|
Tweet |
Öncelikle bütün futbol camiasını yanıltan mücadele ve skor için takımı, hocayı ve yönetimi tebrik ediyorum.
Bir cenahta oynadığı son on dokuz maçı, Türkiye’de, Avrupa’da, iç sahada, deplasmanda net ve rahat kazanan sermaye yoğun Fenerbahçe.
Diğer köşede oyun ve skor üretiminde verimsiz, toplam kalite baremi düşük oyuncu stoğu, yeni bir teknik ekip, sakatlık ve formsuzluk sarmalı, çok erken heyecanı tüketilmiş enerjisi israf edilmiş taraftar variyeti ile emek yoğun Trabzonspor.
Herkesçe beklenen, Fenerbahçeli taraftarlarlarca umulan, reytingciler tarafından arzulanan neydi? Fenerbahçe’nin güle oynaya galibiyeti hatta farklı bir skor.
Akabinde hafta boyunca SARI temalı övgüler, masallar, hayaller; LACİVERT süslemeli rekor icatları, palavralar, yıkama yağlama vs vs...
Fenerbahçe niçin kaybetti?
Rakibimiz iki rutin ve kaliteli stoperi ile önlerindeki a klas sekiz numarasının yokluğunu oldukça hissetti.
Şu iddiam bakidir ki ülkemiz futbol ikliminde TFF ile, kurulları ile, MHK ve hakemlerle vuruşarak, savaşarak, cebelleşetek zafer kazanılamıyor. Bu paragrafıın muhatabı Sayın Ali Koç’tur. Cuma günü bir spor programına telefonla bağlanarak hakemlere ve federasyona savaş kararı aldığını, pazar günü start vereceğini ilan etti. Bu ahval takımında, hocasında ve taraftarında gevşemeye ve odak kaymasına vesile oldu.
Yeri gelmişken Sayın Ertuğrul Doğan’ın maçın ardından sıcağı sıcağına yaptığı hakem ve federasyon değerlendirmeleri esas yönüyle olmasa da şekil bakımından yersizdi, şık değildi, ifade özgürlüğü sınırlarını zorladı.
Trabzonspor neden ve nasıl kazandı?
Dürüst olmak gerekirse Trabzonspor bu maçı, aynen Beşiktaş maçında olduğu gibi, futbol üstünlüğü ile değil emek yoğun mücadele ile kazandı.
Rakibimiz her hattıyla hücum yapabilme donanımına sahipken savunma organizasyonunda defolu bir hücum üçlüsü barındırıyor. Tadiç, İrfan ve Dzeko’nun top rakipteyken oyuna katkıları vasatın altına düşüyor. Bu durumda yapılması gereken bu üçlüyü geriye koşturup enerjilerini boş alanlarda tüketmeletini sağlamaktı. İşte Abdullah Hoca bu realiteyi baz alarak klasik oyun formatını feda etti. Kaleciden kısa paslarla set oyunu tercihi yerine Onuchu’ya havadan ve uzun menzilli top atışları yapıldı. O nun indireceği, aşıracağı, kontrol edeceği toplarla hücum başlangıcı denendi. Lakin yine yalnız bırakıldı. Arkaya aşırdığı toplara savunma arası, arkası koşu göremedik diğer hücum kramponlarımızdan.
Edinn Visça’nın oyuna koyduğu akıl ve tecrübe desteği ile Fenerbahçe savunmasının özellikle göbekte yaptığı komiklikler kazanmamızda bayağı etkili oldu.
Takım boyunun küçüldüğü, yardımlaşmanın büyüdüğü, oyunun birinci bölgemizde cereyen ettiği maçlarda savunma hattımız ideal görünüyor. Ama gerek Mehmet Can gerekse Baniya çabukluklarını dağınıklıklarıyla heba ediyorlar. Bu iki oyuncumuz yetkili bayilerde abs fren takviyesi ile zenginleştirilmesi elzemdir. Ancak bu şekilde ideal ve büyük olabilirler.
İki altı numara Berat ve Mendy ile Visça çok iyi, Ounachu ve Eren iyi, Abdüş ve Pepe vasattı. Pepe’nin attığı golde ceza sahası içine yaptığı şiddetli koşuyu iki yıldır özlemişiz. Kalite dedikleri bu işte.
Maçın hakemi Zorbay Küçük donanımı ve karakteri ile örtüşmeyen bir maç yönetti. Kararlar arasında standart uyumsuzluğu yaşadı. Daha dikkatli ve dik duruş göstermeli. VAR’daki Beyefendi (!) kapasite fukaralığına örnek üç beş hakemin önde gidenidir yıllardır...