Trabzonspor dar ve kalitesiz rotasyon stokunun sancısını yaşadı, yaşayacakta.
Takımın yedek kulübesine dönüp baktığınızda Fatih Hoca ne görüyordur diye düşündüm. Vallahi şanssızlık, plansızlık, ümitsizlik, tecrübesizlikten oluşan çaresizlik oturuyordu kulübede resmen.
Mustafa, Folcarelli, Ounachu, Oulai, Vişça, Nwakaeme gibi bir çok derde deva isimlerin yokluğunda Kazeem ve Cihan gibi iki pırpıra sarılmak tabi ki denize düşmeden önce kotarılmalıydı teknik ve idari birimlerce.
Üstüne kim düşünebilirdi Pina’nın, Saviç’in ve Batagov’un bu kadar uyurgezer hallerini. Arif’i saymıyorum çünkü o vasatın altındaki yeteneği yetmezmiş gibi özgüveni de kırıma uğratılmıştı defalarca.
Futbol maçları orta sahada kazanılır ya da kaybedilir büyük ekseriyetle. Siz bu cepheyi Benjamin ve Muçi gibi iki nazik, Ozan gibi ağır bir askerden dizerseniz değil süper ligde herhangi bir profesyonel kategoride dahi zorlanırsınız.
Maçın tamamını izleyenler, dikkatli ve seçici izleyenler doksan dakika boyunca orta sahada takımımızın kazandığı tek bir ikili mücadele hatırlayabilir mi? Hatırlayan varsa tebrik ediyorum.
İşte orta sahası yani beli kırık, fıtık olan ekibimizin hem defansta hem hücumda blok halinde organize olmaması sonucudur mağlubiyet.
Hep sahada olmasını arzuladığımız Sikan’ın bu maçtan sonra yabancı kontenjanı için biletinin kesileceğini tahmin ediyorum. Temposu bu yarışın çok gerisinde.
Gençlerbirliği aldığı bu galibiyete fazla güvenmemelidir. Çok kötü bir futbolcu skalasına sahipler. Üç puanı onlar almadı Trabzonspor hediye etti.
Elbette takımımızın aldığı bir mağlubiyete sevinemeyiz ama kiralık futbolcumuz Göktan’ın azmi ve performansı tesellimiz olabilir. Onun adına sevineceğimiz bir mevzu da kaçırdığı inanılmaz gol pozisyonuydu. Olası bir puan kaybında hakkında çıkacak çirkin iddiaların altında kalacaktı belki yıllarca. Geçmiş olsun çocuk.
Çok defa dillendirilen bir klişe var. Tamam da bizim sahaya çıkan on birimiz rakipten daha kalitesiz değil ya diye. Bu öfkeli taraftarlarımız futbol da ezberi, oynama alışkanlığını basit bir detay zannediyorlar. İşte öyle olmadığını gördük Ankara’da.
Bu takım başta stoper olmak üzere üç dört okkalı takviyeyle güçlendirilmelidir. Göktan mümkünse geri alınabilir mesela. Bir kaç maç izlediğim Tongya da scaut ekibimizin takibinde olmalıdır, oluyordur umarım.
Hakem Halil Umut Meler bizim yedek kulübemiz kadar aciz ve başarısızdı, dağınıktı. Hem Pina’ya hem Gençlerbirliği oyuncusuna yüze temastan gösterdiği kartlar basitti, komikti. Sikan’a aldatmaktan gösterdiği sarı ise faciaydı. Hadi itmeyi yeterli görüp penaltı çalmadı diyelim temas alan bir oyuncuya aldatma ihtarı net bir hakem hatasıydı.
Fatih Hoca’ya destek ve güvene devam çünkü istikrar dışında şansımız da yok çaremiz de...