|
Tweet |
İran’la İsrail arasında bir süredir peşrev çekme şeklinde devam eden askeri diplomasi el ense denemesi, tahriki boyutuna evrilerek devam ediyor.
İsrail’in çevresinde konumlanan İran a ait paramiliter yapılara, gruplara karşı yürüttüğü operasyonlara karşı İran doğrudan siyonist, terörist rejimin gövdesine balistik hamleler yapıyor.
Dün geceden itibaren sıkça karşılaştığımız hipersonik füze, balistik füze kavramlarını kısa ve basit tanımlamaya çalışalım.
Balistik füze; nükleer, kimyasal ve biyolojik başlıkta taşıyabilen uzun menzilli güdümlü veya güdümsüz silah sistemidir. Bu füzeler tek bir başlık taşıyabilecekleri gibi, birden fazla başlık taşıyarak bu başlıkları farklı hedeflere yollayabilirler. İlki Hitler Almanyası tarafından ABD’yi vurma amaçlı tasarlanan bu sistem artık etkili bir savaş ritüeli olmuştur.
Hipersonik füze; soyundan geldiği subsonik ve süpersonik sistemlere göre çok daha hızlı ve etkili olmasıyla tanınır. İran’ın önceki akşam kullandığı FETTAH füzesi 1400 kilometre menzil ve 6400 km/saat hıza sahiptir. Bu hız sayesinde hava savunma sistemleri tarafından tespiti ve bertarafı zor olmaktadır.
FETTAH; ABD, Rusya, Çin ve Kuzey Kore’de kıtalararası türevleri bulunan bu füze sistemlerinin orta menzillisidir. Türkiye’nin yakın tarihlerde denemesini duyurduğu TAYFUN’un çok ötesinde, üzerinde olduğunu belirtelim. Tasarımı ve kullanımı yüksek teknoloji gerektiren bu askeri sistemlerin İran tarafından üretiliyor, kullanılıyor olması esasında ülkemizin dış güvenliği açısından düşündürücü, kaygı vericidir.
Siyonist rejimin askeri, siyasi ve teolojik motivasyonlarla Ortadoğu coğrafyasını zulme, işgale, soykırıma tabi tutma hadsizliği Arap Baharı projesinin nihai sonucudur. Esasında büyük resim BOP’tur.
BOP projesi kapsamında Irak ve Suriye’nin ulusal ordularının kimliği yok edilip bağımsız devlet egemenliğini koruma kararlılığı kırılmıştır. Yıllar önce Lübnan’da da tezgâhlanan bu emperyalist projeyle devlet merkezleri, otoriteleri zayıflatılıp siyonist müdahalelere uygun yumuşaklığa getirilmiştir. Arap Baharı da projenin başlangıcı olmuştur.
ABD ve İngiltere gibi orantısız askeri envantere sahip iki vahşi kapitalin ellerini, kollarını sıkıca bağladığı bölgesel güçlere karşı İsrail’in şımarık, acımasız ve izansız taarruzu Müslümanların toplu vurmayan yüreklerinden ötürüdür.
Mollaların kendi rejimlerini tahkim, takdim ve muhafaza amaçlı düşük yoğunluktaki askeri tepkileri siyonizmin sapkın emellerine evrensel meşruluk takviyesi yapmaktan öteye geçmemektedir.
Ülkemizin artık İsrail in yakın tehdidi ile baş başa kaldığı fikirleriyle mutabık değiliz. Kahraman ordumuzun Cumhuriyetin temel felsefesiyle barışı, hiyerarşik disiplini bozulmadıkça bu şafaklarda yüzen al sancak sönmeyecektir.
Biz, ayrılıkçı terör örgütü üzerinden yazılan senaryonun tutmadığını, tutamayacağını gören emperyalistlerin, siyonistlerin Yüce Devletimizi zayıf düşürecek güncellenmiş asimetrik projelerine karşı teyakkuz haline olmalıyız. Gerisi vız gelir tırıs gider.
Taşları bağlayıp köpekleri salanlar vuku bulan mezalimin müteselsil sorumlusudurlar...