|
Tweet |
Son 10 Alanya deplasmanından 5 mağlubiyet, 3 beraberlik ve 2 galibiyet.
Son 10 Alanya/Antalya deplasmanlarından 8 mağlubiyet, 9 beraberlik, 6 galibiyet.
Son 10 yıldaki Akdeniz deplasmanlarından (ADS, Hatay, Alanya, Antalya ,Gaziantep) 12 mağlubiyet, 15 beraberlik, 10 galibiyet.
Evet son 10 yılda Trabzonspor’un itibarını yaralayan çok badireler, sezonlar atlatıldı ama Akdeniz’de yaşanılanlar ayrıca analiz edilmesi gereken sonuçlardır.
Yukarıdaki verileri istatistik biliminin yetkisinden çıkararak sosyoloji veya fizyoloji disiplinlerine havale etmek gerekir galiba. Belki de psikolojiye ya da metafizikçilere.
Dün Alanyaspor’un kademeli, disiplinli ve sabırlı savunma stratejisine şahit olduk. Kaybetmemeye odaklanmış bir organizasyon ile mücadele ettik.
Bu tür takımlar karşısında erken skor bulmak önemlidir. Bulursanız hem motivasyonunu hem organizasyonunu bozabilirsiniz.
Takım halinde kendi birinci bölgesine yığınak yapan rakibimizi ya havadan ya da uzaktan cezalandırmak zorundaydık.
Çünkü hücum hattımız dar alan becerileri sınırlı ve yavaş futbolculardan kuruluydu.
Üstüne orta saha oyuncularımızın şut çekme, dripling yapma, rakip ceza sahasına toplu ve topsuz sızma donanımlarıda yeterli değil.
Ounachu’nun havadan Muçi’nin karadan yapacağı balistik darbeleri aradık durduk maç boyunca.
Ounachu ile oluşan oyun ezberi, bir iki alt seviye de olsa, Umut Nayır’la sürdürülebilirdi diye düşünüyorum. Umut’un sahaya atıldığı sürelerdeki yavanlığını görünce de tereddüte düşüyorum.
Zubkov’un bir kalite, oyun zekası olduğu hususunda çekincem yok. Lakin her pozisyonda fantastik denemeler tercihi biraz sorumsuzluk biraz da ukalalık katıyor saha içi tavırlarına. Bazen basit ve her an profosyonel olması gerektiği bir "Tekke" terbiyesi ile hatırlatılmalı kendisine.
Fatih Hoca’nın denize düştüğünü görüyor ve onaylıyoruz da Nwakaeme’ye bu kadar uzun sarılmasını anlamakta cahiliz galiba. Seksen dakika yürüyen bir futbol figürü oynayana da günah oynatana da. Yapma Hocam! Futbol vefayı, minneti, duygusallığı maç kadrosuna almaz, yazmaz. Bu hasletleri gönlüne ve mazisine kaydeder. Orada yaşatır, alkışlar.
Maçı kazanamadık, yarışta yara aldık ama skor dışındaki bazı parametrelerde gelişim gösterdiğimiz de inkar edilemez.
Oyun disiplini, ön alan baskısı, takım boyunu kısaltma gibi ezberler bunlardan bir kaçı olarak iddia edilebilir.
Bu kadar önde oynayıp rakibe sadece bir iki kontra şansı vermek bence çok önemli.
Çok değerli ve nadir bir CİO’ya (Crist İnao Oulai) sahibiz eyvallah. Keşfedenlere minnettarız. Lakin bu çocuğu inavasyona tabi tutmazsak değerini yükseltemeyiz. Bir şekilde on numara karakterine evrilmelidir. Daha çok gol ve asist üretebilme imkanı için bu şarttır. Sabır ve tolerans göstererek hem takıma hem kariyerine sınıf atlatabiliriz bence…
Maçın hakemi Folca’ya gösterdiği sarı kart ve uzatma sürelerindeki standartsızlığı dışında gayet başarılı bir yönetim sundu. Lütfen öküz altında buzağı aramayalım…