Ülkemiz, dünya tarihinin en şiddetli depremlerinden birini yaşadı.
Binlerce insanımız hayatını kaybetti.
Çok daha fazlası enkaz altından yaralı çıkarıldı.
Yastayız.
Felaket o kadar büyüktü ki, yüze yakın devlet Türkiye'ye yardıma koştu.
Azerbaycan, Macaristan, İsrail, Özbekistan, Yunanistan, Kazakistan, Kırgızistan, Katar, Suudi Arabistan, Japonya, Güney Kore, Romanya bir çırpıda sayabileceğim ülkeler.
AFAD ve Türk Kızılay’ı başta olmak üzere herkes seferber oldu.
Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Malatya ve Diyarbakır felaketi bizzat yaşayan şehirler.
Acımız ve hüzün devam ediyor. Ama hayat da devam ediyor.
Trabzonspor Avrupa Kupası maçını istemeye istemeye oynamak zorunda kaldı.
Kombineler bir maçlık iptal edildi.
Türkiye'nin tüm takım taraftarları maça davet edildi.
Maçın hasılatı depremzedelere verilecekti.
Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Giresunspor ve diğerleri kendi takımlarının forma ve atkılarıyla tribündeydi.
Bu belki de bir ilkti. Milli maç gibiydi.
Türkiye, Trabzon'da tek yürekti.
Rakip İsviçre'nin Basel takımıydı.
Tribünler, deprem felaketinin gerçekleştiği illeri tezahüratlarıyla tek tek şereflendirdi.
Trabzonspor da sahada tek yürekti.
Son şampiyon, konsantrasyonu çok zor olan maçı Larsen'in attığı golle kazanmasını bildi. Rövanş için avantaj yakaladı.
Deprem nedeniyle hayatlarını kaybeden binlerin ardından insanın futbol seyredesi bile gelmiyor. Fakat, dedik ya hayat devam ediyor.
Dün, harika bir sınav veren Trabzon şehrini ve Trabzonspor'u tebrik ediyorum.