|
Tweet | Tarih: 18-09-2026 22:40 |
Yarınki rakibimiz Galatasaray takımı son dört yıla baktığımızda puan olarak değilse de oyun gücü bakımından en formsuz ve tatsız sezon başlangıcını yapmış görünüyor.
Dört yıl üst üste şampiyon olmak Galatasaray takımında metal ve mental aşınmalara, doyumlara ve beraberinde bıkkınlıklara yol açmış.
Aynen bu yıl olduğu gibi geçmiş yıllarda da genellikle kulübeye takviyeler yapılmış ama ana gövdenin şevk ve heyecanını artıracak gerekli güncellemeler başarılamamıştır.
Eğri oturup doğru yazmak gerekirse Galatasaray futbol takımı lise ve üniversite eğitimini en üst seviyede almış zeki, zengin ve iş bilen insanlar tarafından yönetilmektedir. Böyle bir kültür yerleştirilmiştir.
Gerek ulusal gerekse uluslararası konjonktüre, diplomasiye yakın ve hakim hasletleri dolayısıyla ekonomik olsun, sportif olsun her tür krizi çözebilme, yönetebilme hususunda zorluk yaşamıyorlar. Algı yönetme hususunda ise son derece marifetli ve sinsiler.
Bu başarılı sürecin arkasında kamu idaresi ile ortaklaşa yaratılan ekonomik konforun yanı sıra ülkemiz futbol iklimine uygun kadro inşa etmek de majör unsurdur.
Hem dün hem bugün inşa edilen kadronun her bir parçası two-way (çift yön) nitelikli kramponlardan seçilmiştir. Bu kritere uymayan Zaha gibi, Ziyech gibi, Tete gibi, Ndombele gibi, Mata gibi aristokrat figürler ilk 11’in parçası olamamışlardır. Aynen bugün İlkay Gündoğan'da, Leroy Sane'de olduğu gibi.
Trabzonspor'un kadrosunda bulunan Savic, Ounachu, Salah, Muci gibi yıldız futbolcuların her form seviyesinde sahada olmaları aslında rakibimizle bizim aramızdaki en belirgin yönetimsel faktör. Buna form ve forma adaleti ihmalkarlığı diyebiliriz.
Yarın karşımıza çıkacak Galatasaray takımı Şampiyonlar Ligi maçlarında olduğu gibi Süper Lig'de de derbi niteliği taşıyan mücadelelere müthiş bir ön alan baskısı, meydan okuması ile başlıyor, başlayacaktır. Osimhen olsun ya da olmasın.
Bu şiddetli, ısrarlı ve süreli baskıyı kırmak için savunmadan çıkışlarda yavaş ve bol pas yerine çizgilere oynanacak direkt toplarla oyuna başlamalıyız. Şayet oynayacaksa Ounachu'ya havadan gönderip dönen ya da seken topları kazanarak seri hücumlar da denenebilir.
Şu çok zaruri ki en zayıf halkamız olan orta sahada Torreira ve oynarsa Lemina ikilisiyle düellolardan kaçınmalıyız. O bölgeyi bazen havadan bazen çizgilerden geçersek bu ikilinin motivasyonu düşecektir. Torreira’nın inanılmaz derecedeki hakem toleransı, dokunulmazlığı her faulünde tribünlerde sert protestolara uğrarsa oyundan ihracı muhtemel olur.
Thomas Hocann oyun felsefesine baktığımızda özellikle öndeki yumuşak dörtlüyü tercih etmeyeceği muhakkaktır. Salah dışındakilerin üçü birden olmayabilir de.
Kompakt bir duruş, mücadele ve hızlı kanat hücumları tarzı için Saviolo , Aral'a; Dju, Ounachu'ya; Melih, Muçi' ye göre daha uygun. Savic'in tecrübesi ve kaptanlığına ihtiyacı olur mu kestiremiyorum. Fifti fifti diyelim.
Bu maç özelinde yumuşak karınlarımızdan birisi de sağ kanat savunmamız olacaktır. Çünkü rakibimizin bu hattaki hücum oyuncularından Barış Alper güçlü fiziği, Leao patlayıcı süratiyle sağ bekimiz Pina'yı en fazla zorlayacak yoracak figürlerdir Süper Lig'de.
Pina'nın bu kanattaki partneri Muhammed Salah değil bugün 25 yaşında bile savunmuyordu. Deyim yerindeyse o bir özel harekatçı. O sebeple Reis hocanın ya merkezden ya da savunmadan kaydırmalarla Pina' nın önünde ya da arkasında kademe oluşturması şart.
Yeni bir hoca, havalı bir rakip, dolu ve ateşli tribünler futbolcularımız için geçen haftayı, haftaları telafi etmek adına bulunmaz bir nimet. Ben şahsen temaşa olarak değilse de sert, öfkeli ve coşkulu bir Trabzonspor bekliyorum. Öyle de olmak zorunda.
Uğurcan'ın spor ahlakı dahilinde motivasyonunu bozmaya evet ama küfür ve hakaret içeren tezahüratlara maruz bırakılması Trabzonlu duruşuna, karakterine asla uymaz. Artı hem kendisini hem takımını motive eder. Lütfen!
Maça atanan stajyer hakem konusu ise garip doğrusu. Sayın Doğan'ın hafta içi yaptığı ikaza rest çekilmek istendi galiba. Batuhan Hocayı ligin ilk maçı olan Galatasaray-Corumspor mücadelesinden hatırlıyorum. Çok beğenmiştim. İnşallah aynı performansı izleriz Papara' da.
Rastgele Reis, kolay gelsin bordo mavi aslanlar, tayfalar.
Saygılar efendim....