Bir takım düşünün yaşlısından gencine o kadar temposuz oynuyor ki; ne kadar doğru oynarsan oyna bu kadar temposuz ve durarak oynarsan hiç bir takıma karşı üstünlük sağlama şansın yok.
Biz Abdullah Avcı’yı yana geriye kaleciye oynadığı için sevemedik Şenol Güneş adeta Şenol Avcı rolüne bürünmüş. Geçen yazılarımın birisinde oyun kurucumuz sanki Uğurcan imiş gibi bir oyun formatında oynadığımızı yazmıştım. Yana geriye kaleciye pas sonuç rakip lehine penaltı ve koca bir ilk yarı hiç bir varlık gösteremedik.
Eskiden mahallenin zengin çocukları yani “Muhallebi Çocukları” tıpkı şu anki Trabzonspor gibi çıt kırıldım oynuyorlardı ve onları en iyi ifade eden deyim de “Muhallebi Çocukları” idi.
Şenol Hocam kadro ne kadar zayıf olursa olsun bu gamsız, temassız, baskısız, yavaş, yana geriye hatta kaleciye olan oyun seni de götürür, bu oyuna nasıl tahammül ediyorsun merak ediyorum.
İkinci yarı yaptığın küçük bir hamle ile oyuna aldığın 35 ilk Nwakaeme’nin oyunun şeklini nasıl değiştirdiğini gördük, demek ki fizik düşse de klas kaybolmuyor ancak o yaşta ki futbolcunun bundan fazla bir şey vermesi mümkün değil. Adam asist yaptı gol attı, santrafora ‘al da at’ diye toplar attı ancak ona ayak uyduracak kalitede futbolcu olmaması nedeniyle elimizdeki iki puan uçtu gitti.
Bu takım koşmuyor, mücadele etmiyor, birçok futbolcu pozisyonun almasını bilmiyor, hele ikinci bir gol yedik Eren adeta rakibin önünü açtı ve penaltı noktasındaki boş Kasımpaşalı futbolcu boş kaleye golü attı.
Bu takımda kesinlikle kalite noksanlığı var buna bir de mücadele eksikliği eklenince alabileceği her puan başarıdır.
Şenol Hocam, bu takıma taktik olarak bir şey veremiyorsun ya da futbolcuların kafası basmıyor en azından koşmayı ve mücadeleyi öğretebilirsin.
Trabzonspor güneşte eriyen kar gibi gün gün eriyor teknik direktör değişse acaba bir şeyler değişir mi diye de merak etmiyor değilim. Olası bir hoca değişikliğini de düşünerek bu takıma mücadele etmeyi ve koşmayı öğretirsen belki faydası olur.
Takımın oyununu irdeleyecek olursak hantal ve yavaş oyun nedeniyle ligin en kötü futbol oynayan hatta biraz daha ileri gideceğim futbol oynamayan takımı; es kaza pozisyon bulabilen bunu da hovardaca harcayan bir santrafor ile ilk yarı itibariyle işlemeyen kanatlar ve sıradan topçular.
Bütün futbolcular eleştirilebilir ancak Banza’ya ayrı bir parantez açıyorum. Şu ana kadar tam bir hayal kırıklığı, dün akşam takımın kötü oyununa rağmen ayağına ve kafasına gelen topları golle sonuçlandırsa kötü oyuna rağmen üç puan alabilirdik ancak kaçırdığı gollerle maçım sonucunu tayin etti.
Hakem Zorbay küçük aleyhimize VAR müdahalesi ile verilen penaltı da seyirciyi tatmin edecek bir görüntü yoktu buna rağmen penaltıyı verdi, bunun dışında Enis’e ceza sahasında üç kez faul yapıldı bence üçü de penaltı idi ve lehimize verdiği penaltıda ise sanki günah çıkardı. O müdahaleden daha sertlerini es geçerek avuç içi ile şiddetli iterek müdahale etmeye verilen penaltı tam bir aymazlıktı.
Sonuç olarak Trabzonspor taraftarları için hafta sonları artık kabus gibi geçiyor izlesek bir dert izlemezsek başka bir dert çözümü de yok sabır diyoruz nereye kadar, gidişat hızla ligin dibine doğru gidiyor, bir süre sonra oradan çıkmak ta ekstra efor gerektiriyor, umutlu olmak için çok ta olumlu bir şey yok Trabzonspor’dan ışık alamıyorum bekleyip göreceğiz…