Önce sahanın zemininden bahsedelim…
Becerip bir saha zeminini temizletemeyen federasyon ve de sahayı temizleyemeyen bir Rizespor ikiniz de kasıtlısınız. Pijama desenli sahada maçı oynatarak emelinize ulaştınız. Bu zeminde organize futbol beklemek hayal, oynatmakta cinayettir. Benzer zeminde Sivas’ta da 2 puan bıraktık.
Maçın hakemi Volkan Bayarslan…
Hatırlayacaksınız, Hüseyin Avni Aker’de kırmızı montlu çocuğun elindeki görüntülerini, (şiddete karşıyım asla tasvip etmemiştim) yine tasvip etmiyorum, yalnız o kareyi hatırladım. Bir maçta 3-4-5 penaltı verilir ancak penaltı ise verilir. Aleyhimize verilen 2. penaltıda Denswil o elini nereye koyacak bana birisi izah etsin, o penaltının penaltı ile uzaktan yakından alakası yok. Bu hakemi de bir kenara not edelim.
Rizespor…
Evet, bizi mağlup ettiniz, 3 puanı aldınız küme düşerseniz ‘Trabzonspor suçludur’ demeyin. Rizespor taraftarına bir çift sözüm var. Sizin rakibiniz Trabzonspor değil aldığınız 3 puanın kıymetini bilin ve de maç 2-1 lehinize iken ‘şike yapsana şike yapsana Trabzonspor şike yapsana’ diye bir tezahürat duydum. Umarım yanlış duydum; eğer duyduklarım doğru ise şikeyi yanlış yerde arıyorsunuz. Bunu da bir kenara yazalım.
Gelelim Trabzonspor’a…
Ne Abdullah Avcı ne de futbolcular mental olarak maça hiç hazırlanamamışlar. Abdullah Hoca’yı hep övdük şimdi de eleştirme zamanı. Anlaşılan Abdullah Avcı o kış şartlarında lastiksiz ve de zincir taktırmadan takımı sahaya sürmüş.
Bir defa bu tür bir zeminde set oyunu oynanmaz. Takım sezonun bir çok maçında olduğu gibi maça çok tutuk başladı. Rizespor’un eti ne butu ne ki rakibi karşılama oyunu oynuyorsun. Çatır çatır topunu oynaman lazım. Bu kadar kötü bir zeminde yerden oynamanın ne mantığı var. Hızlı bir şekilde kenarlara inip ceza sahasına yerden havadan sert top keseceksin, mümkün olduğu kadar şut atacaksın. Bunların hiç birini yapamadık.
Kalecimiz Erce yata yata kaleciliği unuttu; kaleci penaltı atılırken son ana kadar bekler ve hamlesini yapar. İlk penaltıda o kadar çok bekledi ki penaltı gol oldu o hala bekliyor. İkinci ve üçüncü penaltılarda topa vurulmadan yatmış, onlar bir yana son yaptırdığı penaltı da takımın korner atıyor sen de ceza sahasının önünde beklesene orada olsan rakip topu almadan çok rahatlıkla uzaklaştırırsın. Rakibi düşüreceksen de ceza sahası dışında düşür. Sözün özü Uğurcan yoksa kale düşmüş demektir. Uğurcan satılırsa Erce ile devam edilemez. Ben bir maçta karar verdim.
Sol bek İsmail evlere şenlik, bakmayın bir asist yaptı. Maçın en iyisi İşkebit (Siopis) idi. Dorukan çok tutuk oynadı. Abdülkadir sen artık duran top veya korner kullanma çünkü hepsini heba ediyorsun.
Nwakaeme bu tür havaların adamı değil ceza sahasında o topu kontrol edeyim derken rakip topa vurma niyeti yok. Sadece senin topa vuracak olduğun tekmenin önüne gelerek akıllıca tekmeyi yedi ve zekasıyla penaltıyı aldı. Maçta 2-1 geriye düştük anında reaksiyon verdik ancak maç 2-2 olunca al gülüm ver gülüme döndük Halbuki aynı tempoyu devam ettirsek 3’ü bulabilirdik. Anlamsız tempo düşürmemiz yenilgiyi hazırladı.
Bir eksikliğimiz de rakip korner kullanırken 11 kişi topun arkasına geçiyoruz oysa hızlı bir futbolcumuz orta sahada beklese hem rakip en az 2 kişi eksik gelir hem de kontra yakalayabiliriz. Tıpkı yediğimiz 3.gol öncesi olduğu gibi...
Sonuç olarak Rizespor haddini bilerek havadan hızlı oynadı, biz çok bilmişlik yapıp yerden pasla çıkmaya çalıştık. Sonuçta fare kediyi boğdu. Bu yenilgiden almamız gereken çok ders var. Mutlaka şampiyonluk bizim ancak federasyon dahil rakipler, medya, hakemler her türlü çirkefliği yapabilir. Uyanık olalım takımımıza sahip çıkalım. Biraz geç olacak ancak bu sene o sene…