Türkiye Cumhuriyeti, dahili ve harici bedhahlarına rağmen yüzüncü yaş gününe ulaştı. Kutlu olsun, mutlu olsun, daim olsun...
Büyük Önder, eşsiz fikir ve devlet adamı, Türk Milliyetçisi Mustafa Kemal'i, silah arkadaşlarını, Türk Milletinin şehadete ermiş aslan evlatlarını sevgi, saygı ve minnetle yadediyorum.
Gazze’de devam eden mezalimi şiddetle ve nefretle reddediyorum, kınıyorum, lanetliyorum. Siyonist Yahudiler’in ve Evanjelist Hristiyanlar’ın sapkın teokratik hayalleri için batı medeniyeti yüzyıllar boyunca üretiminde çaba harcadığı evrensel değerleri bu kadar hoyratça harcamamalıydı. Yazıklar olsun!
Bu izansız ve insafsız trajedi Gazze’de elbet nihayetlenecek lakin insanlığın hafızasında yüzyıllar boyunca kanamaya devam edecektir.
Konjonktürün üzerimizdeki yoğun duygusal basıncından futbola odaklanma zaafı yaşıyoruz. Trabzonspor’da bize yardımcı oluyor Elhamdülillah. Bir nebze tebessüm, bir yudum mutluluk, bir dilim tat vermeyen takım, oyun ve skora ne yazabilir, nasıl odaklanabiliriz?
Trabzonspor lig tarihinde rakip kaleye isabetli şut atamadığı ilk maçını oynadı Olimpiyat Stadı’nda. Bu ünvanın sahibi olma talihsizliği hem Hoca’ya hem futbolculara ağır gelmez inşallah.
Abdullah Hoca maalesef dejavu yaşıyor. İlk döneminde kolay yiyen, kırılan ve kaybeden takıma müdafaa refleksi kazandırmakla işe başlamıştı. Görülüyor ki aynı teşhis ve tedaviye start vermiş.
Onun yönetimindeki iki müsabakada gol yemeyen, az pozisyon bahşeden pozitif görüntü elbette umut vericidir. Lakin müdafaa kaybetmeyi engellese de kazanmak için yeterli değildir. Skor üretimi hücum organize etmekle mümkündür. Görünen o ki mevcut kadro stoğu ile Trabzonspor’un hücum fukaralığına çare üretmesi bayağı meşakkatli olacaktır.
Peki hücumda bu kadar verimsiz, etkisiz ve çaresiz görüntünün sebebi nedir? Keşke sebebi olsaydı. Sebepleri nelerdir?
Bir kere ekibimizin kreatif krampon eksikliği aşikar. Bu zaafı sistemsel organizasyonla kapatmak derdinde Avcı. O sistemi inşası da kolay ve erken olmayacak.
Sahaya çıkan on bir futbolcudan Abdüş, Visca ve Fountas dışındakilerin hücum yetileri süper lig seviyesinde değil. Üstüne Visca topla buluştuğunda partneri Mehmet Can, Fountas topla oynarken partneri Eren gözle görülmeyecek uzaklıkta konumlandığından basit top kayıpları, verimsiz hücum denemeleri, yana-geriye top tercihleri yaşanıyor.
Yine Abdüş topa sahipken Ounachu ile senkron sorunu yaşıyor. Bu dev adam ortadan ve kenarlardan gelen arkadaşlarına duvar olmayı başaramadığı gibi engel olmaya da başladı. Abdüş oyunun savunma bölümüne inanılmaz katkılar verdi yine. Keşke hücuma da verebilse.
Takımın stoperleri öne çıkarak alan daraltma riskini al(a)madığından önlerindeki Berat ve Mendy’nin hücumsal vazifeleri azalıyor. Ortaya birbirinden kopuk üç dört parçadan mütevellit garip bir yapı çıkıyor.
Yukarıda da bahsettiğim gibi bu takımın skor ve oyun olarak taraftarımızı tatmin etmesi için uzun bir zamana, geniş bir sabra, sakat ve formsuz oyuncuların iş başı yapmasına, gereksiz stoğun eritilmesine ve kaliteli takviyelere ihtiyacı var.
Haftaya Fenerbahçe maçında daha üst mücadeleye ve futbol şansına ihtiyacımız var. Umarım sükût-u hayal yaşamayız...