Evet, aylardan beri söylüyoruz ‘bu takım koşmuyor mücadele etmiyor’ diye diye istediğimiz mücadeleyi gösterince sonuçta geliyor.
Her ne kadar 4-0’lık bir oyun oynamasakta dört dörtlük bir mücadele gösterdik, bu mücadele olunca da ilk golde olduğu gibi ”horozlarda yumurtluyor.“
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, bu mücadelenin ve hızlı oyunun yarısını Kasımpaşa’ya karşı oynasaydık Kasımpaşa’yı gol manyağı yapardık.
Bugün neyi doğru yaptık; her şeyden önce MÜ-CA-DE-LE ettik, koştuk, rakibe bastık, hızlı oynadık. Bugün herkes Siopis’ti, 11 Siopis’le oynadıkça mevkisel eksiklerimize rağmen Monaco’yu dört golle uğurladık.
Bugün yürümeyle koşma arasındaki farkı gördük, bugün yine el freni olmadan Trabzonspor’un hücum oynaması gerektiğini gördük, takımın dikine oynayınca nasıl da hücum zenginliğinin arttığını gördük, bugün yine mevkisel olarak çok eksiğimizin olduğunu gördük…
Orta sahamız çok yumuşak kalıyor, kanatlar çalışmıyor. 4-0’a rağmen bu türlü ciddi sorunlarımız var, ancak mücadele edince birçok gedik kapanmış oluyor.
Abdullah Hoca bugün sosyal medya hesabından birçok mesaj verdi. Keşke bu mesaji çok daha önceden verseydi, seyircinin hocayı ve futbolcuları özellikle de oynanan oyunu yuhalaması çok kötü bir hareketti ancak hocanın ve de futbolcuların bu akşamki formunu ve de mücadelesini görünce kötü hareketin iyi sonucu oldu gibi geldi.
Daha önceleri neredeydiniz diye bir şarkıyı hatırlattı bize. Bir galibiyetin bütün kara bulutları dağıtması mümkün değil ancak bu bir başlangıçtı, seyircinin ya da taraftarın sahada görmek istediği tam da buydu.
Takım bu şekilde mücadele etsin, Abdullah Hoca bu şekilde el frensiz oyun oynatsın biz mağlubiyeti de kabulleniriz.
Bireysel performanslara çok değinmesem de herkes Siopis gibi oynadı ancak Uğurcan, Denswil, Bakasetas, Bartra ve dikine oynayan Gıbamin daha çok öne çıkan futbolculardı. Ben Hüseyin’i de beğendim, ofsaytı bozduğu bir pozisyonda ters kademe ile hızı sayesinde bir golü önledi…