Şapka düştü kel göründü…
Bu şapka Abdullah Avcı’nın geçen yıl taktığı şapka… Mücadele yok, hırs yok, takım birlikteliği yok, geleceğe dair umudumuzu diri tutacak hiç bir şey yok. En önemlisi de “RUH” yok. Bütün bu yokların arasında kaçan balık büyük oluyor.
Haftalarca yazıp çiziyoruz; ne diyoruz? Tempolu futbol, temaslı futbol ve de en önemlisi dikine futbol. Bunlar futbolun temel unsurları. Kasımpaşa futbol takımına bakıyorum sıradan herhangi bir futbolcusu kayak sporunda slalom yapar gibi bizim takımın 5-6 futbolcusu arasından rahat çıkabiliyor. Bu normal bir durum değil, futbolcularımız koşmuyor, rakibe basmıyor, risk alıp ileriye doğru oynamıyor. Al yana ver yana, al geri ver kaleciye… Böylesi çağ dışı bir anlayışın günümüz futbolunda yeri yok. Bunun tek sorumlusu her hafta istatistikten bahsedip bize masal anlatan Abdullah Hoca’dır. Bir takımın oyun anlayışı olur ne yapmak istediğini 10 dakika seyretsen anlarsın, Trabzonspor’u uzatmalar ile beraber 95 dakika seyrettim. İnanın 2 dakika da seyretsem hiç bir şey kaçırmazdım, Trabzonspor futbol oynamıyor, sahadaki formanın içi boş, bu normal bir durum değil. Tahminim o ki içeride büyük sıkıntı var, tamam hoca kötü ancak bir futbolcu nasıl koşacağını rakibi nasıl karşılayacağını bilmez mi?
İlk 45 dakika herkesin şikeci diye adlandırdığı Ertuğrul’un adını Trezequet’e yaptığı ancak Hüseyin Göcek’in vermediği penaltı pozisyonunda duyduk. Koca bir ilk yarı kanatlardan getirip de santrafor Maxi Gomez’e atabildiğimiz bir top yok. Trezequet’i gördükten sonra keşke Nwakaeme’ye 1 yıllık 5 milyon Euro verseydiler de takımda kalsaydı diyorum. Ona vermediğimiz paranın kat be kat fazlasını avuçlarımızın içinden kaçırdık. Futbol her ne kadar takım oyunu olsa da Nwakaeme gibi sıra dışı futbolcuyu seyretmek bu kadar kötülüğün arasında iyi gelirdi.
Abdullah Hoca galip gelirse lider olacağını bilmiyor mu idi. Bu nasıl bir oyun, Trabzonspor bu kadar oyuncu değiştireceğine sadece oyun anlayışını değiştirse idi maçı alırdı ama nerede? Teknik ekip uyuyor, takım çoktan uyumuş horluyor misali… Bir Egemen mi bu takımı ateşliyordu? Bu seyirci bunu hak etmiyor. 25 bin dolayında seyirciye takımın ve özellikle hocanın vereceği bir şeyler olmalı…
İlk yarıda en çok koşan Hamsik… Ne kadar acı değil mi? 35 yaşındaki futbolcu en çok koşan adam. O Hamsik çıkarken hocaya neden çıkardın diye hesap soruyor. Bırak adam oynasın Kasımpaşa maçında tek pozisyon var o da Hamsik ‘in vurduğu şut. Bu takım ne kondisyon ne de taktik olarak ortaya hiç bir şey koyamıyor. Sahaya giren çıkan futbolcu hiç farketmiyor. Kağıt üzerinde büyük çoğunluğun evet diyebileceği kadro ile sahaya çıkıyoruz futbol adına hiç bir şey üretemiyoruz.
Yusuf oynamış, Abdulkadir oynamamış, Naci yedekmiş, Gomez koşmuyormuş bunlara takılıp kalırsak gerçek fotoğrafı göremeyiz. Kesinlikle ve kesinlikle takım içinde bir arıza var ve bunun mutlaka tamiri yapılmalı. Hasbel kader bu kadar kötü oyunla kader seni liderlik pozisyonuna getirdi bari bu maçı alacak bir mücadele göster. Bu eleştirilerimi sıralarken maçı almış olsak ta düşüncem değişmezdi. Sabır, sabır diyoruz ancak bu kadar sabırlı bir oyundan bahsetmiyoruz. Yok Yusuf kötüydü, yok Bakasetas kaleye uzak oynadı, yok Umut Bozok ilk onbir çıkmalıydı, yok Trezequet yedeğe çekilmeli gibi futbolcu performansını konuşmanın bir anlamı yok. Al birini vur ötekine.
Maçın başında yapmaya çalıştığımız ancak beceremediğimiz baskıyı neden maçın sonlarında yapıyoruz neden bu kadar bekliyoruz. İstatistik çoğu zaman aldatıcıdır, futbolda aslolan tabeladır. Topla oynama yüzdesi pas sayısı bir hocanın maçı kaybettiğinde sığınacağı yalanlardır. Yok 30 haftadır Trabzonspor sahasında yenilmiyormuş vs vs… “ÜRETİM” sahada elde ettiğin skordur. Geçen yıl Mart ayından beri bu takım futbol oynamıyor, takımı şampiyon yapman sana sonsuz kredi açmaz. Futbolda dün yoktur. Takımı şampiyon yaptın tarihteki yerini aldın, kazandığın kredilerin bitmek üzere bize futbol üret, mazereti herkes üretir.
Evet, balık sezonunda kaçan balık da büyük oldu. Bu futbol anlayışı ile kimse başarı beklemesin, başarı için futbol anlayışının değişmesi şart…