Giresunspor, meskûn mahal futbolu olarak tanımlanabilecek; kendi birinci bölgesinde gerçekleşen oldukça kısa mesafede birden fazla futbolcu ve paramiliter taktikle fiziksel bir oyun yapısı inşa etmiş.
Bu sıkılaştırılmış cepheden fırsat buldukça sızma ve nadiren de yarma stratejisiyle hücum denemeleri yaparak sonuç almaya çalışıyor.
Trabzonspor genel kurmay komitesi ise rakibin bu müdafaa hattını kısa mesafe menzilli, dar alanda seri atışlar yapabileceğini düşündüğü Enis ve Ömür gibi silahlarla göbekten çökertme planı tertiplemişti.
Bu iki hafif silahın arkasına da orta - uzun mesafede tahrip gücü yüksek isabetli şutlar atabilen Bakasetas’ı mevzilendirildi.
Rakip cephenin derinliklerine de Maxi keskin nişancı olarak görevlendirilmiş, her iki kenardan Trezeguet, dripling ve ortalarıyla ona lojistik sağlayacaktı.
Peki, ne oldu ne olmadı?
Komşunun, hücum projelerinin mimarı Serginho’nun sakatlanıp çıkmasıyla zaafları başladı.
Çünkü Giresunspor onun mekândan ayrılmasının ardından projelendirilmiş hücum planlarını tatbik edecek maharette futbolcu kaynağına sahip değildi.
Dolayısıyla doğaçlama hücum moduna mahkûm kaldılar. Bu modda ancak Trabzonspor müdafaasının yapacağı bariz ikramlarla netice alabilirlerdi. Ki Gbamen gibi sık sık arızalanan ve o mevkide kullanımı garanti kapsamına girmeyen stoperimiz iki üç kez fırsat da verdi. Bereket diğer savunmacılarımız onun arkasını tez elden toparladılar.
Bu melez kardeşimizin bu günkü skor tarafından gizlenen stoper oynama liyakatsizliğini ve oynatma riskini gelecek haftalarda izlemeyiz inşallah. Yerli yerinde evli evinde ağırdır.
Trabzonspor a dönersek; kurmay Avcı’mızın hücum organizasyonları, Bardhi ve Bakasetas’ın kötü performanslarına, Maxi’nin lojistik destek ihtiyacının giderilememesine bağlı olarak ilk yarı boyunca rakip savunmada gedik açamadı. Tamam, Bakasetas’ın kötü performans hakkı vardı da Bardhi ayağına gelen topları da, ilk on bir oynama şansını da rezil etti. Aldığı toplarda önce kendine bir iki çalım atma huyunu terk etmelidir. Bu özelliği hem yorulmasına, hem pozisyon kaybına, hem rakibe zaman kazandırmasına vesile oluyor. Şayet bir kör alıcı bulunabilirse iskontolu fiyatla satışı hem onun hem bizim için mahsursuzdur.
İlk isabetli şutun 26. dakikada Giresunspor tarafından atıldığı ilk yarıda duran toptan bulduğumuz gol dışında temposuz, zevksiz, heyecansız bir mücadele seyrettik. Bu kötü görüntüyü bertaraf etmek için Abdüş’ün aktif, Siopis’in pasif görevli çabaları yeterli olmadı. Şayet mümkünse Siopis’in hücum oyunundan meni sağlanmalıdır.
İlk yarıdaki sıkıntı maçın 70’li dakikalarına kadar devam etti. Rakibin de oyun acizliği sebebiyle bu dakikalardaki çoklu hücum cesareti iki gol daha üretmemize zemin hazırladı. Sonradan oyuna giren Naci’nin oyun zekâsı ve tekniği farkındalık gösterisiydi. Aynı farkındalık Doğucan’ın göbeği için de geçerli!
Sonuçta, komşumuzun kötü gününden istifade ederek attığımız üç gol de, aldığımız üç puan da yeterlilik anlamında ne Avcı’yı ne bizi ne de takımı rehavete gark etmemelidir.
Maçın Palabıyık'sız hakemi Abdüş’ün yüzüne atılan kesme tokatı, Bajiç’in bileğine yapılan taban darbesini ve her iki ceza alanında tartışmalı iki engelleme vukuatını müdahalesiz geçiştirdi. Yine de seyredenleri sıkıntı basan bu maçı sonuna kadar yönetmesi takdire şayandır...