Bugun...



Gürçay: “Dere Yataklarını İşgal Ettik, Şimdi Sular Evlerimizi ve İş Yerlerimizi İşgal Ediyor!”

Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay'dan İstanbul'daki sel felaketinin ardından dikkat çeken uyarı: “Sorun yalnızca aşırı yağış değil, doğanın kurallarını hiçe sayan yanlış yapılaşma anlayışıdır.”

facebook-paylas
Tarih: 27-10-2026 10:57

Gürçay: “Dere Yataklarını İşgal Ettik, Şimdi Sular Evlerimizi ve İş Yerlerimizi İşgal Ediyor!”

İstanbul'da etkili olan şiddetli yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınları, kentteki plansız yapılaşma ve dere yataklarının işgal edilmesi sorununu bir kez daha gündeme getirdi. Yaşanan olayları değerlendiren Jeoloji Mühendisi Cem Gürçay, İstanbul'da sel riskinin yalnızca iklim değişikliği veya aşırı yağışlarla açıklanamayacağını belirterek, yıllardır sürdürülen yanlış şehirleşme anlayışının da sorgulanması gerektiğini ifade etti.

“Doğa kendisine ait olanı geri alıyor”

İstanbul'da yaşanan her büyük yağışın ardından benzer görüntülerin ortaya çıktığına dikkat çeken Gürçay, şu değerlendirmede bulundu:

 “Biz yıllardır dere yataklarını daralttık, üzerlerini kapattık, doğal su yollarını evlerle, iş yerleriyle, kamu binalarıyla, yollarla ve betonla doldurduk. Ardından şiddetli yağmur yağdığında neden sel olduğunu sorguluyoruz. Oysa suyun binlerce yıldır izlediği doğal bir yolu var. Siz bu yolu kapattığınızda su ortadan kaybolmuyor. İlk büyük yağışta yeniden kendi yolunu bulmaya çalışıyor. Aslında dere yataklarını biz işgal ettik, şimdi sular evlerimizi, iş yerlerimizi ve kamu binalarımızı işgal ediyor.”

“Bir dere yazın kurudu diye ortadan kalkmış sayılmaz”

Özellikle yaz aylarında kuruyan derelerin yapılaşmaya açılmasının ciddi bir hata olduğunu vurgulayan Gürçay, İstanbul'da birçok yerleşim alanının geçmişte doğal su yolları üzerinde geliştiğine dikkat çekti.

 “Bir derenin yazın kuruması, oranın artık dere yatağı olmadığı anlamına gelmez. Doğa bizim imar planlarımıza göre hareket etmez. Yıllarca kuru kalan bir dere, birkaç saatlik aşırı yağışta yeniden akmaya başlayabilir. Bu nedenle yalnızca bugün akan dereleri değil, geçmişte suyun geçtiği bütün doğal drenaj alanlarını korumak zorundayız.”

“Her boş alan yapılaşmaya açılacak arazi değildir”

Kentleşme sürecinde yapılan en büyük hatalardan birinin her boş alanın yapılaşmaya uygun kabul edilmesi olduğunu belirten Gürçay, özellikle vadi tabanları ve dere çevrelerindeki kontrolsüz yapılaşmanın selin etkilerini büyüttüğünü söyledi.

 “Toprağın yağmur suyunu emebileceği alanları sürekli betonla kaplıyoruz. Yağmur suyu toprağa sızamayınca çok daha hızlı biçimde sokaklara ve alçak kesimlere yöneliyor. Üstelik suyun doğal akış güzergâhında konutlar, iş yerleri, kamu binaları ve yollar varsa, normalde dere boyunca ilerlemesi gereken su bu kez yaşam alanlarına doluyor. Sonra bütün sorunu yağmur suyu kanallarının yetersizliğine bağlıyoruz. Oysa sorun yalnızca altyapı değil, şehrin nasıl planlandığıdır.”

“İstanbul'un yalnızca beton kanallara değil, doğal su yollarına da ihtiyacı var”

Sel tehlikesinin azaltılması için yalnızca yağmur suyu kanallarının genişletilmesinin yeterli olmayacağını vurgulayan Gürçay, dere yataklarının doğal özelliklerinin mümkün olduğunca yeniden kazandırılması gerektiğini belirtti.

 “İstanbul'un bütün dere yatakları yeniden gözden geçirilmeli. Taşkın riski taşıyan alanlarda yeni yapılaşmaya kesinlikle izin verilmemeli. Bu alanlarda bulunan konutların, iş yerlerinin ve kamu binalarının durumu bilimsel ölçütlerle değerlendirilmeli, yüksek risk taşıyan bölgelerde gerekli dönüşüm ve tahliye planları hazırlanmalıdır. Dere çevreleri mümkün olduğunca yeşil alanlara ve suyun güvenle yayılabileceği bölgelere dönüştürülmelidir. Unutmayalım ki dere yatakları yalnızca suyun aktığı alanlar değildir; aynı zamanda şiddetli yağışlarda suyun yayılabileceği doğal taşkın alanlarıdır.”

“Yağmuru durduramayız ama felakete dönüşmesini önleyebiliriz”

İstanbul'da benzer afetlerin gelecekte de yaşanabileceğine dikkat çeken Gürçay, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

 “Şiddetli yağışları engelleyemeyiz. Ancak bu yağışların her seferinde can ve mal kaybına dönüşmesini önlemek için çok şey yapabiliriz. Bunun yolu doğayla mücadele etmekten değil, doğanın işleyişine saygı duyan bir şehirleşme anlayışından geçiyor. Artık şehirlerimizi yalnızca insanların ihtiyaçlarına göre değil, doğal koşulları da dikkate alarak planlamak zorundayız. Unutmayalım, selin nereden geleceğini çoğu zaman biliyoruz. Çünkü su, geçmişte aktığı yerleri kolay kolay unutmaz.”







FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER GÜNDEM Haberleri

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
HABER ARŞİVİ
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI YUKARI