Büyük bir çoğunluğumuz bu kovboy filmini belki de defalarca izlemişizdir.
İYİ: 0-2’den maç çevirmek, hele hele 3-3’ten sonra 4-3’ü yakalamak çok iyi…
KÖTÜ: Rizespor gibi futbolcu kalitesi Trabzonspor’dan daha geride olan bir takıma karşı 0-2 geriye düşmek…
ÇİRKİN: Trabzon ve Rize gibi komşu iki kentin taraftarlarını sırf kendi kariyerini kurtarmak adına birbirine düşürmeye çalışan bir teknik direktörün demeci…
Yok, neymiş efendim, Rizespor taraftarı için Trabzonspor maçlarının ne anlama geldiğini bilmek gerekiyormuş! Geçmişte Hikmet Karaman da aynı yanlışa düştü. Ne oldu? Şimdi Hikmet Karaman nerede?
Rize ile Trabzon komşu iki şehir. Kültürel, yaşamsal ve coğrafi birçok ortak noktamız var ve bu bir spor müsabakası. Tabii ki her iki kulübün taraftarı da kendi takımının kazanmasını ister. Bu düşmanlık tohumlarının kime faydası var?
Tekrar sahanın içine dönecek olursak, sanki korku filmi izledik.
Trabzonspor ve Thomas Reis bizi öyle bir alıştırdı ki bu akşam rahat maç izleyeceğiz diye beklerken bir anda ligin başındaki Trabzonspor’la yüz yüze geldik.
Aman Allah’ım! Ne tempo var ne baskı var ne de hızlı oyun var. Sadece gölge markaj ve rakibin peşinden yalancıktan koşular…
Futbolun en önemli kuralı, mücadele etmezseniz ne kadar kaliteli kadroya sahip olursanız olun başarılı olma şansınızın olmadığıdır.
Azap gibi bir ilk yarının ardından devre arasında kızılcık çubuğu mesai yapmış olacak ki biraz mücadeleyle maç 2-3’e geldi. Bu skor avantajı rehavet getirince maç 3-3’e geldi. Oyun tam da golü atan takımın kazanacağı bir pozisyona gelmişken Dju olaya el koydu ve maçın skoruna imzayı attı.
Takım oyunu ve kazanma alışkanlığı sekteye uğrayınca Trabzonspor’un eski hastalıkları ortaya çıktı. Bu durum Thomas Reis’e ve Trabzonspor’a ders olsun.
Takım kötü olunca bireysel olarak çok olumlu bir görüntü veren futbolcu da olmadı. Ancak her şeye rağmen Dju, Melih, Folcarelli ve ilk yarıda sahada gezen, ikinci devre Muçi’ze işler yapan maçın kahramanı Muçi, takım arkadaşlarına göre biraz daha olumlu görüntü verdiler.
Diğer futbolcular gününde değildi. Ancak Mustafa Eskihellaç, önünde oynayan Aral’ın da yardım etmemesi nedeniyle sefilleri oynadı ve ilk yarıda yenilen iki golde de kötü bir performans sergiledi.
Bu maç, puan olarak bir kayıp olmasa da oyun ve oyuncu performansı açısından ders alınacak nüanslarla dolu. Umarım hoca ve futbolcular gerekli dersi alırlar.
Sonuç olarak üç puan İYİ, oyun KÖTÜ, iki şehri birbirine düşürme çabaları ise ÇİRKİN…