|
Tweet |
İlk defa ilk yarıyı seyretmeden maç ve genel durum ile ilgili birkaç satır karalayayım. Trabzonspor’un mevcut kadrosunda mevkisel olarak yetersizlikler var, birçok mevkide eksiklik hissediyoruz. Bu tespiti bir tarafa yazalım. Kadro her ne kadar yetersiz olursa olsun, eğer bir takım mücadele etmiyorsa, sahaya çıkan 11 kendi aralarında koordine olamıyorsa adı sanı ne olursa olsun sıradan takımlar bile seni sahada ezer geçer.
Sivasspor’un Wakeme’si Maks Gradel tek başına Trabzonspor’u hallaç pamuğu gibi attı.
Trabzonspor sezon başından beri yanlış yönetiliyor ve hala yanlışlar devam ediyor.
Her şey bir yana yeni seçilen Başkan ve yönetim takımı toplayıp bir durum değerlendirmesi yaptı mı? Bu kadar ruhsuz oyunun sebebi sadece para olamaz. Beşiktaş maçındaki mücadeleden eser yok. Bu nasıl bir takım? Oyunu anlarım ancak mücadele bu kadar siyah/beyaz olabilir mi?
Sahada oynayan futbolcuların vücut dillerini okumaya çalışıyorum; sanki sezon bitmiş her biri büyük bir takımla anlaşmış gibi adeta gün sayıyorlar.
Trabzonspor’un yabancı bir hocayla anlaşması benim içime sinen bir durum değil ancak şöyle bakıyorum Türk hoca olarak kimi alacaktı?
Trabzonspor camiasının içinden hangi hocayı getirirsen getir, yine camianın içinden o olmamalı ben olmalıydım gibi kısır çekişmeler olası…
Ayrıca şu anki Başkan ve yönetim, getireceği hocanın arkasında duracak bir cesarete sahip değil.
Trabzonspor’un problemi keşke sadece teknik direktör olsa, şu anki tablo sadece hoca ile çözülecek bir durum değil.
Takım ruhen ortalarda yok, çok acil olarak takıma “RUH NAKLİ” lazım.
Yönetim iyi kötü bir hoca buldu, bu hocaya eti senin kemiği benim hesabı yetki verip eldeki pahada ağır oyunda ve faydada hiç olan futbolcularla kırmadan dökmeden yollar ayrılmalı.
Yeni bir yapılanmaya girmeli, ayrıca sezon sonuna kadar kaç maç kaldı bilmiyorum ancak bu haftadan sonra eldeki gençleri oynatmak lazım.
Öyle de eziliyoruz, böyle de eziliyoruz hiç olmazsa gençler biraz tecrübe kazanır…