|
Tweet |
Kurt, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Antalya ilimizde husule gelen çocuk istismarının, ülkemiz gündemine tüm tatsızlığıyla düşmesi üzerine, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Trabzon Şube Başkanlığı olarak açıklama yapma zarureti hasıl olmuştur.
Resmen çocuk istismarı istismar edildi. Her şey ortalığa saçılarak çocuk için durum daha örseleyici hale getirildi.
Çocuğun cinsel istismarı vakalarında çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda yapılacak paylaşımlar ve diğer süreçlerde uyulması gereken ilkeler vardır. İstismarcının cezasını çekmesini, belasını bulmasını isterken istismara uğramış, mağdur, örselenmiş çocuğa zarar verilmemelidir.
Çocuğun fotoğrafı bulanıklaştırılmış ya da kısmi kapatılmış bile olsa kullanılmamalıdır. Oluşa dair yorumlarda bulunulmamalı, çocuğun ve ailesinin acısına, hislerine, yaşadıklarına dair varsayımsal değerlendirmeler yapılmamalıdır.
Çocuğun yaşadığı bölgeye, ekonomik durumuna, ailesine dair yorumlar yapılmamalıdır.
Sivil toplum örgütleri, sosyal medya görünürlüğü olan kişi ve kurumlar, olaya dair aktarımlarını ve yorumlarını yaparken, doğru bilgi vermeye, çocuk haklarına özgü kavram ve kurallara uymaya özen göstermelidir.
Failler hakkında sapık, canavar, psikopat gibi tanımlamalar kullanılmamalıdır. Çünkü bu tanımlar faillerin toplumun dışında bireyler olduğu algısını yaratacak istismar sorununu gölgeler.
ÖFKEYİ DIŞA VURMAK ÇÖZÜM SAĞLAMAZ
Çocuğun cinsel istismarı vakalarını, idam hadım gibi yaptırımlar üzerinden tartışmaya açmak; küfür, bela gibi söylemlerle öfkeyi dışa vurmak, sorunun çözümüne fayda sağlamayacaktır.
Faillerin etnik kimliği, dini inancı, cemaati, ait olduğu gruplar üzerinden yorum yapılmamalıdır.
Bu yaklaşım o kesimin dışlanmasına yeni bir soruna yol açar.
Çocuğun cinsel istismarı dosyasında taraf olan vekil, müdafi, uzman, kolluk görevlileri ve ilk elden bilgi sahibi olan tüm kişiler, çocuğa ve vakaya ait bilgilerin gizliliği konusunda mesleki sorumluluklarını yerine getirmede azami özen göstermelidir.
BASIN ÇOK DİKKATLİ OLMALIDIR
Basının haber alma özgürlüğü, çocuk odaklı haberciliğin önüne geçmemelidir.
Mağdur çocukların yargılama süreci bittikten sonra da hayatlarının devam edeceği unutulmamalıdır.
Çocuk üstün yararı düşünülmeden, öncelenmeden, kim tarafından yapılırsa yapılsın hiçbir yapılan doğru değildir. Hassasiyet hassasiyet...”