Çok sert darbeler aldığımız, travmalar yaşadığımız Akdeniz sahillerine misafir olduk yine.
Bakasetas, Abdüş, Pepe, Trezeguet, Ounachu, Orsiç, Denswil, Larsen, Kourbelis, Tekliç, Umut Bozok gibi lig başlarken ilk on bir teşkil edecek kramponların yokluğunda elde avuçta ne kaldıysa Antalya’ya götürüldü zarureten.
Yekpare oldukları birçok müsabakada dahi oyun/skor üretemeyen takımımızın bunca eksiğe gediğe direnç gösteremeyeceği zaten malumumuzdu.
BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN...
Trabzonspor ne kadar eksik olursa olsun bu kadar ezik, bu kadar basiretsiz, bu kadar dağınık, bu kadar beceriksiz, bu kadar pervasız bir görüntü veremez. Kötü oynanabilir ama kötü koşulmaz beyler.
Kulübümüzü maruz bıraktığınız yüz kızartıcı futbol istatistikleri kolay kolay unutulmayacak.
Eren, Berat ve Benkoviç’in hiç olmazsa savunma çabaları makbule geçti. Diğerlerinin ortaya koyduğu performans lisanslarının iptaline yeterde artar dozdaydı.
Temenni edelim ki bu bir maçlık uyurgezerlik hali olsun. Yoksa haftaya Trabzon’da yaşanılacak bir Galatasaray hezimetinin faturasını kimse ödeyemez.
BENKOVİÇ’İN AYAKLARI UĞURCAN’IN ELLERİ...
Yaklaşık kırk yıldır futbol izliyorum. Benkoviç’in kale çizgisinden çıkardığı topun benzerini hatırlamıyorum. Bu kadar sert ve köşeye atılan şutu doğal olmayan refleksle çizgiden uzaklaştıran futbolcumuzu tebrik ediyorum. Uğurcan’ın elleriyle yapamadığını başardı.
Uğurcan demişken dün yediği golün kaçıncı kopya olduğunu unuttum. Altı pasa düşen ortaları bir adım atarak yumruklama cesaretsizliği, beceriksizliği kronik hale gelmiş. O mesafeden yapılan hiç bir isabetli şutu da kurtardığını görmedim. Yapma be Kaptan! Çık vur yumruğu dağıt gitsin topu da santraforu da.
ALLAH UZUN "ÖMÜRLER" VERSİN...
Trabzonspor’da son yıllarda gelenekselleşen aile içi şiddetin son kurbanı Abdülkadir oldu maalesef.
Unutulmaz başarıları, vahşi sakatlıkları, soğuk düşüşleri ile Trabzon insanının duygu haritasına benzeyen kariyer gelgitleri yaşayan bu çocuk artık fabrika ayarlarına dönemeyecek kadar hırpalandı.
Kulübümüz sağlık biriminin bilgilendirme paylaşımı olmadan Abdullah Hoca’nın sakatlık beyanları bana hiç inandırıcı gelmiyor. Tamamen sezgisel olmakla birlikte Abdüş’ümüzün yüreğinde birinci derece kas yaralanması ve ödem oluştuğunu düşünüyorum. Tedavisi için Papara Park’ta yoğun bir sevgi terapisi uygulanmalıdır.
ANTİSEMİTİZM KORKUSU...
Hakem mevzusuna çok girmem, çok takılmam lakin bu maçın hakemi futbolun marka değerini tek başına yerlerde süründürür. Maçın başlarında Antalya’nın İsrailli futbolcusu Jehezkel’in Eren Elmalı’ya arka arkaya yaptığı dört kuraldışı harekete seyirci kalması antisemitizm korkusundan değilse antifutbolizm anlayışındandır.
Hakemin ısrarla sahada tuttuğu İsrailli futbolcunun gol sevincindeki hadsizliği, meydan okuması onurumuzu zedelemiş, gururumuzu incitmiştir. Kendisini teri soğumadan kapı önüne koyan Antalyaspor yönetimini tebrik ediyorum.
Antalyaspor’un sadece yönetimini değil, takımını ve hocasını da kutluyorum. Üç puan sonuna kadar haklarıydı ama bazen olmuyor işte...