Yazıya başlamadan önce sayın Fatih Tekke'ye bundan sonraki kariyerinde başarılar diliyorum. Fatih Hoca tabi ki bundan sonra da antrenörlük hayatına devam edecektir. Hatta Trabzonspor'un başına da tekrar geçecektir. Bu mevzudaki üzüntüm Trabzonspor'daki istikrarın akamete uğramasıdır.
Trabzonspor gibi büyük bir takımın, camianın emanet bir teknik adamla bir Süper Lig mücadelesine çıkıyor olması kurumsal yapının ve rasyonel aklın eksikliğine delalettir.
Milyonlarca taraftarı olan yüz milyonlarca euroya kurulmuş bir organizasyon hatırla, gönülle yoluna devam edemez. Sayın Doğan'ın tez elden takımın hocasını belirlemesi ve göreve başlatması gerekir. Konyaspor maçına takım sözleşmeli teknik adamı ile çıkmalıdır.
Dün Gençlerbirliği karşısında alınan skor taraftarı çok memnun etmiş olabilir. Çünkü Trabzonspor geçen yılki Antalyaspor maçından itibaren rahat bir doksan dakika izlememişti hiç.
Ben dün oynanan futbolu bir yerlerden tanıyorum. Bu Ünal Karaman futboludur. Hüseyin Hoca da bu futbolun önce yardımcılığını sonra yöneticiliğini yapmıştı.
Elbette dün sahaya çıkan on bir o dönemki kadro normuna göre çok daha tecrübeli, kariyerli ve kaliteliydi. Belki de bir sürprizle karşılaşmadıysak sırf bu nedenledir.
Kadromuzun fiziki ve teknik donanımına hiç uygun olmayan bu taktiksel organizasyon çok sürpriz ve acı sonuçlara yol açabilir. Tabii Hüseyin Hoca ile devam edeceksek.
Açalım biraz. Dün 5-0'lık muhteşem bir galibiyetimiz vardı değil mi. Peki taraftarımızın alkışladığı, onore ettiği futbolcular kimlerdi? Pina, Nwaiwu, Onana ve Aral. Eee bunların üçü savunma bloğunda görevli.
Yani dün Gençlerbirliği'nin tabelasına sıfır yazıyorsa bu yukarıda bahsi geçen savunma bloğunun cansiperane çabasının sonucudur
Her maçı bu şekilde bazı savunma oyuncularının çok çok üstün performansıyla atlatamazsınız. Futbol bir takım oyunu ve kompakt mücadele gerektirir.
Trabzonspor'un öndeki dörtlüsü Aral, Onuachu, Salah ve Muci zaman zaman yapılan ön alan baskısı dışında savunamıyorlar, kovalamıyorlar, temas etmiyorlar. Takım öndekiler ve arkadakiler şeklinde bölünmüş ve külfet dağılımı hakkaniyetsizliği had safhada.
Belki Tim döndüğünde Fabinho ile beraber savunma bloğuna düşen yükü hafifletecektir. Fabinho’yu dün bir önceki maça göre daha iyi buldum. Müthiş bir pozisyon bilgisi ve konumlanması var ama fiziksel zaafları göze çarpıyor. Hiç yanlış koşmadı, hiç yanlış yerde olmadı ama geç kalıyor, yavaş kalıyor, yumuşak kalıyor şimdilik. Çok az pas hatası ile oynadığını ve top dağılımında bayağı üst düzey olduğunu da belirtmezsek haksızlık olur.
Dün sahada olan iki santraforumuz hakkında da bir şeyler yazma gereği duyuyorum.
Onuachu'dan başlarsak; sezona formsuz girdiği ve kendini tekrar ispat etmek zorunda bırakıldığı kanaatindeyim. Bu durum neticesinde potansiyelinin üzerine çıkmaya çalıştı ama kasları buna izin vermedi. Bu formsuz döneme atlatması için belki de yedek soyundurulmalıydı zaman zaman. İnşallah ciddi bir durumu yoktur.
Diğer santraforumuz Dju ise bende kırılmalar yarattı. Benim Midtjylland formasıyla seyrettiğim kalite bu maçta hat-trick yapmalıydı. İlk maçın heyecanına yoralım da avunalım biraz isterseniz.
"Ya müthiş bir galibiyet almışız, ehlikeyfiz, bu adam neler yazıyor." şeklindeki serzenişleri de duyuyorum, hissediyorum sevgili okurlarımızdan. Ama birilerinin de testi kırılmadan yazması, uyarması, öngörmesi lazım.
Maçın hakemi genelde başarılıydı. Lehimize verdiği penaltıda kural olarak sıkıntı yok ama futbolun doğal akışına çok da uygun değildi. Sahipsiz bir topa giden iki ayak ve devamında doğal bir çarpışma. Verilmeseydi de çok feveran etmezdim doğrusu.
Tebrikler bütün takıma, Hüseyin Hoca’ya ve muhteşem taraftara. Darısı Konyaspor maçına.
Saygılar efendim...