|
Tweet | Tarih: 24-08-2026 09:25 |
İlk yarıdaki Trabzonspor ile ikinci yarıdaki Trabzonspor arasında belirgin bir fark vardı. İlk bölümde fazla kontrollü, temposuz, hata yapmamayı futbol oynamanın önüne koyan takım; ikinci yarıda daha fazla rakip sahaya yerleşti, daha çok denedi, daha fazla tehdit üretti. Trabzonspor şutlarda, kaleyi bulmada ve rakip ceza sahasına girişlerde üstünlüğünü belirginleştirdi. Ama bazı maçları rakamlar değil, büyük oyuncular anlatır. O büyük yıldız da elbette Salah’tı.
İlk yarının sekizinci, ikinci yarının ise üçüncü dakikasında sahneye çıktı. Yani iki yarıya da damgasını vurdu. İki golün ötesinde arkadaşlarını pozisyona soktu, son pasları denedi, top ayağına her geldiğinde rakibin savunma davranışını değiştirdi. Salah’ın Trabzonspor’a kattığını istatistiklerle anlatmak zaten eksik kalıyor. Çünkü onunla birlikte tribünün beklentisi, takım arkadaşlarının cesareti ve oyunun ritmi değişiyor.
Trabzonspor’un zaman zaman sıradanlaştırdığı maçı Salah sıradanlıktan çıkardı. Büyük oyuncu dediğin de budur; takımın ihtiyaç duyduğu anda sorumluluğu alır ve maçı çözer. Elbette eleştirilecek yerler var. Orta saha daha üretken, oyun daha tempolu olmalı. Onuachu için ise bu kez ‘top gelmedi’ diyemeyiz. Top geldi; buluştuğu anlar, servisler ve fırsatlar vardı. Ancak bildiğimiz Onuachu etkisini gösteremedi. Trabzonspor’un ondan beklentisi yalnızca ceza sahasında bulunması değil, gelen topları sonuca çevirmesi.
Salah ise başka bir hikâye yazıyor. Bazı oyuncular sisteme dahil olmaz; sistemi ve takımın seviyesini yukarı taşır. Bir büyüğümün sözü var; alırsın Salah, bulursun Felah!