|
Tweet |
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın, belediyenin mali durumu ve personel fazlalığı ile ilgili yaptığı açıklamalar, yerel yönetimlerdeki temel sorunlara ışık tutuyor. Kaya’nın iddiaları ve çözüm önerileri, hem mali sürdürülebilirlik hem de kamu kaynaklarının adil kullanımı açısından haklı ve yerindedir. Türkiye’de belediyecilik anlayışının temel taşlarından biri olan liyakat ve kaynakların verimli kullanımı, ne yazık ki yıllardır süregelen partizanlık ve torpil mekanizması nedeniyle büyük bir yara almıştır. Ortahisar’da yaşanan durum bunun somut bir örneğidir.
Mali Disiplinin Önemi
Ahmet Kaya’nın açıklamalarına göre, Ortahisar Belediyesi, AK Parti döneminde liyakat esaslarına aykırı olarak yapılan işe alımlarla mali anlamda ciddi bir yük altına sokulmuştur. 650 personel ile kurulan belediyenin 1744 personele çıkarılması ve aylık 75 milyon TL maaş yükü altına girmesi, belediyeyi sürdürülemez bir noktaya taşımıştır. İller Bankası’ndan gelen ödeneklere yapılan kesintiler, bu yükü daha da ağırlaştırmıştır. Kaya’nın da ifade ettiği gibi, belediye ya hizmetlerinden taviz vermek zorunda kalacak ya da torpille işe alınanları işten çıkarmak gibi zor bir karar alacaktır. Burada asıl sorulması gereken soru şudur: Binlerce gencin işsizlikle mücadele ettiği Trabzon’da, belediye neden aynı aileden 25 kişiyi istihdam edecek kadar adaletsiz bir yapı kurmuştur?
Torpil Mekanizmasının Yıkıcı Etkisi
Başkan Kaya’nın özellikle vurgu yaptığı torpil mekanizması, yerel yönetimlerde liyakat eksikliğinin en büyük göstergelerindendir. Belediyenin bir kamu hizmeti sunma aracı olması gerekirken, eş-dost kayırmacılığıyla kişisel istihdam aracı haline getirilmesi, halkın vergilerinin adil olmayan bir şekilde kullanıldığını ortaya koymaktadır. Kaya’nın, “Trabzon sokaklarında binlerce eğitimli gencimiz işsiz gezerken belediyede aynı aileden 25 kişi çalışıyor” ifadeleri, bu sorunun vahametini net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Bu durum, halkın belediyelere olan güvenini zedelerken, kaynakların yanlış kullanımı nedeniyle hizmetlerin aksamasına da neden olmaktadır.
Liyakat Esaslı Yönetim ve Halkın Beklentisi
Ortahisar Belediyesi’nin mali sıkıntıları ve personel fazlalığı gibi yapısal sorunlarının çözümü, ancak liyakat esaslı bir yönetim anlayışı ile mümkün olabilir. Ahmet Kaya’nın, torpille işe alınanları işten çıkarma yönündeki yaklaşımı, kısa vadede zorlayıcı bir karar gibi görünse de uzun vadede belediyenin hem mali disiplini sağlanacak hem de halkın kaynaklarının daha adil bir şekilde kullanılmasının önü açılacaktır. Bu noktada Kaya’nın, sorunun kaynağı olarak AK Parti yönetimini işaret etmesi de yerindedir. Çünkü sorunun çözümünden çok kaynağını bilmek, daha büyük adaletsizliklerin önüne geçilmesi açısından önemlidir.
Belediyecilikte Yeni Bir Anlayış Gerekiyor
Ortahisar Belediyesi örneği, Türkiye’de yerel yönetimlerin artık yeni bir anlayışa ihtiyaç duyduğunu açıkça göstermektedir. Belediyelerin bir sosyal adalet aracı olarak hizmet sunması, halkın ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için liyakatli kadrolarla çalışması şarttır. Başkan Kaya’nın, belediyeyi büyük bir borç yükü ve personel fazlası ile devralmasına rağmen şimdiye kadar işçi çıkarmaktan kaçınması, sosyal sorumluluğunun bir göstergesidir. Ancak bu sorumluluğun sürdürülebilir olması için liyakatsiz personel yapısının yeniden düzenlenmesi kaçınılmazdır. Hele de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, ‘Belediyeleri silkeleyin’ açıklamasından sonra bu tutum kaçınılmaz olmuştur.
Ahmet Kaya’nın açıklamaları, halkın belediyecilikten ne beklediğini ve yerel yönetimlerin nasıl olması gerektiğini anlamak için önemli bir uyarıdır. Ortahisar Belediyesi, bir kamu kurumunun eş-dost kayırmacılığı nedeniyle nasıl mali sıkıntıya sokulabileceğinin çarpıcı bir örneğidir. Başkan Kaya’nın, torpil mekanizmasının sonuçları ile halkın hizmet alma hakkı arasında bir tercih yapmak zorunda bırakıldığını belirtmesi, bu sorunun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, Başkan Kaya’nın adımlarını desteklemek, yalnızca Ortahisar halkının değil, Türkiye’nin yerel yönetim sisteminin de daha adil ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması açısından gereklidir. Halkın kaynaklarının halka hizmet için kullanılacağı, liyakatin esas alınacağı bir belediyecilik anlayışı, hem Trabzon hem de Türkiye için vazgeçilmezdir.