|
Tweet |
Kurt, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Zamanı, gücü önceden bilinmeyen, deprem gibi doğal afetler can ve mal harici toplumların ruhsal dünyasını da olumsuz etkilemektedir. Özellikle depremi bizzat yaşayan İnsanlarda, deprem sonrası kaygı, endişe, panik atak, obsesyon, ses duyma, mistik hezeyan ve özellikle de uykusuzluk görülebilmektedir. Kısa süreli uykusuzluk; yorgunluk, depresyon, stres ve baş ağrısına yol açabilirken uzun süreli uykusuzluk; kalp, demans, obezite gibi, anksiyete bozukluğu gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Stres ve kaygının yol açtığı uyku bozukluğu bireyi etkilediği gibi çevresindeki çocuğunu, diğer aile üyelerini de etkiler. Ailevi sorunları tetikler. Aile içi şiddete, ihmale yol açabilir. İleri dereceli psikolojik sorunlara dönüşebilir.
Öncelikle depremle ilgili haberleri izlemeye ara verilmeli, sosyal medya seçici kullanılmalı, hayata başka bir gündem oluşturulmalı, günlük yaşam programı yapılmalıdır. Uykuya geçişi kolaylaştırıcı faaliyetlere ağırlık verilmeli, ışık ve gürültü en aza indirilmeli, uyunulan yerden elektrikli cihazlar kaldırılmalı, oda havalandırılmalıdır. Ağır yemekler yenilmemeli, şiddet, korku filmleri izlenmemelidir.
Unutulmamalıdır ki, her bireyin doktoru, psikoloğu, sosyal hizmet uzmanı kendisidir ve ruh sağlığını korumakla görevlidir.”