Trabzonspor ligin 18. sırasında bulunan ve bugüne kadar deplasmanda hiç kazanamayan Hatayspor’a hem de kendi sahasında 2-1 yenilerek ateş çemberine bir adım daha yaklaştı.
Şenol hoca geldikten bu zamana kadar beklentilere bir türlü karşılık veremedi.
Türk futbolunda büyük başarılara imza atan, Trabzonspor’un efsanesi Şenol hoca takımı ayağa kaldıramadığı gibi oyun olarakta geriye götürdü.
Maça dönersek, elbette önemli eksikler vardı. Bu eksikler can sıkan eksiklerdi ama sonuç olarak 11’e 11 sahaya çıkıyorsun. Fırtınanın sahada yürüyecek hali bile yoktu.
Beklere bakıyorsun facia, orta sahaya bakıyorsun facia, hücuma bakıyorsun facia. Birde bunlara Şenol hocanın akıl almaz değişikleri de eklenince sonuç ortada.
Takım üst üste üç pas yapamıyor, organize bir atak geliştiremiyor. Böyle bir durumda nasıl maç kazanacaksın?
Sahadaki ruhsuz futbol taraftarı ayağa kaldırdı. Taraftarlar hem Şenol hocayı hem de yönetimi istifaya çağırdı.
Şenol hocaya sormak lazım; dün akşam ki futboldan sonra durmanın bir anlamı var mı?
Altı aydır takıma hiçbir şey veremediğin gibi aksine takım küme düşme potasına bir adım daha yaklaşmış oldu.
Bulunduğunuz konum gereği bu durumu değerlendirdiğinizde yol yakınken istifa etmenin bir erdemlik gereği olduğunu düşünüyoruz.
Tekrar tekrar maç analizi yaptığımızda; maçın en iyisi olan Zubkov’un dışarı alınmasına ne demeli? Böyle bir değişiklik olabilir mi?
Şenol hoca sanki akıl tutulması yaşıyor. Sonra eyvah dememek için bir an önce hakete geçilmeli.
Trabzonspor’un yediği iki gole bakıyoruz; amatör takımın yemeyeceği goller.
Düşünebiliyor musunuz, ceza sahası içinde beş Trabzonsporlu oyuncu seyrederken, Görkem kafayı vuruyor ve deplasmanda takımını 1-0 öne geçiriyor.
Ceza sahasında adam paylaşımı diye bir şey yok. Bu nasıl bir savunma anlayışı anlamış değiliz.
Ya ikinci gole ne demeli; herkes seyrederken Massanga uzaktan vuruyor ve gol oluyor. Rakibe baskı yapılmaz mı? Kimse temaslı oyuna girmiyor. Kimse savaşmıyor. Böyle oynarsan nasıl kazancaksın?
Ya hakem Alper Akarsu’ya ne demeli?
Yazıklar olsun. Ayaklarının üzerinde duramadı. Doğru karar verdiği iki penaltı kararında VAR’ın devreye girmesi sonucu kendi verdiği karardan vazgeçerek, VAR’ın kararına uyarak iki penaltıyı da iptal etti. Böylelikle VAR maçın önüne geçmiş oldu.
Nitekim iki kararda da VAR’ın devreye girmesi büyük hataydı.
Bu zamana kadar hakem kararları Trabzonspor’un 15-20 puanını gasp etti.
Maalesef yabancı VAR hakemleri de Türkiye’deki sisteme ayak uydurmaya başladı.
Ne diyelim sistemle mücadele edeceğim diyen federasyon başkanı da sınıfta kaldı.
Trabzonspor’u zor günler bekliyor.
Hayırlısı diyelim.
Kalın sağlıcakla…
Trabzonspor ligin 18. sırasında bulunan ve bugüne kadar deplasmanda hiç kazanamayan Hatayspor’a hem de kendi sahasında 2-1 yenilerek ateş çemberine bir adım daha yaklaştı.
Şenol hoca geldikten bu zamana kadar beklentilere bir türlü karşılık veremedi.
Türk futbolunda büyük başarılara imza atan, Trabzonspor’un efsanesi Şenol hoca takımı ayağa kaldıramadığı gibi oyun olarakta geriye götürdü.
Maça dönersek, elbette önemli eksikler vardı. Bu eksikler can sıkan eksiklerdi ama sonuç olarak 11’e 11 sahaya çıkıyorsun. Fırtınanın sahada yürüyecek hali bile yoktu.
Beklere bakıyorsun facia, orta sahaya bakıyorsun facia, hücuma bakıyorsun facia. Birde bunlara Şenol hocanın akıl almaz değişikleri de eklenince sonuç ortada.
Takım üst üste üç pas yapamıyor, organize bir atak geliştiremiyor. Böyle bir durumda nasıl maç kazanacaksın?
Sahadaki ruhsuz futbol taraftarı ayağa kaldırdı. Taraftarlar hem Şenol hocayı hem de yönetimi istifaya çağırdı.
Şenol hocaya sormak lazım; dün akşam ki futboldan sonra durmanın bir anlamı var mı?
Altı aydır takıma hiçbir şey veremediğin gibi aksine takım küme düşme potasına bir adım daha yaklaşmış oldu.
Bulunduğunuz konum gereği bu durumu değerlendirdiğinizde yol yakınken istifa etmenin bir erdemlik gereği olduğunu düşünüyoruz.
Tekrar tekrar maç analizi yaptığımızda; maçın en iyisi olan Zubkov’un dışarı alınmasına ne demeli? Böyle bir değişiklik olabilir mi?
Şenol hoca sanki akıl tutulması yaşıyor. Sonra eyvah dememek için bir an önce hakete geçilmeli.
Trabzonspor’un yediği iki gole bakıyoruz; amatör takımın yemeyeceği goller.
Düşünebiliyor musunuz, ceza sahası içinde beş Trabzonsporlu oyuncu seyrederken, Görkem kafayı vuruyor ve deplasmanda takımını 1-0 öne geçiriyor.
Ceza sahasında adam paylaşımı diye bir şey yok. Bu nasıl bir savunma anlayışı anlamış değiliz.
Ya ikinci gole ne demeli; herkes seyrederken Massanga uzaktan vuruyor ve gol oluyor. Rakibe baskı yapılmaz mı? Kimse temaslı oyuna girmiyor. Kimse savaşmıyor. Böyle oynarsan nasıl kazancaksın?
Ya hakem Alper Akarsu’ya ne demeli?
Yazıklar olsun. Ayaklarının üzerinde duramadı. Doğru karar verdiği iki penaltı kararında VAR’ın devreye girmesi sonucu kendi verdiği karardan vazgeçerek, VAR’ın kararına uyarak iki penaltıyı da iptal etti. Böylelikle VAR maçın önüne geçmiş oldu.
Nitekim iki kararda da VAR’ın devreye girmesi büyük hataydı.
Bu zamana kadar hakem kararları Trabzonspor’un 15-20 puanını gasp etti.
Maalesef yabancı VAR hakemleri de Türkiye’deki sisteme ayak uydurmaya başladı.
Ne diyelim sistemle mücadele edeceğim diyen federasyon başkanı da sınıfta kaldı.
Trabzonspor’u zor günler bekliyor.
Hayırlısı diyelim.
Kalın sağlıcakla…