Evet, bu kadar kısa bir süre içinde bu kadar sevilebileceğini, bu kadar büyük bir iz bırakabileceğini kimse tahmin edemezdi.
O bir dünya yıldızı idi ve Trabzonspor da iz bırakarak veda etti.
Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim“ veciz sözünün tam da karşılığı idi Marek.
Geldi ve ilk sezonunda Trabzonspor’un şampiyon olmasına büyük katkı sağladı, ödemelerde sıkıntı oldu kendisi sorun yapmadı. Hepsinden önemlisi Abdullah Avcı tarafından yedek bırakıldı, 90 dakika çıkartamaz dendi oynatılmadı ancak tam bir profesyonel olarak çalıştı hiç bir zaman duruşunu bozmadı ve oynadığında sahada her zaman farkını gösterdi.
Trabzonspor bu tip dünya yıldızı karakter olarak ta düzgün futbolculara her zaman ihtiyaç duymaktadır.
Marek Hamsik hem futbolcu olarak hem de karakter olarak üst düzey bir futbolcu idi, umarım takım arkadaşları ve altyapıda gelecek vaadeden futbolcular ondan yeterince yararlanmışlardır.
Trabzonspor kendi imajı açısından yine böyle; hem futbolculuğu hem de karakteri üst düzey bir marka futbolcuya ihtiyaç duymaktadır. Bu tür futbolcular oynadıkları takımın hem imajını hem de sınıfını yükseltir.
Maça gelecek olursak; bir şey değişti çok şey değişti misali, Hoca değişti oyun formatı değişti.
Önde basan sürekli atağı düşünen topu kaybedince almak için müthiş baskı kuran, sürekli ileride çoğalan bir takım izledik. Bunda Alanyaspor’un 10 kişi kalmasının da etkisi vardı ancak maç onbire onbir de oynansa çok fazla bir değişiklik olmazdı.
Taraftarların arzu ettiği oyunu sahada gördük. Trabzonspor böyle oynamalı; önde basmalı, sürekli gol aramalı, topu kaybedince en kısa sürede tekrar kazanmak için büyük çaba sarfetmeli… Bunların hepsini sahada gördük.
At yana ver kaleciye oyunundan gittikçe uzaklaşıyoruz bu da gelecek günlerin çok daha güzel olacağının bir göstergesi .
Yerinde takviyelerle gelecek sezon çok daha güzel günler göreceğiz…