Bugun...


H. Nurcan YAZICI

facebook-paylas
ÜLKE MENFAATİ Mİ, SİYASİ HESAP MI?
Tarih: 24-08-2026 11:55:00 Güncelleme: 24-08-2026 11:55:00


Mesele sadece Ümit Dikbayır değil. Onun siyasi yolculuğu, Türkiye siyasetinde artık şaşırtmayan ama mutlaka sorgulanması gereken bir tablonun çarpıcı örneklerinden biri.
 
Bir dönem İYİ Parti saflarında iktidara karşı en sert muhalefeti yapan siyasetçilerden biriydi. Söyledikleri, eleştirileri ve siyasi duruşu hafızalarda. Sonra İYİ Parti’den ihraç edildi. Bağımsız kaldı, CHP’ye geçti; ardından CHP’den de ayrıldı ve Yeni Parti’ye yaklaştı. Bugün ise AK Parti’ye katılması yönünde davet aldığını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüştüğünü kendisi açıkladı.
 
Ardından daha dikkat çekici bir iddia ortaya attı. Daha önce birlikte siyaset yaptığı Meral Akşener’in, Erdoğan’la görüşerek kendisinin AK Parti’ye alınmaması yönünde telkinde bulunduğu bilgisinin kendisine ulaştığını söyledi. Ve katılım gerçekleşmedi.
 
Şimdi dönüp soralım: Ne değişti?
İnsan fikir değiştirebilir. Parti değiştirebilir. Siyasi tercihini yeniden değerlendirebilir. Bunlar siyasetin içinde mümkündür. Fakat dün iktidara karşı en sert sözleri söyleyen bir siyasetçinin bugün aynı iktidarın içinde ülkeye daha fazla hizmet edebileceğini söylemesi, yalnızca “ülke menfaati” diyerek geçiştirilebilir mi?
 
Gerekçe tanıdık: “İktidarın içinde olursam ülkeme daha faydalı olurum.”
İyi de, dün muhalefetteyken ülkeye faydalı olmanın önünde ne vardı? Dün yanlış olan neydi? Bugün ne değişti? İşte sorgulanması gereken yer burası.
 
“Ülke menfaati” çok değerli bir kavramdır. Fakat her siyasi dönüşümün üzerine bu ifadeyi koymak, yapılan tercihi otomatik olarak doğru hâle getirmez. Bugün bu açıklama siyasi hesabın en kullanışlı adı haline geldi.
 
Asıl sorun da yalnızca siyasetçilerin yön değiştirmesi değil. Bizim de onlarla yön değiştirmemiz. Dün söylenenleri unutuyor, bugün desteklediğimiz siyasilerin söylediklerine göre yeniden pozisyon alıyoruz. Dün eleştirdiğimiz kişiyi, bugün desteklediğimiz siyasetçi yanına alınca susuyoruz.
 
Neden? Çünkü kişileri ölçü kabul ediyoruz.
Oysa siyasette asıl ölçü kişi değil, ilkedir. Bir siyasetçi yanlış yapabilir. Fikir değiştirebilir. Tercihini değiştirebilir. Ama seçmenin görevi onu her koşulda takip etmek değildir. Tam tersine, seçmenin görevi gerektiğinde kendi desteklediği siyasetçiye de: “Dün böyle diyordun, bugün neden böyle söylüyorsun?” diye sorabilmektir.
 
Partiler açısından da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Muhalefet kürsülerden iktidarı sert biçimde eleştiriyor. Ağır açıklamalar yapıyor. Fakat kritik bir kararın geçmesi için iktidarın desteğe ihtiyacı olduğunda, aynı muhalefet iktidarın yanında yer alabiliyor.
 
Hatta şu soruyu daha açık soralım: Böyle bir muhalefet, farkında olmadan iktidarın en büyük ortağı hâline gelmez mi?
 
İşte artık bakmamız gereken yer burası. Siyasetçinin bugün ne söylediğinden çok, dün ne söylediğine bakmalıyız. Partinin ne anlattığından çok, kritik anda ne yaptığına bakmalıyız.
Kişiye değil ilkeye. Söze değil eyleme. Adrese değil tutarlılığa. Çünkü siyasette adresler değişebilir. Ama bizim ölçümüz değişmemeli.
 
Siyasilerin ve partilerin nereye gideceğini belirleyemeyiz. Ama kimin peşinden gideceğimize biz karar verebiliriz.
Siyasetçinin ülke menfaati kılıfını yutmamak için hafızamızı diri tutmalı, ilkeli olmalıyız.





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI