Trabzonspor, bir dünya kulübüdür. Türkiye’de olduğu kadar Avrupa’da da başarılı olmak zorundadır.
Bunun aksini söyleyen var mı?
Bence yoktur.
O zaman insana sorarlar. UEFA Avrupa Ligi’ne karşı bu ciddiyetsizlik niye?
Bir çokları olaya şu taraftan bakıyor.
“Ünal Hoca alt yapıdan 6 oyuncuya şans verdi. Yedekleri gördü.”
Bir kulüp düşünün Avrupa kupalarına katılabilmek için müthiş bir mücadeleye giriyor. Ama daha ikinci maçın ardından havlu atıyor.
Başta da bahsettiğim gibi Trabzonspor Avrupa’daki maçlarda başarısından sık sık bahsettiren bir kulüptür. Liverpol, İnter, Barcelona gibi devleri dize getirmiş bir takımdan bahsediyoruz. Ülkeye çok sayıda puan kazandıran bir takımdan bahsediyoruz.
Trabzonspor’un grubu Başakşehir’in grubundan daha mı güçlüydü? Bence değil. Gelinen noktada büyük hayallerle gittiği UEFA Avrupa Ligi’nde sadece 1 puan toplayan Trabzonspor’a ben bu tabloyu hiç yakıştıramadım.
Yakıştıranlar varsın yakıştırsın…
Maça gelince…
Trabzonspor Teknik Direktörü Ünal Karaman maça alt yapıdan 6 oyuncuyla başladı. Cezalı olan Abdülkadir Parmak sahaya kaptan olarak çıktı. Geriye kalanlar da fazla fırsat bulamayan yedeklerdi.
İlk yarıda gençlerin ateşli oyunu az kalsın golü de getiriyordu. Ancak son vuruşlarda başarılı olamadık ve ilk yarıda iki golden olduk.
İkinci yarı ise ilk yarıdaki oyunu göremedik. Getafe oyunu ciddiye alarak golü buldu ve maçı galip tamamlamayı başardı.
Anlamadığım bir başka şey daha var. Taraftarın ilgisizliği…
Belki diyeceksiniz ki “İddiasız bir takımı taraftar niye izlesin?” Haklı olabilirsiniz. Ama o sahaya çıkan gencecik yeteneklere kim moral verecek?
Futbolcuları eleştiriyoruz. “Maç seçiyorlar her maçta aynı oynamıyorlar.”
Peki, taraftar neden maç seçiyor? Ya da futbolcuları niye eleştiriyoruz?
İnşallah Galatasaray maçında umduğumuzu buluruz.
Umutluyuz. Ünal Karaman hocanın üç büyüklere karşı istatistiği bize güven veriyor.
Güzel bir hafta sonu yaşamamız dileğiyle esen kalın.