|
Tweet |
Neredeydik, nerelere geldik…
Sırf birileri (AB) istedi diye, üstelik şehitlerimizi yok sayarak düşünmeden konuşmaya başladınız.
Sizler:
Dün söylediğinize bugün sahip çıkmamanızı haklı göstermek için “gelişim, demokratlık, insan hakları” hikâyesini ortaya atıp kendinizi savunmaya kalktınız. Değer yargılarınız şekil ve renk değiştirdi; hatta üzerinize dar geldi, çıkarıp attınız… Yavaş yavaş, sindire sindire beynimizi yıkadınız.
Bizler:
Artık “Olsun.”, “Ne olur ki?” diye düşünmeye başladık. Canımızı yakanın neredeyse başını okşayacak hâle getirildik. Sırf birileri mutlu olsun, bir yerlere mesaj gitsin diye…
Yakındır yollara düşmemiz; birer papatya saçlarımızda, “…katile özgürlük…” yazısı pankartımızda…
Nereden nereye…
Önce İmralı canavarı dedik, sonra bebek katili, ardından da “terörist başı” ve “malum şahıs”.
Çoğu zaman üç harflilerden bahseder gibi, ismini bile dile getirmekten ikrah ederken…
Birileri “Sayın” deyiverdi de biz de yedik, yuttuk.
O günden sonra “canavar, katil” sıfatından insanlar âlemine terfi ettirdik…
Arkası durur mu? Bu sefer de yandaşları, “sayın” rütbesine “saygın” ekledi.
Ortalıkta yoktu ama direktifleri kulaktan kulağa dolanmaya başladı.
Konuşamaz deniyordu da peki nereden çıkıyordu bu söylemleri?
Eline bağlı “kuklalar”, onlarca kilometre öteden kalp ritmini saydılar. Nefesinden anlam çıkararak “Hayati tehlikesi var!” diye “devlet babasını” kınadılar.
Duymadık, görmedik havasındaydık; “aha” da sustuk.
“Ona bir şey olursa AB’ye, ABD’ye ne deriz, nasıl hesap veririz?” telaşıyla neredeyse sağlığına dua eder olduk.
Her gün yeni istekler, senaryolar…
Önce caniliği unutturulmak istendi, ardından da acındırılmaya çalışıldı…
Gelinen son durum ise hoşgörü çerçevesinde, hoş etme antrenmanları.
Devletin sıcak ve şefkatli kollarında, 5 yıldızlı konforu 6 yıldıza çıkarma çalışmaları.
“En sağlıklı terörist bizim terörist,
En kültürlü terörist bizim terörist,
En sosyal terörist bizim terörist,
Geleceği en parlak terörist bizim terörist.” diye AB’ye haber saldılar.
Arkadaşsa arkadaş, yemek içmek o biçim…
Haftada 1 saat top, 10 saat sohbet…
“Pijama, Terlik, Televizyon.”
En önemli ayrıntıyı gözden kaçırıyoruz: Belli ki İmralı yakın zamanda, ipinden kurtulup ininden çıkacak, ovalara yayılacak.
Bu sefer de Avrupa örgütleri, işi gücü bırakıp “Malum şahsa iş bulun!” diye yırtınacak.
İsterseniz çıkışta mağdur olmaması için Avrupa’dan getirtilecek engin tecrübeli sanatçılar gözetiminde el becerileri kazandırarak onu meslek sahibi yapın: İpliklerden halat örme, ahşaptan balta sapı yapma, mermer oymacılığı gibi…
Devletin şefkati konuşulurken, şehit ailelerinin adalet beklentisi neden hep cümlenin dışında kalıyor?
“UYUP DA SÖZÜ ÖZÜNE
MERT KALANA SELAM OLSUN
VATAN DENİNCE GÖZÜNE
YAŞ DOLANA SELAM OLSUN…
HAK AŞKIYLA YANIVERİP
ŞAHADETE KANIVERİP
VATAN İÇİN CANI VERİP
ŞAN ALANA SELAM OLSUN…”
27 Kasım 2008 tarihli yazım…