|
Tweet |
Maç öncesi çok üzüldüğüm bir ölüm haberi aldık. Namı değer “Yürüyen Adam Muhammet Çelik” abimizi maalesef kaybettik. Muhammet Abi Tonya’nın adeta gözü kulağı idi; düğünü, cenazesi, eğlencesi nerde bir aksiyon varsa Muhammet Abi’nin sayesinde haberimiz oluyordu. Kısacası Tonya’nın ayaklı gazetecisi idi. Allah rahmet eylesin mekânı Cennet olsun.
Genellikle bir işin istediğimiz şekilde gelişmesi için kullandığımız bir dilektir “Ya Allah Bismillah.”
Thomas Reis yani bizim için Temel Reis, Trabzonspor Teknik Direktörü olarak “Ya Allah Bismillah” diyerek göreve başlamış oldu. Bir teknik direktör için başlangıçlar her zaman çok önemlidir. Hele hele yaptığı iki küçük dokunuşla maçı lehine çevirebiliyor ise bu çok daha önemlidir.
İki küçük dokunuş diyorum; birincisi Onuachu gibi stabil bir santraforu keserek mobil bir santrafor ile maça başlaması ikincisi de Salah’a özgürlük vererek takımın lider futbolcusu olmasını sağlamasıdır.
Geçmiş teknik direktörleri eleştirmek çok doğru olmasa da bir takımın rakibe göre oyun sistemini değiştirmesi çok çok önemli bir hoca başarısıdır.
Thomas Reis’in üç günde çok da bir şeyi değiştirmediğini söyleyebiliriz ancak Galatasaray karşısında geçiş oyununu tercih edip Galatasaray’a bir tuzak kurması alkışlanacak bir başarıdır.
Trabzonspor takım olarak çok disiplinli bir oyun ortaya koydu taktik disiplin pas hatalarına rağmen çok üst düzeyde idi.
Kaleci Onana takımın adeta 12. oyuncusu gibiydi. Ceza sahası içinden aralara attığı paslar altı numaralık paslar gibiydi.
Ayakkabı boyacısı Cibuike’nin müdahaleleri yerinde idi.
Saviç maalesef en zayıf halkamız. Hakem kırmızıyı atlamasa takımı on kişi bırakacaktı.
Pina’yı çok başarılı bulmadım.
Mustafa ikinci yarı yaptığı kritik müdahalelerle galibiyete önemli katkı sağladı.
Burada Melih’e ayrı parantez açmak istiyorum ki bence maçın görünmeyen kahramanlarından birisi idi.
Fabinho bir ön liberonun neler yapması gerektiğini Galatasaray karşısında göstermiş oldu.
Salah ile beraber maçın en iyi oyuncuları oldular.
Saviolo Jaja’dan kısa kısa esintiler sundu, attığı goldeki ayak içi usta işi idi.
Franculino Dju tam hazır olmamasına rağmen gezici bir santrafor nasıl oynamışsa o şekilde oynadı. Baskı yaparak kazandığı topu kaleye vurmayarak daha garanti pozisyondaki Salah’a yaptığı asist ders niteliğinde idi.
Bu arada dördüncü goldeki Ozan’ın Salah’a asistinin de hakkını verelim.
Gelelim Muhammet Salah’a…
O bir dünya yıldızı o bir “Arslan Terbiyecisi…”
Salah serbest oynadığında ne denli skorer bir futbolcu olduğunu atılan dört golde de göstermiş oldu. Üç gol bir asisti ancak bir dünya yıldızı başarabilir o da ancak Salah gibi bir futbolcu ile mümkün olur.
Allah Salah’ı bu takıma kazandıranlardan razı olsun. Ya Salah olmasaydı ne olurdu halimiz diye düşünmeden edemedim.
İlk defa bir hakem için konuşmayacaktım genel olarak çok iyi bir maç yönetti ancak Saviç’e gösterdiği sarı kart da kırmızı olmalıydı.
Sonuç olarak Thomas Reis çok iyi bir başlangıç yaptı. Önümüzdeki milli arada takımın bozuk genleri olan yan pas, geri pas, yavaş oyun, temassız oyun, kaleciye pas gibi defolarını da düzelteceğine inanıyorum.
Sonuç olarak “Ya Allah Bismillah Muhammet Salah…”