|
Tweet |
Dün Süper Ligin son maçında Gençlerbirliği takımına 3- 0 kaybettik Papara'da.
Trabzonspor açısından itibar ve istatistik dışında herhangi bir ehemmiyeti olmayan tabiri caizse yasak savma hüviyetinde bir mücadeleydi.
Maç öncesi ve sonrası oluşan hezeyanların nedeni Ankara takımının küme düşme potasında yer almasıydı.
Ve nihayetinde Antalyaspor Süper Lige veda etti.
Vay sen misin Gençlerbirliği takımına yenilen diye Trabzonspor’a ağır ithamlar, hakaretler, öfkeler, tehditler gırla gidiyor. İstanbul havarisi, Antalyaspor camiası ve daha hazini kendi taraftarlarımız "vurun kahpeye" modunda saldırıyor hocamıza da futbolcumuza da yönetimimize de.
Evet, bizde oynanan futboldan ve alınan skordan dolayı memnun değiliz, mesut değiliz. Üzgünüz, kırgınız, mahcubuz elbette. Ama Trabzonspor’u lekelemeye çalışanlara karşı meşru müdafaa hakkımızı çatır çatır kullanacağız kesinlikle.
Sen Antalyaspor başkanı! Basiretsizliğini ve başarısızlığını Trabzonspor üzerinden bahanelendirme algını hadi anlarız, hadi görmezden geliriz ama tehdit küstahlığını hazmedemeyiz bilesin!
Takımın ligden düşmesi daha önce kesinleşen Karagümrük ve Kayserispor’la oynadığı dört maçtan sıfır puan alacak ama suçlu, sorumlu Trabzonspor olacak öyle mi?
Senin beş rakibinden dördüne hiç puan vermeyen ama senin bir puan aldığın Trabzonspor suçlu öyle mi?
İstersen bir de arşivlere dönelim Bay Başkan! 2010/2011 sezonu. Rakibimiz Fenerbahçe’ye iki mağlubiyet, bize karşı iki beraberlik.
2019/ 2020 Sezonu. Rakibimiz Başakşehir’e iki mağlubiyet bize karşı bir mağlubiyet bir beraberlik.
2021/2022 Sezonu. Rakibimiz Fenerbahçe’ye bir beraberlik, bir mağlubiyet bize karşı bir galibiyet bir beraberlik. O beraberliğin şampiyonluk maçımızda olduğunu ve yaşananları daha dün gibi hatırlıyoruz. Maçta ortaya koyduğunuz cansiper mücadeleyi biz hiç sizin gibi düşünmedik mesela.
Yani Bay Başkan, sen önce kendi lekelerini temizlemeye, haddini öğrenmeye öncelik ver. Hiç bir takım tek maçla küme de düşmez şampiyon da olmaz. Başarı ya da başarısızlık bir sezonun özetidir, sonucudur.
Bak az daha unutuyordum. Sayın Başkan Galatasaray’ı hoş görmüş. Onlar şampiyonluk kutlamışmış. Sanki kutlama zorunlulukları, yasal zaruretleri varmış gibi. Neyse zıvanadan çıkmayayım...
Gelgelelim iç cepheye…
Takımımızın aldığı mağlubiyete kızmak, kırılmak, gücenmek tabi ki vefakar, cefakar taraftarımızın en doğal hakkıdır. İsyan da edecekler feveran da.
Lakin Trabzonspor’a şike imasında bulunmak öfkenin ötesinde bir reaksiyondur. Aslı astarı, delili, zemini olmayan bir ithamdır.
Trabzonspor bu maçtan önce uçup kaçıyor, vurup parçalıyor, ezip geçiyordu da bu maçta mı pespaye bir performans ortaya koydu sanki.
Dar kadronun koca sezonda yorulduğunu, yıprandığını, çaptan düştüğünü ve pert olduğunu son haftalarda görmedik mi arkadaşlar?
Rotasyon algısı da doğru değil. Sadece Nwaiwu hafif sakatlığı nedeniyle riske edilmedi. Adamdan sayarsanız bir de Lovik. Fatih Hoca bunların dışında elinde avucunda ne varsa sürdü sahaya. Rotasyon İstanbullu yavuz hırsızların kadrosunda yaşandı dün ama kimseden çıt yok.
İlla da rotasyon arıyorsanız dün zahmet edip maça gelmeyen taraftarlara bakmanızı öneririm.
Maçta da ezilmedik, büzülmedik. İlk yarının ve ikinci yarının son beş dakikaları hariç üstündük, hakimdik. Bir tarafta varını yoğunu bu maça döken Gençlerbirliği diğer tarafta sezondan arda kalan bir tutam gücünü ve motivasyonunu kupa finaline saklayan Trabzonspor vardı.
Şunu net biçimde itiraf etmek gerekirse kuzey kale arkası alt tribünde bulunan küçük bir grup dışında bu maça motive olan hiç bir birim yoktu Papara Park’ta ve Trabzon genelinde.
Absürt bir tutumda "Gençlerbirliği’ni küme düşürelim." temennisidir. Tersten okursak diğerlerini koruyalım, kollayalım manası çıkar esas şike bu zihniyettir. Biz bize yakışanı yapalım kim düşerse düşsün diyebilmeli, düşünebilmeli her sporsever.
Cuma günü oynanacak kupa finali için, finaline kadar lütfen kılıçları kınına sokalım. Bakın hiç bir İstanbullu, takımlarının aleyhinde konuşmuyor, yazmıyor, yorum yapmıyor. Lütfen...