Harflerin manasız, hecelerin gereksiz, sözcüklerin kifayetsiz, cümlelerin devrik olduğu, acıların ocağımızda bağdaş kurduğu günlerin içinden geçiyoruz.
Hepimizin öldüğü, on binlerce evladımızın gömüldüğü, enkazımızın feryadı figan ettiği, yaralarımızın oluk oluk kanadığı bir ahvalde futbola dair yorum yapmak hem zor, hem lüzumsuz, hem de karşılıksız olsa gerek.
Bir Maraş deyimiyle toonak olan (dağılan, yıkılan) Yüce Milletimizin bütün fertlerine başsağlığı diliyorum. Ölen bütün kardeşlerimize ALLAH tan gani gani rahmet diliyorum.
Depremin sinemizde kırılan fay hatlarını, Aziz Milletimizin üstün karakteri, sonsuz merhameti, sarsılmaz inancı, derin feraseti, ölçüsüz maneviyatı ile tamir ediyor, edecektir.
Sorumluluğumuz gereği bir nebze de futbola dair yazalım. Rakip antrenör Heiko Vogel’in "Bu maçı oynamak saygısızlıktır." demecini bu maçtan önceki favori cümle olarak ilan ediyorum. Yalnız sevgili Hoca’nın Basel den iki yüz kilometre ötedeki Nyon’da yapacağı sitemin daha etkili olacağını bilmesi gerekirdi.
Takımımız bildiğimiz taktikle ama alışık olmadığımız orta saha dizilişiyle başladı. Nihayet iki altı numara normuna sadık kaldı Abdullah Hoca. Artık ilk adım atıldığına göre iki altıdan birinin Hamsik yoksa Gbamin olması gerektiği de gel zaman git zaman anlaşılacaktır. Tercih edilen Siopis ve Doğucan’ın hücum aktiviteleri Trabzonspor kriterlerine kırk fırın ötede bekliyor.
Orta sahadaki hücum fakirliği zaten belimizi bükerken iki savunma bekimizin de onlardan geri kalmaması (!) oyunumuzu kısır bir gösteriye dönüştürüyor.
Oyunun ikinci devresinde savunma bekinde nöbeti devralan Larsen ve Bartra’nın seleflerine nazaran rakip sahada daha çok gezinmeleri oyunumuza seyredilebilirlik zevki katmıştır. Hatta sağ bekte bocalayan Larsen sol bekte gol bile üretebilmiştir. Yine de uyarmak istiyorum. Bartra’dan sağ bek olmaz. Sakın ha Hocam!
Maçın teknik yıldızı Gomez, fiziki yıldızı Abdülkadir olurken Trezeguet de en çok isteyenlerdendi.
İki raunttan oluşan mücadelenin ilk raundunu kazanmakla beraber her iki takımın da tur atlama şanslarını eşit görüyorum.
Bu maçta yaşanılan depremzede birlikteliğinin, renkliliğinin, kardeşliğinin daim olması dileğiyle başın sağolsun Maraş ım, Antepim, Adıyamanım, Adanam, Hatayım, Diyarbakırım, Osmaniyem, Kilisim, Malatyam, Urfam...