Geçen hafta Papara Park’ta oynadığımız, ne oynamışsak, Kayserispor maçının üçüncü devresi gibi başladık Antep mücadelesine. Veteran takımı temposunda al ver sal ver, yana ver, geriye ver... Öyle ki ilk isabetli şutumuz on beşinci dakikada bir duran toptan, rakip ceza alanında ilk topla buluşmamız on sekizinci, ikincisi yirmi sekizinci dakikada Ounachu’nun yapılan ortalara kafa vuruşundan ibaretti.
Bu minvalde akıp gideceği belli olan Avcı sistemine otuzuncu dakikadan itibaren takım içinde isyan "Edin"ler çıktı. Ekibimizin futbol aklı ve üretim becerisine sahip iki kramponundan Visça sıkıldığı orta oyunu komedisinden ayrılıp rakip defans arkasına sızma hamlelerine girişti.
Visca’nın başlattığı bu isyana diğer cenahtan Trezaguet de katıldı. Ardından futbolu ve kapasitesini hatırlayan Bakasetas da özellikle Trezaguet’ye lojistik sağlayınca ortaya seyredilir, heyecan veren bir oyun çıktı.
Trabzonspor futbol oynamaya başlayınca Ounachu’nun istediği topları da gördük, yetersizliğini de. Bu dev adamın kafa topu haricinde hiç bir hüneri yok. Topla dripling yok, adam eksiltme yok, duvar olma yok, şut yok, defans arasına koşu yok, top saklama yok. Maç boyunca takım arkadaşlarına iki (2) isabetli pas verebilen bir futbolcudan bir santrafordan bizim yaramıza merhem olmaz Sayın Avcı.
Girdiği her müsabakada hırsı, hızı, azmi ve enerjisi ile izlediğimiz, gözlediğimiz Enis Destan artık daha fazla şans ve zamanı hak ediyor. Ertesi yılın takımını ve oyununu inşa ettiğini deklere eden Abdullah Hoca’nın kiralık Ounachu yerine Enis’e çalışması gerekir.
İlçemizin ve takımımızın gözbebeği Abdülkadir’in performansından mutlu olamadık yine. On numara rolünde rakip kaleye isabetli/isabetsiz şut atamamak, rakip ceza alanında topla iki kere buluşmak komik istatistiklerdir. Abdüş’ümüzden takım savunmasına verdiği emeğin çok daha fazlasını ofansta da bekliyoruz. Artık şut at be çocuk!
Gerek kadro gerek oyun olarak Süper Lig’in Pendik ve İstanbulspor’la beraber en negatif takımı karşısında alınan galibiyet lütfen şişirilmesin. Her iki savunma bekimizin yetersizliği, stoperlerimizin vasatlığı ve santraforumuzun kapasitesi ortadayken lütfen hayallerden uzak duralım. Mendy’nin stoper oynama/oynatma macerası umarım bu maça özeldir. Evet defanstan top ve oyuna katkısı olabilir lakin son derece ağır ve hamlesiz olduğu hep göz önünde bulunmalıdır.
Visça’nın isyanı, Trezaguet’nin fırsatçılığı ve Baka’nın dönüşüyle kazanılan üç puana şimdilik eyvallah diyelim ve biraz saha dışına çıkalım.
Trabzonspor’un hafta içi resmi sosyal medya hesabından yaptığı kamuoyu açıklaması yenilir yutulur, kabul edilebilir ve asil değildir. Duyuru metninden özellikle iki paragrafı incelemek istiyorum.
Birincisi;
"Görünen o ki; hepiniz derhal değişmesi gereken bu pis ve aşağılık düzenin hizmetkârlarısınız." paragrafı. Milyonlarca taraftarı, şerefli bir mazisi, tertemiz hikâyeleri, sayısız ve saygın başarıları ile Türk Futbolu’nun beyaz sayfası olan Trabzonspor’u temsil edenler yukarıdaki üslubu kullanamaz, kullanmamalıdır. Bu dil, kale arkasında elektrik yüklü bir fanatik gencin olabilir ancak.
İkincisi;
"Türkiye Futbolu’nu yöneten kurumların 'Bir daha asla maç alamayacak' dediği bir isme 4 hafta sonra tekrar görev vermesi, bundan sonraki tüm söylem ve kararlarını niteliksiz ve güvenilmez kılmıştır." bölümü. Kanun, tüzük ve yönetmeliklerin hâkimiyeti altındaki bir resmi kurumun, TFF veya MHK, Trabzonspor Kulübü Başkanı’na keyfe keder söz verdiği anlaşılıyor. Son yıllarda kamuda aşina olduğumuz kişi veya zümrelerin yasalardan bağımsız racon kesme, posta koyma, yetki gaspı gibi anarşist hallerinin futbolu da esir aldığını anlıyoruz maalesef.
Temennimiz Trabzonspor’u temsil edenlerin şecaat arz ederken sirkatin söyleme durumuna düşmeyeceği daha asil, daha edebi ve daha sportif iletişim kurabilme hünerini gösterebilmesidir.