|
Tweet |
Bugün Türkiye’de siyaset, ne yazık ki uzun süredir sadece tepki göstermek, polemik üretmek ve rakibin hataları üzerinden oy toplamaya çalışmak üzerine kurulu. Oysa toplumun gerçek gündemi son derece net: Derinleşen ekonomik sıkıntılar, zedelenen adalet duygusu, kurumsal liyakatsizlik ve yarınından endişe duyan bir gençlik.
Mevcut muhalefet yapısı, şahısların iktidar mücadelesine veya dar parti çıkarlarına sıkıştığı sürece beklenen güveni veremiyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey bir isim değişikliği değil; ilkelere, kurumsal reformlara ve somut projelere dayanan yeni bir yönetim seçeneğidir.
Tepkide Değil, İlkede ve Gelecekte Birlik
Siyasette kalıcı bir birleşme ve/veya zamanı geldiğinde güçlü bir ittifak, koltuk paylaşımıyla değil, Toplumsal Sözleşme zemininde mümkündür. İster tek çatı altında bütünleşerek ister ilkeli bir seçim iş birliğiyle olsun; muhalefetin millete sunduğu vizyon şu temel sütunlar üzerinde yükselmelidir:
Adalet ve Liyakat: Kamuda mülakatın kaldırıldığı, yargının siyasi baskıdan kurtarıldığı ve liyakatin tek ölçüt olduğu bir devlet düzeni. Garip gelecek, ama kamuda eski Türkiye ne yazık ki bugün aranır oldu.
Üretim ve Hakça Paylaşım: Yüksek enflasyonu dizginleyecek bağımsız kurumlar, tekniği ve hukukuna göre işleyen güvenilir sermaye piyasası, adil vergi sistemi ve dar gelirliyi koruyan sosyal devlet güvencesi.
Gıda Güvencesi ve Üretim Planlaması: Çiftçinin borç baskısından kurtarıldığı, atıl arazilerin üretime kazandırıldığı ve işlek kooperatiflerin yeniden işlevsel kılındığı bütüncül bir tarım hamlesi.
Eğitimde Fırsat Eşitliği: Müfredatın bilimsellik ve analitik düşünce merkezli yeniden yapılandırılması, soru ve eylem çağı esaslarının işlediği, her çocuğun kaliteli eğitime eşit erişimi.
Sözde Değil, İcraatta Güven: Bir siyasi hareketin inandırıcılığı, göreve geldiğinde neyi, nasıl yapacağını önceden hazırlayıp taahhüt etmesiyle ölçülür. Kamuda lüks ve israfın ilk günden durdurulduğu, temel gıdada vergi yükünün hafifletildiği, çiftçinin üretim araçlarının koruma altına alındığı ve siyasi partilerde üyenin söz sahibi kılındığı şeffaf ve takvimli bir İlk 180-365 Gün Eylem Planı, toplumun ihtiyacı olan güveni tesis edecektir.
Türkiye, tepki siyasetinin kısır döngüsüne mahkûm değildir. İhtiyacımız olan; kişilerin değil, ortak ilkelerin ve projelerin etrafında kenetlenmiş, ne yapacağını bilen kararlı bir kucaklayıcı vatansever iradedir. Milletin umutlarını yeşerten ve her yönüyle güven veren bir iktidar seçeneğinin somutlaştırılması adına, muhalif siyaset unsurları ve hatta iktidar kanadındaki yararlı unsurlar da katılarak millete yeni iktidar seçeneği sunulması gerek.
Bu yoksa siyaset nedendir?