Bu sezon tutunacak tek dalımız Ziraat Türkiye Kupası’ydı. O dal da Ankara’nın Gücü’ne dayanamadı ve üç yerden kırıldı. Bu kırıkların ortopedik olanları var, psikolojik olanları var, ekonomik olanları var. Artık AFAD’ın toparlayabileceği bir enkaza döndük resmen.
Üç gün arayla yedi gol yediğimiz takımlar ligin kadro kalitesi ve oyun gücü açısından en vasat takımları. Yarın bir gün altı, yedi, sekizlik skorlara gebeyiz biline.
Orhan Hoca’nın takıma heyecan, hırs, heves katmasını geçtik kendisi yukarıdaki duygulara muhtaç bir görüntüdeydi. Maçın başından sonuna kadar ki görüntüsü Karadeniz’de filoları batmış armatör misaliydi. Maçın son anlarında takım 3-1 mağlupken üstelik oyuncu değiştirme imkanı yokken yardımcısıyla bir tablet üzerinde değerlendirme yapmaya çalışması Güldür Show’a taş çıkarır komiklikteydi.
Kayseri maçında facia yaşatan iki oyuncu Yusuf ve Bartra’yı yanına alarak başladı güzel. Ya Uğurcan ve Peres’in dayısı mı vardı Ankara’da acaba?
Hep iddia ettiğim iki altı numara ile oyuna başlamakta bir erdemdi sonuçta. Ki ben bu iki altının birisinin Gbamin olmasını iddia etmişimdir hep. Yine de ilk yarıda rakibin tek pozisyonu yoktu.
İkinci yarıya baskı altında başladık çünkü hücum hattımız Abdüş dışında sahada vardı ama oyunda yoktu. Artık gol ve gollerin geleceğini Orhan Hoca dışında herkes görüyordu. Öyle ki maç Hüseyin’le Ankaragücü arasında oynanıyordu. Arada Uğurcan da Hüseyin’e yardım destek çıkıyordu hakkını yemeyelim.
Sonra Hüseyin de yoruldu, bunaldı, bitti ve sağlı sollu "güçlü" yumruklarla nakavt olduk. Taraftara da soralım bir sual. Hüseyin, Bartra ve Denswil’den kötü mü sizce? Yuhalanmayı, aşağılanmayı hak ediyor mu?
Neresini yazsak elimizde kalıyor. Yediğimiz ilk golde Denswil’in eşleştiği adam kafayı vuruyor top direkten dönüyor, dönen topa koşuyor tekrar vuruyor bizim ki yerinden hiç kıpırdamıyor. Eee nasıl yemeyecek nasıl kazanacağız!
Gelelim Enis vakasına. Bu adamın kurtarıcı olarak sahaya girdiği her maç takım yeniliyor diye yazıyorum, söylüyorum, bağırıyorum haykırıyorum. Ben görüyorsam Hoca’nın görmemesi mümkün mü? O halde takım hocasız, kulüp bacasızdır.
Yine de Abdüş’e ve Hüseyin’e yazık oldu. Visça’nın sakatken takıma daha yararlı olduğunu da gördük iki maçtır.
Maçın hakemini ve Ankaragücü’nü de tebrik edelim. Artık gelecek sezonlara bakacağız hep birlikte...