escort beylikdüzü beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort
Bugun...



OKUDUĞUM TOPAL OSMAN (2)

Geçen hafta birinci bölümünü neşrettiğimiz ve Topal Osman Ağa’nın hayat hikayesinden ilginç kesitler sunduğumuz yazı dizisinin ikinci bölümünde ölümüne ait belgeler, bilgiler ve sırlar üzerinde duracağız.

facebook-paylas
Tarih: 02-01-2026 22:33

OKUDUĞUM TOPAL OSMAN (2)

Geçen hafta birinci bölümünü neşrettiğimiz ve Topal Osman Ağa’nın hayat hikayesinden ilginç kesitler sunduğumuz yazı dizisinin ikinci bölümünde ölümüne ait belgeler, bilgiler ve sırlar üzerinde duracağız.

Topal Osman Ağa’nın trajik ölümü bir başka vatanperver Ali Şükrü Bey’in cinayeti ile iltisaklı olduğu için Ali Şükrü Bey’i kısaca takdim etmek gerekir.

Ali Şükrü Bey, aslen Şarlı (Beşikdüzü) nahiyesine bağlı Denizli köyü nüfusuna kayıtlı bir Osmanlı subayının oğlu olarak İstanbul’da doğmuştur.

Bahriye mektebinde okuyarak babası gibi bahriye subayı olmuştur.

Subaylığı süresince Almanya ve İngiltere’de mesleki gelişim kurslarına katılarak sınıfının seçkinleri arasına adını yazdırmıştır.

Gerek donanımı gerekse stratejik görevlerdeki meziyeti takdire şayanken subaylıktan istifa ederek sivil hayata geçmiştir.

Sivil hayatta yabancı dil avantajıyla rehberlik, çevirmenlik yapmış, ardından matbaa kurarak yazarlığa/yayıncılığa başlamış, ardından siyasete girmiştir.

Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında Trabzon milletvekili olarak bulunmuş, meclis dağıtılınca Ankara’nın daveti üzerine TBMM’ye katılarak Milli Mücadele’nin emrine, bünyesine dahil olmuştur.

TBMM’de, Mustafa Kemal’in kayıtsız şartsız destekçisi olan Müdafa-i Hukuk grubuna muhalif ikinci bir grup oluşmuş, Ali Şükrü Bey de bu grubun lideri olarak öne çıkmıştır.

Ali Şükrü Bey, heyet-i vekilenin teşekkülü, başkomutanlık kanununun uzatılması, İstiklal mahkemelerinin devamının gereksizliği, yeni yapılanmada hilafetin hariç bırakılması, Halk Fırkası ve Lozan Antlaşması bağlamında hükümetin dış politikasına yaptığı ateşli ve yaralayıcı muhalefetle TBMM’de gerginliklere, tartışmalara, kavgalara vesile olmuştur. Çok bilinenin aksine saltanatın kaldırılması kanununa "evet" oyu kullanmıştır. Enver Paşa tarafgirliği de iddialar arasındadır.

İşte bu muhalif duruşların Lozan bölümü cereyan ederken ortadan kaybolmuştur.

Kendisi gibi bahriye subayı olan ve Ankara’da yeni kurulan Umur-ı Bahriye Müdürlüğü görevinde bulunan kardeşi Şefket Bey’in durumu dönemin başbakanı Rauf Orbay’a haber vermesiyle aranmaya başlanmıştır. Kayboluşunun üzerinden yaklaşık beş gün geçmişken meskun mahal olmayan boş bir arazide cesedi bulunmuştur. Boğularak öldürülmüş, bir örtüye sarılmış ve elbiseleriyle gelişigüzel gömülmüştü.

Kaybolma haberi üzerine dönemin imkanlarınca yürütülen soruşturma neticesinde bir kıraathanede nargile içtiği esnada yanına gelen Topal Osman Ağa’nın yardımcısı Muhafız Alay Komutanı Gümüşreisoğlu Mustafa Kaptan’la mekandan ayrıldığı tespit edilmiştir.

Tevkif edilen Mustafa Kaptan’ın; Ali Şükrü Bey’i, Topal Osman Ağa’nın ikametine getirdiğini ve oradan ayrıldığını itiraf etmesi üzerine ihale Topal Osman’a kalmıştır. Mustafa Kaptan daha sonra beraat etmiş ve bu menfur cinayetten dolayı hiç kimse ceza almamıştır.

Ali Şükrü Bey’in cesedi incelenirken avucunda sıkışmış bir bez parçasının Topal Osman Ağa’nın sandalye döşemesiyle örtüştüğü de tespit edilince kesin bir kanı oluşmuştur. Topal Osman Ağa ya katildir ya da azmettirici.

Topal Osman Ağa’nın, Atatürk karşıtlığı nedeniyle Şükrü Bey’e; Şükrü Bey’in, Enver Paşa taraftarı Trabzonlu Kahya Yahya cinayeti münasebetiyle Topal Osman Ağa’ya olan karşılıklı öfkelerinin zamanın yetkililerinde oluşturduğu zan da cabası olmuştur. Daha sonra Kahya Yahya’nın katili bulunmuş Topal Osman Ağa bu iftiradan men olmuştur.

Bu bölüme kadar arşivler ve dönemin şahitleri tarafından kaleme alınan hatıralardan mütevellit güvenilir bilgiler mevcuttur.

Her iki cinayet ise arşivlerde kayıtsız olup sadece hatıralarda nakledilen iddialar üzerinden sürüp gelmiştir günümüze kadar.

Gerek TBMM’deki öfke gerekse ortaya konulan deliller Atatürk’e anlatılmış, o da Topal Osman Ağa’nın tevkifini onaylamış, Muhafız Tabur Komutanı İsmail Hakkı Bey’i tevkif için görevlendirmiştir.

Lakin bir sorun vardır. Ankara’da Muhafız Taburu dışında işe yarar güvenlik gücü yoktur. Muhafız Taburu’nun bir kısmı, Atatürk’ün özel korumalarının hemen tamamı Topal Osman Ağa’nın adamlarından oluşmaktadır.

Üstelik Topal Osman Ağa’nın etrafında da milis grubu vardır.

Atatürk, İsmail Hakkı Bey’i "Bak bu işi başaramazsan ne sen kalırsın ne ben ne Ankara!" sözleriyle uyarmıştır.

Çok kurnaz ve liyakatli bir subay olan İsmail Hakkı Bey önce Topal Osman Ağa’nın Ege’de konuşlu alayını diğer birimlere dağıttırmıştır. Sonra Çankaya’da muhafızlık yapan Topal Osman Ağa’nın adamlarını taburundaki diğer bölge askerleriyle değiştirmiştir. Bir adamını Topal Osman Ağa’ya göndererek Ali Şükrü Bey taraftarlarının silahlanarak Atatürk’ü öldürmek üzere Çankaya köşküne hücum edeceklerini bildirmiştir. Kendi taburuna da Topal Osman Ağa’nın tevkif emri nedeniyle Atatürk’e kızdığını, köşkü basmaya geleceğini söyleyerek köşk civarına pusu kurdurmuştur. ALLAH bir Atatürk iki şiarına sahip Topal Osman Ağa aldığı haber üzerine acele ve tedbirsiz koştuğu Çankaya sırtlarında pusuya düşürülmüştür. Yaralanmış ve bir sedyeye konulmuştur. Sedyedeyken öldüğü ya da öldürüldüğü yazıldı hatıralarda. Kafasının kesilmesi vahşice öldürüldüğü şıkkını güçlendirmiştir.

Daha değişik iddialar ve senaryolar mevcutsa da en detaylı olanın gerçeğe yakınlığı üzerinden hareket ederek yukarıdaki alıntıyı yaptığımızı belirtelim.

Çatışmada ölen on iki milisiyle bölgeye defnedildiyse de TBMM’de çıkan karar gereği mezardan çıkarılarak Meclis önünde ayaklarından asılarak teşhir edilmiştir.

Topal Osman Ağa Giresun’da, Ali Şükrü Bey Trabzon’da muazzam kalabalıklar eşliğinde defnedilmiştir.

Yıllar sonra Giresun’a giden Ali Şükrü Bey’in oğlu Topal Osman Ağa’nın çocuklarına uğramıştır. Topal Osman Ağa’nın kabrinde Kuran okuyup, dua etmiştir. Bir soru üzerine "Babamın katillerini biliyoruz. Osman Ağa masumdur." diyerek vaka ile ilgili bilinen, inanılan tabuları sarsmıştır.

Biri keskin dili ve fikriyatı, diğeri keskin kılıcı ve cesareti ile maruf bu iki Kurtuluş Savaşı kahramanını saygı ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad mekânları cennet olsun...







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI