Bugun...



İMAR BARIŞI, RANT SAVAŞI ve YAYLACILAR

Hani bir laf vardır ya "Mühür kimdeyse Süleyman odur." diye.

facebook-paylas
Tarih: 28-11-2025 09:19

İMAR BARIŞI, RANT SAVAŞI ve YAYLACILAR

Hani bir laf vardır ya "Mühür kimdeyse Süleyman odur." diye.

Çalkantılı ve başarısız bir siyasi kariyer serüveni süregiderken Türk siyasi tarihinin en kozmik yılları arasında gösterilebilecek dönemi ( 2010- 2016) iyi değerlendirmiş, önce milletvekili ardından bakan olmuştur. (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı)

Evet, bahsettiğimiz rical, muhtemelen atalarının nüfus kayıt örneği münasebetiyle Trabzonlu olarak bilinen, tanınan Süleyman Soylu’dur. Bu aralar siması unutulmuş, havası serinlemiş, popülaritesi irtifa kaybeden Sayın Soylu’nun Trabzon ve Doğu Karadeniz Bölgesinde hala kulaklarını şiddetlice çınlatan mevzu banisi olduğu "imar barışı" hikâyesidir.

Trabzonlu’nun, Rizeli’nin, Giresunlu’nun yayla mecburiyetini ehlikeyif statüsünde takdir edişini tabi ki çok görmemiştik ona. Ne yaylalara günlerce süren göçlerin yarı aç yarı çıplak çocuğu olmuş, ne yaylalarda yağmur sularından korunmak için evin içinde tepsi arayan bir anneyi görmüş, ne sürekli çürüyen tahribata uğrayan derme çatma yayla meskenini binbir meşakkatle tamire uğraşan çilekeş bir Karadenizli baba rolüne, terine, yüreğine vakıf olmuştu çünkü.

İnsanımızın hayatını idame unsurlarından, mecralarından olan yaylalara turistik ve ya otantik bakış mahareti olanların  aynı hassasiyeti metropollerde, Ege ve Akdeniz sahillerinde neden geliştiremediğini tabi ki sorgulayacağız. Yüksek rantın elden ele pozisyon değiştirdiği bu bölgelere güç mü yetiştirilemiyor, zaman mı yoksa görsel zeka mı?

Karadenizli'nin kendine özgü yayla geleneği yüzyıllardır doğal mecrasında sürüp giderken Sayın Soylu’nun 2016 yılı Ocak ayında bakanken Trabzon’da yaylalar ve aşırı/düzensiz yapılaşma hususundaki beyanları bu geleneğe, zarurete, sevdaya göbeğinden derin bir çomak sokmuştur.

Atalarımızın "şüyuu vukuundan beterdir" sözü bir kez daha teyit edilmiş Sayın Soylu’nun yaylalarda yeni yapılanmaya müsaade edilmeyeceği beyanıyla 3194 sayılı İmar Kanunu geçici 16. maddesinin düzenlendiği 11.05.2018 tarihleri arasında Karadeniz yaylaları tarihinde görülmemiş bir yapılaşma, el değiştirme hadisesi yaşamıştır.

Halk lisanıyla "imar barışı" olarak adlandırılan imar mevzuatına veya ruhsata aykırı inşa edilmiş taşınmazların kayıt altına alınmasını ve yapı kayıt belgesi verilmesini düzenleyen ilgili maddenin garabeti de ayrı bir makale mevzusudur.

İstanbul Kadıköy’de, Ankara Gaziosmanpaşa’da, İzmir Alaçatı’da, Bodrum’un, Marmaris’in, Antalya’nın paha biçilemez koylarında, körfezlerindeki milyon dolarlık, milyar dolarlık hazine arazi işgalleriyle Karadeniz’in kuş uçmaz kervan geçmez binlerce metre yüksek rakımlarındaki imarsız derme çatma taşınmazlar aynı yasal mevzuata sığdırılmıştır.

Söz konusu madde ile yaylalarda taşınmazı bulunan malikler herhangi bir müktesep hak elde edemezken bir çeşit vergilendirmeye tabi tutularak çeşitli meblağlarda ödeme yapmışlar, yapmaya da devam ediyorlar.

31.12. 2017 tarihinden sonra söz konusu arazilerde taşınmaz imal/inşa edilemeyeceği hükmü hukukun evrenselliği açısından bir Laz fıkrası mahiyetindedir. Şöyle ki; düzenlenen konu bir suç teşkil ediyorsa 31.12.2017 tarihinden önce bu suçu işleyip hala devam ettirenler nasıl olur da soruşturmadan, kovuşturmadan, yaptırımlardan muaf tutulabilir acaba? Evrensel hukukun eşitlik ilkesi bu denli açık bir ihlale elbette cevaz vermez. Yoksa ilgili tarihten sonra yaylada ev yapmak isteyenlerin başı kel mi?

İçişleri Bakanlığı döneminde özellikle terörle mücadelede gösterdiği azim, cesaret ve maharet ile Karadeniz insanının eşsiz sevgisini, sempatisini ve takdirini kazanmış Sayın Soylu’nun ve bölgenin diğer siyasi figürlerinin söz konusu yasal düzenlemeye nasıl taraf olduklarını, sükût ettiklerini anlamak gerçekten güç.

Aradan yaklaşık yedi sekiz yıl geçti ve hala sınırlamalar, müeyyideler, cezalardan müteşekkil düzenleme bölge insanının tepesinde ‘Demokles’in kılıcı’ misali sallanıyor, racon kesiyor, haraç topluyor.

Mazlum ve mağdur yaylacılarımızın; il valilikleri, ilçe kaymakamlıkları, büyükşehir belediyeleri, tarım orman bakanlığı, çevre şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığı, jandarma, adli makamlar, mahalle/köy muhtarlıkları gibi kurumların muhatabı yapılması bile bir belirsizlik, bir yetkisizlik, bir bürokratik işkencedir, işgüzarlıktır.

Yayla mı, mera mı, otlak mı deniliyor resmiyette bilmiyorum ama bu arazilerde konut imalini düzenleyen spesifik bir yasal mevzuat çok zor olmasa gerek. İlgili uzmanların yapacağı bir çalışma ile bölgeye ve bölge insanına hitap eden kapalı/açık alan metrekaresi, katı, imal edilecek malzemesi belirlenmiş prototip örnekleri oluşturulmuş yapılar sunulmalıdır Karadeniz’in civanmert insanlarına.

Başta Sayın Soylu olmak üzere Karadenizli’den sürekli ve sınırsız destek gören Ak Parti cenahına tavsiyemiz bindikleri dalı kesme, ayaklarına sıkma yanlışından vazgeçin lütfen. Peyderpey devam edip son dönemlerde tırmanan yaylacılara binlerce, onbinlerce liralık para cezaları, elektrik aboneliği iptalleri, yargısal süreçlere sürükleme gibi idari eylemlere, işlemlere geçit vermeyin. Zaten ekonomik şartların bunalttığı bu gariban vatandaşı kendinizden, partinizden, hükümetinizden nefret ettirmeyin.

Üstelik cezai müeyyidelere maruz bırakılan insanlar tabiri caizse fakir fukaradan mütevellittir. Cebi kalın, cüzdanı şişkin kesim zaten kanunun boşluklarından sızıp su yüzüne çıkmıştır çoktan. Yalan beyan ayaklarını da kimseye yediremezsiniz. Vatandaşı yalan, eksik ve ya hatalı beyana teşvik eden, mahkûm eden sizin uygulamalarınızdır. Bu beyanların sakatlığını da biliyordunuz. Uyanıklık yapmayın Beyler!

Sosyal devleti ticari devlete evirmeye çalışanlara hitaben yazılmıştır...







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI