Yüz seksen dakika iki isabetli şut ve altı puan. Bu olsa olsa Kadir Gecesi doğmuş olmanın kutsiyeti ile izah edilebilir.
Modern futbolun hızı, temposu, teması, aklı, sistemi ile kıyaslandığında bizimkisi cilalı top devri gibi duruyor.
Bu futbol mantalitesi devam ettirilecekse Fatih Hoca’nın ekibinde bir arkeolog, bir paleontolog bulunması stratejik zorunluluktur!
Takımımız II. Abdullah Avcı döneminde yakalandığı kaplumbağa sendromundan kurtulamıyor. Ne Güneş enerjisi fayda etti ne Tekke teolojisi.
Bu tempoda tezahür edecek set hücumları ile süper ligde herhangi bir rakibe oyun ve skor üstünlüğü sağlanamaz, hatta sağlanması teklif dahi edilemez.
Ağır ve hantal set denemelerinin alternatifi ise bazen Uğurcan’ın bazen de Batagov’un karadan havaya fırlattığı uzun menzilli toplarla Ounachu’yu kullanmak ya da kanat hücumcularını rakibin arkasına kaçırmak. İşte hepsi bu. İlahi Fatih Hocam, iki yılda yeni doğan bir çocuk bile yürümeye, konuşmaya, kaşık tutmaya başlar yahu.
Futbolun majör temsilcileri olan Avrupalı kulüplerin hücum ve savunma portföyleri hiç mi seyredilmiyor, takip edilmiyor acaba? Bu kulüplerin savunmayı topyekun yaptıkları hücumu ise ikili, üçlü, dörtlü opsiyonlar halinde ve en çabuk şekilde gerçekleştirdiklerinden haberiniz yok mu kardeşim ?
City’nin bu hafta attığı dört golün üçünü, üçlü hücum setiyle bulduğunu dördüncü golün uzak mesafeden bir vuruşla geldiğini seyretmişseniz oynatmayı dahi beceremediğiniz mantalitenin tedavülden kaldırıldığını görmüşsünüzdür umarım.
Maçtan sonra Tekke Hoca’nın ön alan baskısı sözlerini ironi kabul etmek gerekir galiba. İki stoperinizin duran top dışında orta saha çizgisine dahi yaklaşmadığı bir oyunda hangi ön alan baskısı ALLAH aşkına! Rakip kaleciyle stoperlerinin pas alışverişini kesmeyi ön alan baskısı olarak tanımlamak futbol lügatine hâkim olamamak demektir.
Ön alan baskısı dediğiniz icraat takım halinde öne çıkarak rakibinizi kendi sahasında sıkıştırmak, bunaltmak ve boğmaktır. Öyle atmış, yetmiş metrelik takım boyuyla siz ön alan baskısı yapamazsınız. Aksi ön y'alan baskısı olur.
Takımımız adına pozitif bir done ararsak iki maçta da kalesini gole kapatmak öne çıkar. Bunda; savunma hattının devamlılığı, Batagov’un formu ve kalitesi, Saviç’in tecrübe ve liderliği, Pina’nın atletizmi yanında önlerindeki Okay ve Folca’nın temaslı gayretlerini öne çıkarabiliriz.
Yeni transferler içinde Pina açık ara önde. Atletizmi ve dinamizmi ile "yılan oğlu" fragmanı sergiliyor. Çalım yese bile tekrar tekrar rakibin karşısına geçebiliyor. Yani tek hamlelik değil. Hücuma çıkışları da fena değil lakin üretkenlik hususunda donanım eksikliği var.
Kazeem ve Agusto şimdilik hayal kırıklığı. Bu iki gence on milyon Euro bonservis verildiği ilan edilmiş ya inanılması zor hatta çok zor. Bu iki futbolcuyu izleyen, tavsiye edenler bir an önce kulübün muhasebesine yönlendirilip iş akitleri sonlandırılmalıdır. Devam edeceklerse de tam teşekküllü bir göz hastanesinden sağlık raporu getirmeleri sağlanmalıdır.
Oynadığımız iki takımın Alanyaspor ve Gençlerbirliği ile birlikte ligin mütevazi ve hedefsiz iki takımı olduğunu bilmeli yönetim erkimiz. Altı puana güvenip işi savsaklatmadan üst kalite iki orta oyuncusu katmalılar bu takıma.
Maçın hakemi meslektaşları arasında en beğendiğim ve güvendiğim isimdi. Lakin formsuz ve yetersiz bir yönetim izletti bize. Hiç yakışmadı Cihan Hocam...