Bir sosyal ve dijital kimliğinin olması sosyal öz güvenini artırabilir.
İnternette kalma sürelerinin uzaması ise çocuklarda, dikkat dağınıklığını arttırırken, algı düzeylerinde düşüş gösterebilir, gerçek hayatla, sosyal medya arasında sıkışıp kalmalarına, sorumluluktan uzaklaşmalarına ve içe kapanmalarına neden olabilir.
Psikologlar, “internetle beraber çocukların zararlı içeriklere ve kişilere ulaşması oldukça kolaylaştı. Bu zararlı içeriklerden dolayı sağlıksız bilgiler edinme, duygu durumda değişiklikler, güvenlik problemleri, istismara uğrama gibi tehlikelere açık durumda kalıyorlar.” uyarısında bulunuyor.
Ebeveynlerin çocukları hakkında çeşitli bilgi ve resimleri sosyal medyada yayınlamaları da düşüncesizce yapılan hatalar arasında.
Sosyal medya aracılığıyla yaptığımız yayınlar yüzünden, çocuklarımızın özel hayatı erişime açık hale gelmiş durumda. Çocukların en özel fotoğraflarını ve bilgilerini açık bir şekilde paylaşmak, dijital ayak izi oluşturulmasına yol açmakta. Bu iz çocuklarımıza açık tehdit oluştururken, devamında da daha vahim sorunlar ortaya çıkabiliyor.
Sonuç olarak; Elimizdeki akıllı telefonların, tabletlerin ve bilgisayarların günlük hayatımızdaki yeri büyüdükçe, çocuklarımıza ayıracağımız zaman küçülüyor.
Çocuklarımızın sosyal medya bağımlısı ve sanal kişiliklere dönüşmesinin önüne geçmek için uzmanlar, “ebeveynlerin dijital okuryazarlık kazanmalarını; çocuğu teknolojik araçlarla denetlemelerini, bilinçlendirmeleri, risklerden korumaları, kısacası; çocuklarımızla daha fazla zaman geçirmemizi öneriyor.
“Anne babaların çocuklarıyla sohbet ederek, gazete, kitap veya dergi okuyarak, kendi günlük hayatlarından bahsederek geçirdikleri zamana, kaliteli zaman diyoruz.
Aileleriyle “kaliteli” zaman geçiren çocukların çok daha mutlu, başarılı ve özgüvenli olduğuna dikkat çekiliyor.” (Bu arada, oyuncaklarıyla oynayan çocuğun yanında oturup e-postalara bakmak, sosyal medyayı takip etmek, gündelik işleri yapmak onlarla vakit geçirdiğiniz anlamına gelmiyor.)
Söz konusu çocuklarımızsa eğer, bütün dikkatimizi onlara vermeliyiz.
Burada ki en önemli nokta karşılıklı iletişim ve etkileşimin yaşandığı zamanların yaratılmasıdır. Anne babalar sözüm size; çocuklarımız güvenli alanlarda büyümeli ve gelişmeli. Çocuklarınızın güvenliğinden ve duygusal gelişiminden ilk önce siz sorumlusunuz.