Ligin ilk bölümündeki haşalı Trabzonspor ile şaşalı Fenerbahçe’nin düellosunda saha ve seyirci avantajı dışında spor kamuoyunun net favorisi Fenerbayçeydi.
Peki ne oldu? Trabzonspor mu kazandı Fenerbahçe mi kaybetti?
A şıkkı doğru Trabzonspor kazandı.
B şıkkı yanlış çünkü kaybeden Fenerbahçe değil Jorge Jesus’tu. Neden mi? Korktu. Korkmadıysa da beraberlik istedi. Teoride 3-5-2 gösterip pratikte 5-3-2 oynattı takımını. Orta kenarda oynaması gereken Ferdi ve Osayi klasik sağ ve sol bek görevinde kaldılar. Dolayısıyla takımı hücumda ne çoğalabildi ne üretebildi. Ne diyelim sağ olasın Hocam!
Ya Trabzonspor nasıl kazandı?
Önce rakibinden çok koşarak bireysel kalite eksikliklerini nötrleştirdiler. Belki puan tablosundaki konumlarından belki dolu tribün sinerjisinden daha çok, çok daha fazla istediler. Yardımlaşma ve dayanışma zirvelerdeydi. Lakin bütün bunlar oyunu ve skoru almamıza yetmedi. Ta ki Crespo’nun ikinci sarıdan atılmasına kadar. Bu dakikadan sonra Fenerbahçe’nin sadece gardı düşmedi. Bütün kaleleri zaptedilidi, bütün tersanelerine girildi ve bütün defansı dağıtıldı. Şayet Avcı "İlk hedefiniz Altay’dır ileri!" diyebilseydi daha farklı bir skor yaşayabilirdik.
Bir kaç bireysel performansı analiz etmezsek olmaz.
Hugo ligin ilk bölümündeki "Sefiller" oyunundan kurtulmuş gibi. Öyle ki partneri Bartra’nın yerine de oynadı. Hem kesici hem kurucu mükemmeldi.
Siopis galiba maçtan önce ıspanak yedi! Bu enerjiyi başka türlü üretmesi mümkün değil. Koştu da koştu. Ah birazcık ta top tekniği olsa tattan yenilmeyecek.
Ve Visca… Maalesef bugünkü galibiyette emeği arkadaşlarından düşük kaldı. Avcı’nın kendisini bu kadar süre sahada tutması da unutkanlık gösterisi değildir inşallah!
Maçın hakemi "Umut" verdi. Hem hakem hem Trabzonspor böyle devam etmeli.