12. Seçim sonuçlarının değerlendirilmesi kapsamında Genel Başkanla son yaptığımız toplantıda Genel Başkan ve dar kadrosunun gelinen noktada,  başarısızlık bir tarafa yaptıkları sunumlarla %4’ün üzerinde oy aldıklarını, öz eleştiri yapıp gerekli tedbirleri almak yerine iyi bir ticaret  sonucu  15  milletvekili  almanın  başarısına  inandıklarını  ve  toplantıya  katılanları  ikna etmeye çalıştıklarını, kongre kararı alınması halinde bile etrafındaki dar kadroda değişikliğe gidilmeyeceğini  ve  onların  yönlendirmesinin  devam  edeceğini  açık  bir  şekilde  gördüm.  Nitekim, son görevlendirmeler bu durumu teyit etmektedir. Seçim öncesi partiyi yüzde birlerin altına  düşüren  kadroda  değişiklik  yapmak  yerine  alakası  olmayan  yeni  görevlerle donatıldıklarını  görmekteyiz.  Partilerin  en  önemli  sermayesi  insandır.  Siyaset  insan  için  ve insanla yapılır.  Hal böyle iken 90 kişilik kurucular kurulu üyeleri bile partide etkin ve verimli bir  şekilde  değerlendirilememiştir.  Bu  liderlik  ve  yönetim  anlayışının  90 milyon  Türkiye’yi  yönetemeyeceğini,  belirsizlik  ve  güvensizliğin  hakim  olduğu  ortamlarda  karar  alınıp uygulanamayacağını  ve  ülkenin  gerçek  sorunlarını  belirleyip  onlara  çözüm  üretmek  yerine marjinal  ideolojilerin  sözcülüğü  ve  savunuculuğunun  yapılmasının  ülkeye  yarar getirmeyeceğini  bir kez daha gördüğüm için partideki kurucu üyeliğimi ve tüm görevlerimi sonlandırdım.  Bundan sonraki süreçte bir akademisyen sorumluluğuyla ilimin ve ülkemin sorunlarını

dile getirmeye ve çözüm önerileri geliştirmeye devam edeceğimi kamuoyuna duyururum.”






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
YUKARI