Aslında bu filim geçen yıl Rizespor ile oynadığımız karlı maçta bitmişti. Biz hep filmin sonunu bekledik, filmin sonunda genç adam sevdiği kızı aldı ve mutlu olduk. Ancak film boyunca yaşanan kötü sahneleri hiç görmedik.
Trabzonspor; düzenin de fazla müdahale etmemesiyle ayrıca 3 büyüğün de çok kötü bir sezon geçirmesiyle hasbelkader şampiyon oldu. Şampiyonlukta kimse kendine pay çıkarmasın; ne Ahmet Ağaoğlu ne Abdullah Avcı ne yönetim şampiyonluğun kazanılmasında birinci aktör olmamışlardır.
Düzeni kuranlar Trabzonspor’un önünü açtılar, buna biraz Uğurcan, biraz Cornelius, çokça da Nwakaeme ile de hasbel kader şampiyon olduk.
Düzen öyle bir düzen ki seni üstüste iki yıl şampiyon yapma lüksü yok. Bir takım düşünün şampiyon oluyor ve kaliteli transferler yapması gerekirken en değerli oyuncularını bırakıyor veya satıyor, yerine de Maxi Gomez hariç 14 küsur çapulcu alıyor ve de sonuç ortada.
Nereden tutsak elimizde kalıyor.
Şu Ümraniyespor gibi sıradan ve de TFF 1. Lig ayarındaki bir takımı bile yenemeyen üstelik de sahasında mağlup olan bir takımdan ne bekliyoruz.
Trabzonspor birçok kez dibi gördü ancak hiç bu kadar ruhsuz ve de temposuz olmamıştı.
Takım olarak temel hastalığımız temposuz oyun, yana geriye oyun. Trabzonspor’un oynadığı oyunda; hoca farkı yok seyirci baskısı yok, rakip kaleye şut yok, rakip kale diye bir kavram da yok, hızlı oyun yok, yok, yok, yok.
İte kalka şampiyon yapılan takımı elbirliği ile bitirdiniz. Ahmet Ağaoğlu’nu tarih şampiyon diye yazacak ancak bıraktığı enkazı da hiç bir zaman unutmayacağız.
Şampiyon olunan bir sezondan sonra bu kadar dibe vuracağımız hiç aklımıza gelmezdi ancak hayatta bunlar da var.
Çözüm: Bir defa taraftar çok sağduyulu olacak, yönetim diyeceğim ortada bir yönetim yok. Mart ayında benim de oy kullanacağım seçimde kuru vaatlere, pahalı, yaşlı ve kalitesiz transferlere bel bağlayacak olanlara yetersiz hocalardan medet umacak bir Başkan ve yönetim kuruluna asla oy atmayacağım.
Bütün oy kullanacak delegelere çağrımdır; Trabzonspor küllerinden yine doğar, gelecek olan yönetim, teknik kadro başta olmak üzere gereksiz ve yetersiz bütün futbolcularla yollarını ayırmalı.
Uğurcan, Abdülkadir hemen satılmalı, yeniden bir yapılanmaya gidilmeli. Sadece paraya değil de oynamaya da aç, genç yetenekli futbolcular bulunup kadro tekrardan sil baştan yapılmalı. Bu forma içinde kimse olmasa bile küme düşmez. Biz bütün acılara hazırlıklıyız ancak ruhsuzluğa asla tahammülümüz yok.
Maça dair bir kaç kelime edecek olursam; hoca yok, seyirci baskısı yok, ruh yok, tempo yok, organizasyon yok… Btün bunların arasında girilen pozisyonlar heba ediliyor. Oyunda olmayan bir Trezequet, sakatlanarak sahadan çıkıyor.
Orta saha organizasyonu yok, nokta santrafor yok. Sonuç facia… Bunu söylerken Maxi Gomez’e acıyorum,
Maxi Gomez ortalasa, ortaladığı yerde de bir Maxi Gomez olsa kötü oynamamıza rağmen maçı koparacağız.
Şu Gomez’i sağda Visca, solda Nwakaeme ,santraforda Sörloth yada Cornelius’un arkasında seyredebilseydik keşke.
Yanlış zamanda gelen doğru adam.
Son söz; akıl, sabır, zaman ve destek…