|
Tweet |
Hoca olmak için öncelikle cesur olmak gerekiyor. Korkak, pısırık, rakibe göre oynayan kişinin hoca olma şansı yok.
Öncelikle futbol dışı bir konuya değinmek istiyorum; bir takım sahaya çıkarken hangi krampon ile oynayacağını doğru tespit etmeli. Eğer bu konuda doğru tespit yapamıyorsa burada profesyonellikten bahsetmek mümkün değil.
Maç başladı, hakemin kırmızı kart kararı ile rakip on kişi kalmış! Buna rağmen koca bir ilk yarı gerek Augusto gerekse de Zubkov’un egoist tercihleri sebebiyle on kişilik rakip karşısında ilk yarıyı 2-1 geride kapadı.
İkinci yarının ilk on dakikası takım biraz toparladı sonra ‘aynı tas aynı hamam’ derken 3-2 öne geçtik. Ardından tekrar el freni çekilmiş.
On kişilik Başakşehir bana göre ofsayt da olsa 3-3 lük beraberliği sağladı. Kötü oynayan, haftalarca Fatih Tekke’nin torpiliyle oynayan Muçi mucizelere imza atarak kötü bir maç yöneten Fatih Avcı’yı Allah’ın bir lütfu olarak ona olan borcunu ödemiş oldu.
Maçın röntgenini ve tahlillerini ele alırsak; Trabzonspor temel olarak her rakibe karşı oyunu geriden kurmaya çalışmakla çok büyük bir yanlışın içinde bulunuyor. Bu konuda bir de rakibin on kişi kaldığını dikkate alırsak bir B planının olmadığını görüyoruz.
Abdullah Avcı zamanında çok gördüğümüz temassız ve yana oyun, ayrıca hatlar arasındaki uzun mesafe çağımızın futboluna hiç uymayan bir durum. Biz Abdullah Avcı’nın oyun sisteminden kurtulduk derken Fatih Avcı’nın da Abdullah Avcı’nın yolunda olduğunu gördük.
İlk yarı boyunca Onuachu’ya tek bir top atılamaması takımın üretkenlikten ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.
Orta saha verimsiz ve kilit pas atmaktan aciz futbolculardan kurulu, sol bek Mustafa çalışkan ancak kendi mevkisini savunmaktan aciz. Özellikle yediğimiz ikinci gol bütün takımla birlikte Mustafa’ya yazar (bu gol temassız oyunun bir sonucu).
Batagov sahanın en iyisi. Elinde gerçek stoper Baniya varken Okay’ı oynatmak açıkça hoca hatasıdır.
Folcarelli çıkana kadar iyi mücadele etti.
Olai iyi ancak kesinlikle abartıldığı kadar değil.
Onuachu verilen görevin enkazı altında kalmış vaziyette, bu nedenle santrafor bölgesinde verimsiz.
Olaigbe tam bir balon.
Muçi kalitesinden asla şüphem yok ancak on maç oynayıp da bir maça olumlu etki yapması onu ve onu oynatan hocayı kurtarmaz.
Sonuç olarak deplasmanda Başakşehir’i 4-3 yenerek üç puanı almak kâğıt üzerinde çok iyi bir sonuç ancak maçın başında on kişi kalan bir takımdan üç gol yemek Trabzonspor’un ne kadar kırılgan bir takım olduğunun göstergesidir.
Teknik direktör Fatih Avcı’nın hoca olması için birkaç fırın Vakfıkebir ekmeği daha yemesi gerekiyor. Muçi’nin gollerine sevinmesindeki abartı Muçi’nin formayı hak etmediği eleştirilerine karşı bir patlama gibiydi ancak Muçi iki gol atsa da taraftarların Muçi konusundaki değerlendirmesi Fatih Avcı’nın değerlendirmesinden çok daha gerçekçidir.
Hakem Halil Umut Meler gösterdiği kırmızı kartla bence yanlış karar verdi; hareket sonucu çok üzücü olsa da rakibin kasıtlı bir hareketi yok üstelik aynı pozisyonda Olai’ye sarı göstermek eyyamcılıktır.
Okay’ın yaptığı penaltı doğru, Onuachu’nun ceza sahasında formasından çekilmesi de penaltı, her ne kadar VAR gol dese de yediğimiz üçüncü gol ofsayt.
Sonuç olarak bu maçı Trabzonspor’un Muçi’nin golüyle galip gelmesi Allah’ın Fatih Avcı’ya bir lütfu diye düşünüyorum…