Ne demişti ünlü İngiliz futbolcu Gary Lineker; "Futbol basit bir oyundur; 22 kişinin 90 dakika topu kovaladığı ve sonunda her zaman Almanların kazandığı bir oyundur."
Freiburg, basit oynamanın, taktik disipline sadık kalmanın ve fiziksel kalitenin temsil edildiği ekolü izlettirdi bize dün akşam.
Hem hücumda hem savunmada çokta fazla kasmadan takım halinde doğru durdular, kompakt kaldılar.
Tempoyu ayarlamada inisiyatif hep onlardaydı. Topu verip aktif istirahat de ettiler, topu alıp oyunu domine de ettiler.
Trabzonspor'un zaten son iki maçtır pozitiften durağana inen oyun gücü ve coşkusu çok da değişmedi bu maçta.
Laf aramızda hocamızın ve takımımızın da bu maç özelinde fazla ısrarcı davranmadıklarını not etmekte fayda var.
Şunu kabul edelim ki orta saha normumuz Muçi dışında hücum organizasyonlarına katılamıyor, katkı veremiyor.
Gol veya asisti geçtik diğer parametrelerde de yok gibiler.
Dün merkezi oluşturan Fabinho ve Mendy, biri orijinal diğeri yan sanayi, iki klasik altı numara. Savunmada evet varlar ama dripling yok, adam eksiltme yok, şut tehdidi yok, ceza sahasında topla buluşma yok, ikiye bir yok, kilit pas yok.
Önde sadece Salah bu seviyelerde yaratma ve üretme donanımına sahip.
Saviolo ne açık alanlara ne de dar destinasyonlara meydan okuyan bir futbolcu değil şimdilik. Gelişir mi çok da ümitsiz değilim.
Muçi sadece Salah'la tepkimeye girdiğinde hücumsal faydaya dönüşüyor. Aksi durumlarda ya kayboluyor ya uzaktan şutlarla verimli olmaya çalışıyor. Bir Aral bir Dju opsiyonları yoktu maalesef.
Ounachu nun fiziksel dezavantajları nedeniyle sınırlı bir aksiyon portföyü olduğunu kabul edelim. Elinden geleni yapıyor ama çok şey bekliyoruz ondan galiba. Dün maçın özellikle ikinci yarısında geçen yılki performansından kesitler izledik. Ben onu hantal ama keskin nişancılığı olan avcılara benzetiyorum. Muhtemelen bundan sonra gol de atacaktır bize maç da kazandıracaktır ama onunla modern futbola ayak uydurmamız söz konusu olamaz.
Sakatlığı nedeniyle Konferans Ligi kadrosundan çıkarılan Malinovskyi’nin boşluğunu Melih'le dolduran her kimse dünkü santrafor çaresizliğine de sebep olmuştur. İyi ya da kötü Umut ya da Ali dün kulübede olmalıydı.
Thomas Hocanın Ounachu’yu doksan dakika sahada tutmasını da Benjamin’i son beş dakikada oyuna almasını da anlamlandırabilmiş değilim. Niyet okuyuculuğu bize göre değilse de dün özelinde sahaya yapılan müdahalelerin netice vermediğini hep beraber gördük.
Yani Ozan Tufan'ın Mendy’den fazla neyi başarabileceğini dün geceden beri çözemedim ben. Ya da Benjamin’in neyi çözemeyeceğini.
Neyse bu maçı ve skoru çok da deşmeye, takımı ve hocayı insafsızca eleştirmeye mahal vermemek gerekir. Sonuçta Konferans Ligi değil sadece bir maç kaybedilmiş. Ve çok daha önemlisi hafta sonu Alanya'da zorlu bir randevumuz var. Bizim esasımız hafta sonu Alanya'da.
Bu maçı en az hasarla ve en kısa sürede atlatıp lige odaklanmalıyız. Bir başka odağımız ise kulübümüzün sağlık departmanının yeterli değil üzerine olacaktır. Sayın başkandan bu konuda okkalı bir neşter bekliyoruz.
Saygılar efendim...