Kendi çöplüğümüzde üç dövüş kazanınca alçak dağları yaratmış havasına bürünen futbolcularımızı, taraftarlarımızı, spor pardon skor yazarlarımızı, yorumcularımızı Kayseri'de pastırma olmaktan Uğurcan kurtardı.
Kaptan ilk on beş ve son kırk beş dakikadaki dalgalara tek başına direnmiş, bir puanı kurtararak takımını hezimetten ve rezaletten mahkûm ettirmemiştir. Bir kaleci bin ayıp örtmüştür ama nereye kadar.
Ben Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı olsam Trabzonspor takımını taraftarını futbola kin ve düşmanlığa tahrikten havaalanında gözaltına aldırırım.
Tamamı ilk yarıda olmak üzere isabetli iki kafa şutu ve bir karavana dışında rakip kaleye isabetsiz de dahil top gönderemeyen performansın ne eleştiriye ne de yoruma layık olmadığını bilmekle beraber adamlık bizde kalsın diye eveleyip gevelemeye çalışıyorum affınıza sığınarak.
Takımımızın normunda kaç futbolcu olduğunu bilmiyorum ama bildiğim, söylediğim ve yazdığım şudur ki sağlıklı ve güçlü Vişça'mız, Nwakaeme'miz yoksa ne hücum üretebiliriz ne de skor. Aynı şekilde formda Uğurcan'ımız, Saviç'imiz olmadığında kalemiz de düşer, itibarımız da. Diğerlerinin mevcut potansiyeli, performansları süper lig seviyesinin sınırında ya da altındadır.
Orta saha rotasyonumuz ne bulanın sevineceği ne kaybedenin üzüleceği, semt pazarlarında tezgaha dizilemeyecek defolar topluluğu gibidir. Mendy, Umut, Lundstram, Okay ve Ozan beşlisini ya bir kör alıcıya kakalamak ya da sabah ezanından önce bir cami avlusuna bırakıvermek en hayırlı işimiz olur düşüncesindeyim. İroni bir yana orta sahaya en az iki adet seri, güçlü ve teknik futbolcu takviyesi şarttır, düşünülmelidir. Tabi iki tane kreatif kanat forvette unutulmamalı.
Peki, takım bu derece formsuz, güçsüz ve amaçsız ise Şenol Hoca ve diğer teknik profesyoneller sütten çıkmış ak kaşık mıdır? Aylardır bu ekip takımın herhangi bir yarasına merhem olamadığı gibi kendilerine bağlanan ümitleri de inançları da har vurup harman savurdular. Evet, ben oldum olası istikrardan tarafım ama görünen köye kılavuzluk yapmam, yapamam. Sayın Doğan ve saz arkadaşlarının gelecek yıla dair teknik direktör seçeneklerini ciddi ciddi düşünmeleri tavsiyemiz olsun.
Şayet miyop değillerse yönetimimiz Kayserispor'un Hoca'sını izlemişlerdir. Göreve başlayalı üç gün oldu, olmadı. Takımı yıllardır tahtası kapalı, kaosu açık şekilde idare ediliyor. Geçen hafta en yakın rakiplerinden birisine beş golle yenilmiş, futbolcuları saha içinde birbirini tokatlamış, bir hücumda diğeri savunmada iki banko adamı kart cezalısı olmuş, üç beş sakat ve kadro dışısı bulunan biçare yapının sorumluluğuna getirilmiş.
Muhtemelen bir iki maçını kasetten izlediği Trabzonspor'u öyle bir düğümledi ki Şenol Güneş'in aklını aldı başından. İki kritik stratejiye ikna etti takımını. Birincisi arkadan oyun kurulumunu Batagov'a yaptırtmadı. Üzerine adam markajı uygulayarak bu konuda basireti noksan Saviç'e yönlendirdi rakibini. İkincisi de oyun ve skoru kanat organizasyonları ile bulabilen Trabzonspor'u kanat bölgelerine ek kuvvetler göndererek merkez hücumlarına zorladı. E böyle olunca da orta sahamızın yüksek kabiliyetsizliği ile yüzleşmek durumunda kaldık, bocaladık, afalladık.
Oyuncu performanslarını tek tek analize gerek yok çünkü takım halinde rezil rüsva olduk. Lakin Vişça'nın hastalık, sakatlık ve ya güçsüzlüğü maç boyu öyle inanılmaz boyutlarda cereyan etti ki Hoca'mızın ona gösterdiği sabır ve hoşgörü pes dedirtti. En az kırk dakika fazladan oyunda kaldı. Ayıp olmasa Kayserispor'un hocası oyundan çıkarırdı Vişça'yı.
Yeni transfer Sikan için çok şey söylemek acelecilik olur. En azından seri ama fiziki kapasitesinin yetersiz olduğunu not düşelim. Artem Dovbyk'ten ağzı yananlar Danylo'yu üfleyerek yemiş gibi geldi bana. On dört numaralı formanın içinde altı milyon euroluk bir adam yoktu bu açık. Bekleyeceğiz gelişecek, erecek, olgunlaşacak yani ölme eşeğim ölme. Bence Draguş daha hazır ve nazır seviyede. Ha Draguş demişken ben bu sakatlık masalının dinleyicisi de olmam okuyucusu da. Durum her ne ise KAP'a bildirilsin(!)
Ey bordo mavi formanın çocukları (!) En az rakibiniz kadar hırs, azim, inanç ve mücadeleden muaf olursanız, kalırsanız ne maçları kazanabilirsiniz ne de taraftarları. Bu musibet size kafi gelir umarım...