|
Tweet |
Dün Rize' de yarım saatlik müthiş bir fırtına izledik. Koştuk, bastık, yardımlaştık, ürettik ve tabela yaptık.
Adeta seriye bağladığımız ve rakibimizi sürklase ettiğimiz süreç Saviç’in gereksiz ve konumsuz geriye pas işgüzarlığı ile son buldu.
Yediğimiz şok gol ile tutukluk, tedirginlik ve kırılganlık sendromuna girdik.
Bu durum son düdüğe kadar sürdü. Teknik ekibimizin ne uyarıları derman oldu bu hastalığımıza ne de oyuncu sirkülasyonları.
Ekibimizin arkaya itildiği ya da yaslandığı bölümlerde hiç bir hücumsal reaksiyon gösterememesi gerek dünkü maçta gerekse sezonun bitirilen bölümlerinde yaşadığımız bariz çaresizliklerden birisidir.
Fiziki ve mental bir depresyon halindeyken takımın geriden çok paslı, çok adamlı set oyununa zorlanması bu çaresizliğimizin dermanı olmadı, olmayacak arkadaş. Hani A,B, C planları, taktikleri Fatih Hocam? Bu takımın ikili, üçlü tabiri caizse gerilla hücum ezberleri yok mu? Neden yok? Olmalı muhakkak. Ama Ounachu ile değil tabi ki.
Ounachu’dan söz açılmışken birinci ve ikinci bölgemizdeki gereksiz top kayıplarına devamı canımızı sıkıyor. Bu bölgelerde ya bulunmamalı ya tek paslı katkılara oynamalıdır. Augusto’nun direkten dönen topunun hücum başlangıcında olduğu gibi yani. Hele topla dönüş denemelerini kayıtsız şartsız terk etmelidir. Onun kendi etrafında dönmesi için üç yüz altmış beş gün altı saate ihtiyacı var. Hiç bir rakip de buna izin vermez.
Bu tür pozisyonlarda yani Ounachu’nun istasyon opsiyonu gördüğü pozisyonlarda etrafında, yakınında bulunan futbolcularımız da vaziyet almalıdır. Çünkü ortalığın karışma ihtimali yüksektir.
Aynen Okay’ın birinci bölgemizden ikinci bölgeye yaptığı toplu dripling denemeleri için de geçerlidir.
Sayın Tekke bu hususta Ounachu’yu uyarıyor mu bilmiyoruz ama Zubkov’u uyarmadığı kesin. Ne alaka şimdi Zubkov diye sorduğunuzu hissediyorum. Zubkov’un hareketli toplara bütün sahayı kat ettirecek paralel pas denemeleri mi diyelim hobisi mi diyelim işte neyse takımı zor ve dengesiz pozisyonlara mahkum bırakıyor. Geçen yılki kupa finalinde yediğimiz ilk gol kulağına küpe olmamış demek ki.
Fatih Hoca'nın Olaigbe denemesi tercihe, tercihi ısrara, ısrarı inata, inadı işkenceye revan oldu artık. Ne hücumda ne savunmada var bu çocuk. Bu kadar negatif bir performansın yetmiş beş dakika online kalması en cesur kampanyalarda bile rastlanılmaz bir durumdur. Bu sürelerin daha azına daha fazla katkı sunabilir Sikan.
Bir CİO (C'rist İ'nao O'ulai) çıkmazı yaşıyoruz iki haftadır. Merkez orta sahadaki iki maçlık resitaliyle oyunumuza bir renk, takımımıza bir ruh, taraftarımıza bir umut vadeden futbolcuyu sen al forvet arkası pozisyonunda görevlendir!
Bir futbolcuyu harika performans verdiği bölgeden uzaklaştırmak kibirli bir egonun kendini tatmininden kaynaklanmıyorsa çok anlamsız, gereksiz ve absürt bir zaafiyettir.
Ayrıca forvet arkası oynama on numara vasfının tanımında bir done değildir. On numara bütün sahada sergilenecek özel bir statüdür. O pozisyonun aktörü yüzde atmış zeka yüzde otuz teknik yüzde on fizikten mütevellit olmalıdır, yaratılmalıdır. CİO ya yazık etme Hocam lütfen!
Otuz dakika racon kestiğimiz atmış dakika dokuz doğurduğumuz dünkü mücadelede iki isme özel bir övgüyü, teşekkürü çok görmemeliyiz. Önce Pina sonra da Folca özel prime layık performans ürettiler. Koştular, bastılar, engellediler, yardım ettiler, dinamizm kattılar dünkü üç puanın tabloya taşınmasına.
Takımımızın geçen yıla, yıllara göre pozitif tarafları olduğunu da yazmadan geçmeyelim. Kötü oyun vardı ama kötü koşan yoktu mesela. Dünkü maçın geçen yılki benzerlerinde Uğurcan’ın inanılmaz kurtarışları olurdu ya Rize de Onana’nın zorlandığı bir pozisyon bulamazsınız.
Maçın hakemini tebrik etmek istiyorum da aklım Saviç’in pozisyonunda. Normal akışta da penaltı gördüm ağır çekimde de. İki sıfırdan dönecek Rizespor o motivasyon ve coşku ile maçı çok farklı neticelere taşıyabilirdi de. Vallahi benim vicdanım hassas ve rahatsız oldu...