Bu benzetme ile aslında mahalle takımlarına da haksızlık ediyorum ancak başka da bir benzetme bulamadım.
Bir takım sahaya çıktığı zaman duruşu mücadelesi ile ben ‘bu maçı alacağım’ demeli. En azından rakibine bunu hissettirmeli.
Abdullah Avcı gitti, Şenol Hoca geldi kaç maç olduğunu hatırlamıyorum ancak Şenol Hoca’nın takıma dokunuşunu hala göremiyoruz. Bunu söylerken takımın en önemli oyuncularından Hüseyin Türkmen, Serkan Asan gibi çok önemli iki oyuncusu dahil tam on oyuncusundan yoksun olarak mücadele ettiğimizi de söylemek isterim.
Trabzonspor’un kadro olarak sıradanlaşmasını anlarım ancak bu sıradanlaşsan takımın mücadeleyi bırakmasını asla kabullenemiyorum.
Takım iki pas üstüste yapamıyor bunu sadece fiziki yetersizlikle izah etmek mümkün değil, futbolcular mental olarak da dibe vurmuş, oyun disiplini denen bir şey yok. Herkes kafasına göre hareket ediyor.
Futbolu bilerek oynamaya çalışan başta Uğurcan, biraz Lundstram, biraz Visca ve en önemlisi Simon Banza.
Buradan bir başka konuya geçiş yapacağım. İzleme komitesi, teknik heyet, Başkan ve yönetimin yaptığı planlı transferlerin hepsi fiyasko. Ne zaman ki sıkışıp da aldığımız son dakika transferi oluyor. O alınan oyuncular takımı sırtlıyor.
Takımda Banza ve biraz da Visca hariç hiç birisi Trabzonspor’da oynayacak kapasitede değil. Acı ama gerçek olan şu ki bu takımdan bir iskelet de çıkmaz.
Yine maça gelecek olursak ilk yarı bitmeden milli takımın sol beki Eren dahil, Bardi, Dragus hemen dışarı alınmalıydı diye düşünüyorum. Hele hele Bardi denen futbolcunun birçok pozisyonda pas yerine şutu tercih edip gol pozisyonlarını heba ederek kafasına göre hareket etmesi asla affedilecek bir davranış değildi. Hele bir pozisyonda sağında solunda 3-4 kişi varken kaleye bir şutu var ki o dakikada dışarı alınması gerekiyordu.
Şenol Hoca eğer takımda bir hâkimiyet grup bir oyun formatı geliştirmek istiyorsa acımasız olmalı eğer acımasız olmaz ise kendisi acınacak hale düşer.
Bir parantez de Dragus ‘a açmak istiyorum.
Gaziantep’te top oynamakla Trabzonspor’da top oynamak arasında dağlar kadar fark var. Küçük takımın büyük futbolcusu, bir futbolcu bu kadar kötü oynayabilir mi? Bu işi para karşılğı yapıyorsan en iyisini vermek zorundasın. Bir futbolcu düşünün her aldığı topu kaptırıyor takımına zerre kadar faydası yok. Sanki Hatayspor için oynadı.
Bir de şunu da not düşeyim Trezequet kalmalı Orsic gönderilmeli idi.
Yazıyı yine uzun yazdığımın farkındayım ancak Trabzonspor temassız ve çok çıtkırıldım oynuyor. Bir oyun disiplini yok. Yediğimiz golde rakibin paslaşmalarını herkes seyrediyor. Bütün yükü Uğurcan’a bırakmışlar o da Süpermen değil ya… Hatalı gol yeme hakkını kullandı.
Kısaca Banza, Visca ve Uğurcan hariç bu takımın formasını hak eden futbolcu yok.
Hakem Kadir Sağlam her iki takım aleyhine de o kadar yanlış karar verdi ki sadece bizim aleyhimize verdiği kararları yazmak doğru değil diye düşünüyorum.