|
Tweet |
Milli Mücadele’nin vatansever, cesur ve acımasız kahramanlarından biridir Osman Ağa.
Tıpkı Trabzon’un Kâhya Yahya’sı, Rize’nin İpsiz Recep’i gibi gözünü budaktan sakınmayan ama kontrolü ve motivasyonu zor bir Giresun uşağıdır.
Cephede düşmanlara, dağlarda Rum ve Ermeni çetelerine, vatan hainlerine kâbus olduğu gibi siyasi ve askeri resmiyete de başına buyruk tavırlarıyla bayağı müşkülat çıkarmış, ayak bağı olmuştur.
Gemilerle Karadeniz’de ticaret yapan asil bir ailenin (Feridünzadeler) çocuğu olarak doğmuş, asi, hırçın ve zengin bir fenomen olarak adım atmış gençlik çağına. Tabi çekirdekten kaptan ve bir deniz virtüözü olması da cabası.
Osmanlı İmparatorluğu’nun dört bir yanda ve yedi düvele karşı verdiği yaşam savaşının, buhranın, trajedinin gençliğiyle çakışması şekillendirdi Osman Ağa’nın makûs talihini.
İlk celbi I. Balkan Harbi’ne oldu. Ailesi elli altın ödeyerek onu seferberlikten muaf tutmak istediyse de başarılı olamadı.
Cengi, meydan okumayı bir felsefe bir tutku halinde yaşayan birisi için üstelik vatan mevzubahisken geri durması beklenemezdi zaten. Ailesini ikna edemeyince gönüllü askerliğe yazıldı etrafındaki diğer yiğit arkadaşlarıyla.
Balkan Harbi’nde, Çatalca’da ayağına isabet eden bir şarapnel unsuruyla yaralandı, topal kaldı, gazi oldu.
İstanbul’da kangren olan ayağının kesilmesi raporuna şerh koydu. Rızası olmamasına rağmen ayağını keserler şüphesiyle narkozsuz ameliyat ettirdi yarasını.
Hastanede tifo virüsü de kaptı ve tam iyileşmeden Giresun’a döndü.
Henüz tam iyileşmeden Rusların Kafkas Cephesinden Karadeniz’e doğru ilerlediği haberi üzerine yine milisleriyle Rize’ye vatan görevine koştu koltuk değnekleriyle.
Komutası altına girdiği düzenli ordunun sürekli geri çekilmesi üzerine "Biz buraya geri çekilmeye gelmedik." diyerek isyan etmiş milisleriyle beraber hücum ederek düşmana hem kayıp verdirmiş hem de işgali yavaşlatmıştır bir süre. Ve bu olay onun şöhretinin, şanının tetikleyicisi olmuştur.
Artık Kuvayi Milliyecilerin ve İstanbul Hükümetinin hesapları arasındadır Ağa.
Cihan Harbi boyunca cepheye koşmak için yanıp tutuşsa da Karadeniz Bölgesindeki Rum çetelerinin isyanı ve terörüne karşı bölgede ihtiyat gücü olarak bulunması uygun görülmüştür.
Giresun, Ordu, Samsun, Sinop ve Amasya başta olmak üzere bölgede Rum ve Ermeni tehdidine karşı oldukça sert, acımasız ve illegal karşı koyuşları olmuştur.
İsyancıları en ağır şekilde cezalandırmış, bazı bölgelerde göçe, sürgüne mahkûm etmiştir. Bölgedeki kiliseleri, papazları ve misyoner okullarını da sürekli göz hapsinde tutmuştur.
Sevr’in ilgili maddeleri uyarınca Doğu Karadenizin işgaline vesile olacak eylemleri sürekli şikayet edilmiş azınlıklar ve yerli işbirlikçiler tarafından. Bu ulusal ve uluslararası şikâyetler İstanbul Hükümetini zor durumda bırakmış, gıyabi idam cezasına çarptırılmış ve Kuvayi Milliye safına katılmıştır.
Sevr gereği bölgeyi bir savaş gemisiyle teftişe gelen anlı şanlı İngiliz generali ve emrindeki askerleri silahsız olarak karaya çıkartmış ve yanlarından ayrılmayarak Rumların yalan, yanlış şikâyetlerine engel olmuştur. Ailesinin gemileriyle yurt dışından silah ve mühimmat alarak cephelere göndermiş, Karadeniz’de el koyduğu yabancı gemileri donanma emrine vermiş, kendi alayını donatmıştır.
Atatürk’ün "Ağam" ,Topal Osman’ın "Paşam" hitabıyla bilinen karşılıklı sevgi, saygı ve güvenin Havza’da başladığı iddia ediledursun, Osman Ağa’ya Atatürk’ün tevdi ettiği ilk görev Koçgiri isyanını bastırmak olmuştur.
Gerek Atatürk’ün gerek TBMM’nin gerekse Karadeniz Bölgesinin muhafızlığını zaten Ağa’nın kahramanları yapıyordu ve artık sıra Anadolu’nun muhafızlığına gelmişti.
Milli hareketin zor günler geçirdiği ve Sakarya Savaşı’nın ertesinde çıkan Koçgiri isyanını bastırmak için Dereli/Şebinkarahisar istikametinden kara zemheride bölgeye ulaştı ve isyanı sona erdirdi Osman Ağa. Ne isyancı bıraktı bölgede ne de isyancılara ait mal, mülk, soy, sop.
Bölgeye giderken arkasından isyan ve ihanet etmesinler diye Rum gençlerini toplayarak kazma, kürekle kar küreterek yol açtırmış ve dönüşüne kadar zaman kazanmıştır.
Ardından oluşturduğu alaylarla önce Sakarya sonra Büyük Taarruz’da destansı başarılara vesile olmuştur. Emrindeki askerlere "Korkanı, geri duranı, kaçanı vururum. Beni de görürseniz sizde beni vurun. Haydi, aslanlarım!" şeklinde verdiği komutlarla tanınan Ağa, Sakarya Savaşı’nın kritik bir anında süngü hücumuna kama ve çakılarla çıkarak verdiği ağır kayıplara rağmen efsane bir başarı elde etmiştir. Bu savaşlar esnasında Giresun mutasarrufluğuna çektiği bir telgrafla bütün malının, mülkünün satılarak alayının iaşesi için gönderilmesini istemesi de ayrı bir değerin, saygının nişanesidir.
Vatanın kurtarılması için alaylar oluştururken sadece milletin çocuklarını değil biri on sekiz diğeri on yaşında olan kendi evlatlarını da taşımıştır cephelere.
Milli ordunun İzmir’e kadar yanında olmuş, İzmir kurtarılınca devam ederek Balıkesir’i de alayıyla düşmandan temizlemiştir.
Balıkesir’den İstanbul’a geçmiş Fener Rum Patrikhanesi’ni yakıp yıkmayı, patriği ve İstanbul’daki Rum azınlığı Yunanistan’a sürmeyi düşünmüş, planlamışsa da hali hayatında kıramadığı tek kişinin, Atatürk’ün ricası üzerine vazgeçip Giresun’a dönmüştür.
Osman Ağa her cepheye gidişinde ve Giresun’a dönüşünde yol üzerindeki isyancı Rum ve Ermeni çeteleriyle de hesap görmüş, had bildirmiştir. İnebolu, Çorum, Sinop, Amasya, Samsun, Ordu’da hem Kuvayi Milliye teşkilatlarını kurmuş hem de güvenliği tesis etmiştir.
Giresun’a dönüşlerinde devraldığı belediye başkanlığında kendisinden beklenilmeyen sosyal ve kültürel icraatlara imza atmış, alkol ve fuhuşu engellemeye yönelik sert yaptırımlar uygulamıştır. Kuran kursları açmış ve çocukları ödüllendirerek kurslara katılmalarını teşvik etmiştir. Savaştan yaralı olarak dönüp iyileşince cepheye gitmeyenleri meydanlarda toplayıp bir güzel dövmüş ve cepheye geri göndermiştir.
Savaşın bittiği, vatanın ve milletin bağımsızlığını kazandığı mücadelenin sonunda Giresun’da süren ikameti Atatürk’ün bir ricasıyla bitmiş ve Ankara’ya gitmiştir Ağa. Hem canını hem namını kaybettiği bu gidiş ve Ali Şükrü Bey cinayetini de yazımızın ikinci bölümünde okuyabileceksiniz...