|
Tweet | Tarih: 13-01-2025 16:39 |
Takımımızın dün gece aldığı farklı skor, üç puan sistemsel ya da taktiksel bir organizasyon değişimi, gelişimi ile olmamıştır.
Skora göre şerbet verme kolaycılığı ya da popülizmi futbol okuryazarlığı saygınlığını rencide eden bir tür mitomani halidir.
Trabzonspor maçın başlama vuruşuyla rakibini baskılasa, sağlı sollu bindirmeler yapsa, savunma bloğu orta çizgiye yerleşip alan daraltsa, ribaundlar toplansa elbette mutluluk duyar, haz alır ümit satardık, saçardık bizde.
Dünkü mücadeleyi bir kompozisyon kabul edersek pas hatalarının, motivasyon eksikliğinin, bireysel ve bütünsel basiretsizliğin yazıldığı çok kötü, en kötü giriş bölümü okuduk, izledik dersek abartmayız herhalde.
Ta ki rakip defans bloğunun yaptığı acemi, amatör bir hatayı Vişça tabela yaptırıncaya dek şok bir skorla yüzleşebilirdik de.
Bu çok makbule geçen ikram Antalyaspor'un oyun üstünlüğünü, Trabzonspor'un oyun küskünlüğünü bitirdi ve ilk yarı dengeli, düşük tempolu enstantaneler şeklinde sürdü gitti, bitti.
İkinci yarının hemen başında bulduğumuz ikinci gol bu defa rakibimizin oyuna, skora dair beklentilerini sildi süpürdü. Artık kaybetmeye hazır, yumuşak ve tepkisiz bir grup haline düştüler. İşte Trabzonspor'un övülen, özlenilen futbol ve skor zenginliği bu dakikadan sonra cereyan etti.
Bir sağ bek oyuncusunun üç gol atması göğsümüzü kabartsa da futbol realitesinde sürprizdir ve sadece istatistiki veridir. Kabul edileni, takdir edileni üç asist yapması, yapabilmesidir. Pedro'nun vuruş kalitesi, övgüsü bir yana akan oyunda bulunduğu konum doğru muydu, taktiksel miydi tartışmaya açıktır. Şayet taktiksel bir planlama dahilinde üretilmişse müthiş bir başarıdır ve mutluluk verir. Ben attığı goller kadar ters kanatta yaptığı bir ters kademeye de dikkatinizi çekmek isterim. Neyse ki biz günü kurtarmanın, günlük stratejinin toplumu olduğumuz için fazla da irdelemeyelim. Malhero'yu kutlayalım ve sadete gelelim.
Nwakaeme ve Vişça ekibimizin iki otuz beşliğidir, jönüdür ve zevkidir. Onlar metal ve mental zaaf yaşamadan sahada olunca futbolumuz da kafamız da güzel oluyor. Aynı şartlarda Saviç de dönerse bir tık daha ilerisini hayal edebiliriz. Ammaaa bu üç kramponun yaşına başına bakmayı ihmal etmemek elzemdir. Yönetim ve Hoca'nın dünkü skora aldanıp transfer hamlelerini yavaşlatmak ve ya eksiltmek düşüncesine meyletmemeleri tavsiyemizdir.
Düne dair bir kaç tespit ve uyarılarınızla devam edelim. Mendy geldiği günden itibaren en faydalı performansını yansıttı bize. Hızlı, basit ve sonuç odaklı oynadı. İnşallah böyle devam eder.
Umut "Güneş" kontenjanından oynuyor gibi. Şenol Hoca'nın doksan dakika boş ve tempolu koşu harici katkısı olmayan bu gence tahammülünü anlayamadık doğrusu.
Batagov ısrarla oynatılmalı ve gelişimine profesyonel destek verilmelidir. Topla oyuna çıkma, dikine ve diyagonal isabetli pas atabilme yeteneği üst düzeyde.
Eren, mevcut defans bloğumuzun, normumuzun en atletik futbolcusudur. Evet hücum aktiviteleri vasatın çok altında da olsa oynadığı bölgede "Boşluk" meydana getirmemek gerekir. Şayet ayrılacaksa mutlaka transfer yoluyla o bölge takviye edilmelidir.
Şenol Hoca’nın skor ve oyun garantisine rağmen Vişça ve Nwakaeme'yi değil de Banza'yı kenara alması anlaşılamadı. Hocam bu takımın rızkı o iki futbolcudur lütfen onları pamuklara sar.
Dünkü oyun ve skordan dolayı futbolcuları ve Hoca'yı kutlarken saha içi futbol dışı bir serzenişle bitirmek istiyorum. Maçtan yaklaşık yarım saat önce başlayan stat ses sisteminden azami desibelde müzik yayını kulaklarımızı tahriş, beynimizi davul ediyor. Arabesk müziğin uygunsuzluğu yetmezmiş gibi bu ses tacizi de tuz biber oluyor futbol zevkimize. Sağlık Bakanlığımızın bu konuda ses yükselmesini (!) sabırsızlıkla bekliyorum...