UEFA Avrupa Ligi H Grubu'nda ilk galibiyetini Sırbistan temsilcisi Kızılyıldız karşısında alan Trabzonspor, grubun üçüncü maçı için Monako'daydı. Monako son lig maçında Nantes'i dört golle geçerken Karadeniz Fırtınası Kayseri'den üç puanla dönmüştü. Bordo mavili camia, takımları Nice'ye uçmadan önce, Monako maçından en az bir puan umuyordu.
Abdullah Avcı'nın öğrencileri maça çok tutuk başladı. Maxi Gomez'in affedilemez hareketi sonucu bir eksik kalan Trabzonspor, hem golü yedi hem de oyun olarak dip yaptı. Sahada Marek Hamsik dışında herkes başı kesik tavuk gibiydi. İlk yarı tamamlanmadan yenilen penaltı golü rahat olan Monako'yu daha da rahatlattı. İkinci yarıya aynı kadroyla çıkan Abdullah Avcı, takımından memnun olacak ki oyuncu değişikliğine hiç gitmedi. Üçüncü golü yiyince oyuna müdahale etti. Bakasetas ve Umut Bozok'un oyuna girmesi de bir işe yaramadı. Çünkü Trabzonspor her hattıyla tel tel dökülüyordu. Bir kerecik gerçekleşen adam akıllı atak da Bakasetas golü attı, farkı ikiye indirdi. Sonrasında başka gol olmayınca Bordo Mavililer çok kötü bir futbolla Monako'dan eli boş döndü.
Trabzonspor maç kazanır, kaybeder. Ama mücadele eder. Dün akşam mücadele eden bir takım yoktu. Abdullah Avcı da zamanında oyuna müdahale etmeyince mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Yenilginin ana nedeni bir eksik kalınması değil, sahadaki ruhsuz ve bilinçsiz futboldu. İnsan, saha dışı nedenleri de düşünmeden edemiyor. Monako süper bir takım değil, sadece dün akşam Trabzonspor'un durumundan dolayı süper göründüler. Trabzonspor taraftarları, Monako tribünlerinde muhteşemdi. Yenilgiyi hiç haketmediler.