|
Tweet |
Taraftarın cezalı, heyecanın kadük, rakibin maktül (!), futbolun kayıp olduğu bir gece yaşadık.
Bir süredir maçlara ikinci yarıda başlayabilme konsantrasyonunu eleştirdiğimiz takımımız İstanbulspor maçında sürpriz yaptı. Maçı hiç başlamadan bitirdi.
Haftalar önce süperlig’e veda etmiş, çapı, çevresi, kütlesi futbol topundan küçük bir oligark takımına oyun üstünlüğü sağlayamadık.
Bir duran top, bir kişisel ikram ve kontra çıkışlı bir gol bulduk o kadar. Diğer anlarda ne sistem, ne oyun, ne taktik, ne organize pozisyon göremedik.
Trabzonspor galiba bu 8+3 kuralını tam anlayamadı. Dünkü maça sekiz futbolcu üç seyirci ile çıkıldı ve uzun süre böyle devam edildi. Bardhi, Pepe, Fountas üçlüsü hücumda, savunmada, oyunda, taçta, kornerde, faulde özetle maçta yok hükmündeydiler.
Bu üçlü fassonun sahada olacağı kalan maçları kazanma ihtimalimiz yok. Açık söylemek gerekirse ne Ziraat Kupası’nı ne lig üçüncülüğünü elde edemeyiz.
Ya da takımın geri kalanları bu üç eksiği hissettirmeyecek olağan dışı emek sarf edecek.
Dün bir kez daha gördük ki Visca ve Meunier dışında aklı ayaklarında futbolcumuz yok. Bu sayıyı mutlaka dörde beşe çıkarmak gerekir. Mendy’nin de bu yönde ilerlediğini belirtelim.
Bu sezon özelinde bir maçta iki net penaltımızın VAR’ın kapkaçına uğradığı hiç olmamıştı. Şükür onu da gördük.
Abdullah Hoca’nın gelecek yıl ALLAH yar ve yardımcısı olsun. Bu futbolcu stoğunun kompakt bir takım olabilme, yarışabilme ihtimali yok.